BELEDİYELER İÇİN ENGELLİLER HİZMET KLAVUZU

01.08.2016

BELEDİYELER İÇİN ENGELLİLER HİZMET KLAVUZU

Hazırlayan: Halil KÖSELER

2009-2014 dönemi CHP grubu Çankaya Belediye Meclisi Üyesi

Email: Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

GİRİŞ

Bir engelli için en büyük sorun engelli olmak değildir. Caddede, sokakta, okulda, işyerinde,, kısacası hayatın her alanında karşılaştığı önyargılar, ayrımcı uygulamalar ve engellerle dolu kentsel çarpıklıklardır. Bu olumsuzluklar ortadan kaldırıldığı takdirde engellilik o insan için önemli bir sorun olmaktan çıkacaktır.

Engelliliği bireysel bir sorun olarak görmek yanlıştır., Tedbirsizlik, bilgisizlik, yetersiz sağlık koşulları, savaş, terör gibi büyük oranda önlenebilir nedenlerin önlenememesi yüzünden ortaya çıkan toplumsal bir sorundur engellilik. Bu nedenle sorunun çözümü de toplum olarak herkesin ortak duyarlılığını, ortak sorumluluğunu gerektirir.

İşte bu noktada belediyelerimize 2 temel görev düşmektedir:

Birincisi, her engellinin hiçbir zorluk çekmeden istediği yere kolayca gidip-gelebileceği erişilebilir engelsiz bir kent yaratmmak.

İkincisi ise; sunulan tüm hizmet ve olanaklardan engelli vatandaşlarımızın da diğer insanlarla eşit düzeyde yararlanabilmesini sağlayacak koşulları oluşturmak.

Belediyelerimizin; engellilere yönelik eşit yurttaşlık anlayışına dayalı hak temelli, insan odaklı bir politikayı hayata geçirmiş sayılabilmesi için aşağıdaki şu hizmetleri yerine getirmeleri zorunludur:

1. erİşİlebİlİr, engelsİz BİR KENT.

a) Her belediye kendi yetki alanına giren yöredeki yolları, kaldırımları, kamuya açık yapılarda merdivenleri, kapıları, asansörleri, tuvaletleri, toplu ulaşım araçlarını, tren ve metro istasyonlarını, özetle bütün yaşam alanlarını hiçbir mazerete sığınmadan mümkün olan en kısa sürede engellilerin durumuna ve erişimine uygun hale getirmelidir. Hangi hizmetleri ne kadar sürede, hangi miktarda ödenekle yapacağını Stratejik Planlarda, yıllık bütçe ve performans programlarında göstermeli, yazılanlar kâğıt üzerinde kalmamalıdır

b) Kimi kaldırımlar aşırı yüksek, kimileri yolla eşit seviyede, görme engelliler için yapılan takip çizgilerinin kimisi yapıştırmalı, kimisi taşların kendisinden oymalı. Kimi kaldırımlar aşırı dar, Kimi rampalar ise aşırı dik. Özetle yaya kaldırımlarında hiçbir standart bulunmamaktadır. Kaldırım düzenlemelerine mutlaka bir standart getirilmeli, her belediyenin bu standarda uyması zorunlu olmalı ve kuralsız keyfi uygulamalara caydırıcı yaptırımlar getirilmelidir.

c) Esnaflar tarafından kaldırım üzerine konulan tabelalar, tezgâhlar, masa ve sandalyeler, sürücüler tarafından park edilen otomobiller mutlaka kaldırılmalı, bütün kaldırımlar yayalar için yürünebilir hale getirilmelidir. Sorunun çözümü için etkin denetim mekanizmaları oluşturulmalı, belediye zabıta memurlarına da sürücülere ceza yazma yetkisi verilmelidir.

d) Yapılacak kentsel düzenlemeler ve gerçekleştirilecek hizmetler öncesinde muhtemel hataları en az düzeye indirebilmek için neyin, nerede, nasıl yapılacağı konusunda bilgi ve deneyim sahibi engelli kişi ve örgütlerin görüş ve önerileri alınmalı, gereği mutlaka yerine getirilmelidir. Bu hususun dikkate alınmadığı durumlarda ne kadar çok yanlışlık ve eksikliklerle karşılaştığımız acı bir gerçektir.

e) Otomobillerin park etmesini önlemek amacıyla düzensiz ve biçimsiz şekilde kaldırımlara yerleştirilen farklı farklı boyutlardaki mantar taşları, demir kazıklar engellilerin takılıp düşmesine, yaralanıp sakatlanmasına neden olan en büyük sorunlardan biridir. Üstelik bu yöntemle otomobillerin kaldırımlara park etmelerinin hiçbir şekilde önlenemediği de bir gerçektir. Yapılması gereken binalara otopark zorunluluğu getirmek, bunun yetmediği yerlerde yeterli büyüklükte herkese açık otoparklar inşaa etmek ve otomobillerin kaldırımlara park etmelerini önleyici katı yaptırımları hayata geçirmektir.

f) Belediyelerimiz engelli vatandaşlarımız için bir örnek sokak, bir örnek park yapmak gibi medyatik hizmetleri tercih etmemeli, bütün sokakları, bütün parkları, bütün kentsel yaşam alanlarını engellilerin zorluk çekmeden yararlanabileceği hale getirmeyi amaç edinmelidir.

g) Belediyelerimiz, engellilerin erişimini zorlaştıran fiziksel olumsuzlukların giderilmesine önce kendi bina ve tesislerinden başlamalıdır.

h) Her belediye kendi yetki alanına giren il ve ilçelerdeki ilk ve orta öğretim okullarını tek tek tarayarak kapı, tuvalet, asansör gibi engellilerin durumuna uygun olmayan bölümleri belediye olanaklarıyla uygun hale getirmelidir. Bütün okul girişlerindeki basamaklı bölümlere tekerlekli sandalye kullanan engelliler için mutlaka standartlara uygun rampalar yapmalı.

i) Belediye yetkililerinden, engelli sivil toplum örgüt temsilcilerinden, uzman mimar ve mühendislerden meydana gelen bir çalışma grubu oluşturulmalı, bu çalışma grubu il ve ilçelerimizde ne gibi fiziksel engellerin bulunduğunu, hangi düzenlemelerin yapılması gerektiğini tek tek tespit etmeli, engellerin ortadan kaldırılmasına ilişkin projeler ve eylem planları hazırlamalı, hazırlanan bu plan ve projeler mutlaka hayata geçirilmelidir.

j) İnşaat yapacak olan sorumluları bilgilendirmek amacıyla bütün yapılarda engelliler için hangi standartlara uyulması gerektiğini açıklayan bir broşür hazırlanmalı, bu standartlara uyulup uyulmadığı bütün aşamalarda denetlenmelidir.

k) Belediye imar müdürlüğü proje ve ruhsat aşamalarında engellilerin durumuna uygun olmayan inşaat projelerine ve yapı kullanma izinlerine onay vermemelidir.

2. ENGELLİLER MECLİSİ.

Her belediye eengelli sivil toplum örgütlerinin geniş katılımını gerçekleştirerek kent konseyi bünyesinde engelliler meclisi oluşumunu sağlamalı ve desteklemelidir. Meclisin çalışma usul ve esaslarını içeren bir yönelge hazırlanmalı, hazırlanmış olanlar varsı onaylanarak uygulanmalı.

Söz konusu meclis aracılığıyle sosyal, eğitsel, kültürel ve istihdam alanlarında engelli sivil toplum örgütleriyle belediyeler arasında ortak projeler geliştirilmeli, ortak etkinlikler düzenlenmeli, engelli vatandaşlarımızın belediyelerin karar süreçlerine aktif katılımı sağlanmalıdır.

5393 sayılı belediye kanununun 75’inci maddesinin c) fıkrasına göre: “Belediyeler özürlü dernek ve vakıflarla ortak hizmet projeleri gerçekleştirebilmektedir”.

3. MESLEKİ EĞİTİM KURSLARI.

Mesleki eğitim; engelli vatandaşlarımızın kendine yeterli, üretken bireyler olarak yetişmelerinde, toplumla kaynaşmalarında son derece önemli bir işleve sahiptir. Bir meslek sahibi olmayan engelliler yasal kotalardan yararlanarak işe girebilseler de maaşlı işsiz durumuna düzmektedirler.

Bu nedenle belediyelerimiz, işgücü piyasasının daha çok hangi mesleklerde çalışan elemanlara ihtiyacı olduğuna ilişkin bilimsel bir araştırma yapmalı ya da yaptırmalı, her engel grubunun başarılı olabileceği alanlar tespit edilerek ayrı ayrı mesleki eğitim kursları düzenlemelidir. Bu kurslar sadece engellilerden oluşan grupları kapsayacağı gibi, eğitim materyalleri ve deneyimli eğitimci yönüyle uygun koşullar sağlandığı takdirde engelli olmayanlarla bir arada da gerçekleştirilebilir. Mesleki eğitim kurslarında başarı gösteren engellilerin daha sonra iş bulabilmeleri için bir çalışma grubu oluşturularak işyerleri düzeyinde görüşmeler yapılmalı, engelli bireylerin neyi nasıl yapabilecekleri, başarılı olabilmeleri için hangi koşulların yerine getirilmesi gerektiği konusunda işverenler bilgilendirilmelidir.

4. GÖRME ENGELLİLER İÇİN SESLİ VE BREYL KÜTÜPHANE.

5393 sayılı belediye kanununun 14’üncü maddesinin b) fıkrasına göre:

“Belediye hizmetleri, vatandaşlara en yakın yerlerde ve en uygun yöntemlerle sunulur. Hizmet sunumunda özürlü, yaşlı, düşkün ve dar gelirlilerin durumuna uygun yöntemler uygulanır” denilmektedir.

Büyükşehir Belediye Kanununda da benzer hükümler yer almaktadır.

Yapılan bir kısım çalışmalara rağmen görme engelli vatandaşlarımızın kitap okuma ihtiyacını karşılayacak kaynaklar ve olanaklar henüz yeterli düzeye ulaşamamıştır. Halen onbinlerce kitap stüdyo ortamında seslendirilmeyi ve görme engellilerin parmak uçlarıyla okuduğu breyl yazıya dönüştürülmeyi beklemektedir. Bu nedenle belediyelerimizin sesli ve breyl kitap üretimi konusunda yapacağı her katkı büyük değer taşımaktadır.

Çocuk, öğrenci ve yetişkin görme engelli vatandaşlarımızın ihtiyaç duyduğu bütün kitapların hem sesli hem de breyl olarak üretilip ihtiyaç sahiplerine ulaştırılabilmesi için belediyelerimiz tarafından kolay ulaşılabilir mekânlarda, fiziki, teknik ve idari yönden yeterli, verimli hizmet sunabilecek özelliklere sahip sesli ve breyl kütüphaneler mutlaka kurulmalı, kurulmuş olanlar desteklenip geliştirilmelidir.

Sesli kütüphane için neler gereklidir:

a) Sesli kütüphane başlangıç olarak gürültüye karşı yalıtılmış 2 adet stüdyodan, bir adet yönetim, bir adet kitap dinleme odasından oluşmalıdır.

b) Stüdyolar iç içe iki odadan oluşacak. İçteki odada kitap seslendirilecek, dıştaki odada ise seslendirilen kitaplar görevli personel tarafından bilgisayara kaydedilecek. İçteki oda yaklaşık 12 metrekare, Dıştaki oda 8 metrekare olacak.

c) Kitap seslendiren kişiyle personelin birbirlerini görmesi için iç odayla dış oda arasında bir cam bölme olacak. Kitapların seslendirilmesi için öncelikle okuması ve diksiyonu uygun gönüllü vatandaşlardan yararlanılacak.

d) Kitapların bilgisayar ortamına kaydı için bu konuya uygun bilgi ve deneyimi olan veya yetiştirilen belediye personelleri görevlendirilecek.

e) Sesli kütüphane için gerekli cihazlar: Mevcut stüdyo sayısına göre yeterli sayıda yüksek kapasiteli, bilgisayar, kaliteli mikrofon, stüdyo kulaklığı, çok kanallı ses mikseri, çift dinleme monitoru.

f) Sesli kütüphane için bir yönetici, seslendirme sırasında kitapları bilgisayara kaydedebilecek 2 personel görevlendirilecek.

Breyl Kütüphane için gerekenler:

a) Breyl kütüphane özel kitap basma cihazının yer aldığı bir adet matbaa odasından, Basılacak kitapları bilgisayar ortamına kaydetmek için bir adet kitap tarama odasından, bir adet yönetim odasından, basılan kitapların okunacağı veya ihtiyaç sahiplerine verileceği bir adet kitap okuma odasından ibaret olacak.

b) Breyl kütüphane için yaklaşık 150 metrekare civarında bir alan gereklidir.

c) Saatte 1000 sayfa basabilen Bir adet 4 Waves pro braille embosser (kitap basma cihazı), Yaklaşık fiyatı 60.000 TL.

2 adet yüksek kapasiteli bilgisayar, bir adet Scanner (Tarama Cihazı), Sürekli form şeklinde breyl yazı basımına uygun 15-20 ton civarında 140 ile 160 gram arasında üretilmiş özel kâğıt.

Kitap ciltleme, kâğıt kesme cihazları, ciltleme için çeşitli boyutlarda yeterli miktarda sipral tel gereklidir.

d) Breyl kütüphane için Bir yönetici ve iki teknik personel görevlendirilecektir.

5. DOKUNMATİK HAYVANAT BAHÇESİ.

Bilindiği gibi gören insanlar televizyonlarda seyrederek ya da hayvanat bahçelerinde yakından görerek bütün hayvanların şekilleri, büyüklükleri hakkında bilgi edinebilmektedirler. Görme engellilerin ise böyle bir olanağı yoktur. İsmini duydukları birçok hayvanın şeklini, büyüklüğünü hep merak etmişlerdir. Ancak; aslan, kaplan, ayı, yılan, fil, kurt, timsah, KANGURU gibi birçok hayvana canlı olarak dokunmak mümkün olamadığından doğuştan ya da küçük yaşlarda görme engelli olan vatandaşlarımız bu gibi hayvanların şekilleri, gerçek büyüklükleri hakkında bilgi sahibi değildirler. Kendilerine sözlü olarak anlatılmış olsa bile tam anlamıyla hayallerinde canlandırmaları da mümkün değildir.

Bu nedenle görme engelli vatandaşlarımızın yoğun olduğu illerdeki belediyelerimiz, kolay erişilebilir bir mekânda üç boyutlu hayvan maketlerinden oluşan özel bir hayvanat bahçesi oluşturmalıdırlar. Böyle bir uygulama Yeteri kadar geniş alana sahip genel hayvanat bahçeleri içinde de gerçekleştirilebilir. Maketler mutlaka üç boyutlu olmalı ve her hayvanın yetişkin haliyle birebir büyüklükte olmalı, üzerindeki tüğler dahil hayvanın bütün özelliklerini taşımalıdır. Maketler aslından küçük olduğu takdirde gerçeğinin ne kadar büyüklükte olduğu hayal edilemez. Maketler mutlaka dokunma duyusuna hitap eden kaliteli malzemelerden yapılmalıdır.

Her maketin üzerinde o maketin hangi hayvana ait olduğunu gösteren breyl yazı olmalı ve mümkünse bir düğmeye basıldığında o hayvanın sesi duyulabilmelidir.

Böyle bir hayvanat bahçesi Türkiye’de hatta belki de dünyada ilk olacağından örnek ve anlamlı bir hizmet özelliğine sahiptir. Belediyelerimiz bu uygulamayla görme engelli bireylerin doğayı tanımalarına, dünyadaki bütün hayvanlar hakkında bilgi sahibi olmalarına, zihinsel ve ruhsal dünyalarının zenginleşmesine, önemli bir katkıda bulunmuş olacaktır.

6. AĞIR DÜZEYDEKİ ENGELLİLER İÇİN KORUMALI İŞYERİ.

Ağır düzeyde engelli olan vatandaşlarımız durumlarının doğal sonucu olarak genel işyerlerinde iş bulmakta ve çalışmakta diğer engelliler kadar şanslı değildirler. Uygulanmakta olan kota, ceza ve teşvik sistemi de bu tür engellilerin istihtam sorununu çözememektedir. Bu nedenle ağır engelli vatandaşlarımız arasında işsizlik oranı çok çok daha yüksek düzeydedir. Sorunun çözümü için tüm dünyada korumalı işyeri yöntemine başvurulmaktadır. Ağır engelli vatandaşların sosyal ve psikolojik yönden topluma uyum sağlamaları, yaşama sevinci ve özgüven duygusu kazanmaları için oluşturulan korumalı işyeri Uluslararası terminolojide Sosyal işyeri olarak da tanımlanmaktadır.

5378 sayılı Özürlüler Kanununun 14’üncü maddesi ve Korumalı İşyerleri Hakkında Yönetmelik doğrultusunda oluşturulacak korumalı işyerlerinde ağır düzeydeki zihinsel ve bedensel engellilerin çalıştırılacağı unutulmamalıdır. Üretilecek ürünlere, üretim yöntemlerine, kullanılacak araç-gereçlere, çalışma koşullarına, yönetim biçimine ilişkin projeler geliştirilmeli, hazırlanan projeler engelli sivil toplum örgütleriyle işbirliği içinde belediye bünyesinde hayata geçirilmelidir. Korumalı işyerinde çalışan engelli bireylerin kazalarla karşılaşmamaları, herhangi bir zarar görmemeleri için riskleri ortadan kaldıracak bütün önlemler alınmalı, çalışma mekânı buna uygun fiziki koşulları taşıyacak şekilde düzenlenmelidir.

Korumalı işyeri konusunda Almanya uzun yıllara dayanan önemli bir deneyime ve birikime sahiptir. Bu ülkedeki uygulamalar mutlaka yerinde incelenmeli ve belediyelerimizin koşullarına uyarlanmalıdır.

7. BELEDİYE PERSONELLERİNE İŞARET DİLİ EĞİTİMİ.

Belediyelerimize hizmet almak üzere gelen işitme engelli vatandaşlarımızla iletişim kurmak ve işitme engellilerin katıldığı etkinliklerde yapılan konuşmaları tercüme etmek için işaret dilini bilen görevlilere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu nedenle; deneyimli bir işaret dili eğitimcisi rehberliğinde en az 3 ya da 5 gibi belli sayıda BELEDİYE personeline işaret dili eğitimi verilmelidir. İşitme engelli vatandaşlarla yeterli düzeyde iletişim kurabilecek düzeye gelinceye kadar bu eğitim sürdürülmeli, işitme engelli sivil toplum örgütlerinde uygulama yapmaları sağlanmalıdır.

8. ENGELLİLERE YÖNELİK AYRIMCILIKLA MÜCADELE.

Ayrımcılık, dil, din, mezhep, ırk, renk, cinsiyet, etnik köken, siyasi düşünce, felsefi inanç, engellilik gibi nedenlerle bir insana veya gruba başkalarından farklı davranarak onu diğer insanlardan aşağı görmek, bir hizmetin yerine getirilmesini ve o hizmetten herkesin eşit düzeyde yararlanmasını engellemek veya reddetmek demektir. Yapılan araştırmalara göre günümüzde engellilerin ayrımcı uygulamalarla en sık karşılaştığı alanlar, bilgilenme, örgütlenme, barınma, beslenme, çalışma, aile kurma, erişim, iletişim, ulaşım, katılım, eğitim ve sağlık gibi alanlardır.

Söz konusu alanlarda; Engellilere yönelik önyargılı, ayrımcı ve istismarcı yaklaşımların ortadan kaldırılması için eğitici seminerler, paneller, kampanyalar düzenlemeliyiz. Toplumu uyarıcı kısa spot sözler hazırlayarak bunların radyo ve televizyonlarda yayınlanmasını sağlamalıyız.

Engelli vatandaşlarımızın en yakıcı sorunu günlek yaşamda ve iş yaşamında her an, her yerde karşılarına çıkan ayrımcı ve önyargılı sözler, davranışlar ve uygulamalardır.

9. ENGELLERLE İLETİŞİM KONUSUNDA TOPLUMUN BİLİNÇLENDİRİLMESİ.

Toplumda engelli kişilere genellikle zavallı, çaresiz, hasta, muhtaç gözüyle bakılmakta, acıma ve merhamet duygusuyla yaklaşılmaktadır. Bu tür yaklaşımlar engelli insanları en fazla rahatsız eden sorunlardan biridir. Engelli bireylerin toplumdan beklediği yaklaşım acıma değil saygıdır. Engelli bir kişiye hangi ortamlarda nasıl davranılacağı, nasıl iletişim kurulacağı, nasıl yardımcı olunabileceği gibi konular çok önemlidir. Bu nedenle konuyla ilgili aydınlatıcı bir broşür hazırlanmalı ya da hazırlanmış broşürler varsa çoğaltılarak belediye personel ve yöneticileri başta olmak üzere, il ve ilçelerimizde bulunan kurum kuruluş ve kişilere dağıtılmalıdır.

Özellikle engelli olmayan vatandaşlarımızın katılımcı olarak yer alacağı seminer ve konferanslar düzenlenmeli, uzman konuşmacılar tarafından engelli bireylere yaklaşım ve rehberlik konusunda bilgi verilmelidir. Bu tür bilgilendirme çalışmaları önce belediye personellerinden başlamalıdır.

10. İŞSİZ ENGELLİ VATANDAŞLARIMIZA DESTEK.

Belediyelerimizin yetki alanına giren yerlerde otopark, büfe, dükkân, pazar yeri gibi birimlerden kiralama yoluyla işsiz engelli vatandaşlarımızın da yararlanması konusunda kolaylıklar ve belli sayıda kontenjanlar tanınmalıdır. İşsiz engelli vatandaşların ürünlerini pazarlayıp satarak geçimlerini sağlayabilecekleri, kış ve yaz mevsimlerinin olumsuzluklarından etkilenmeyecek biçimde, sağlıklı koşullara sahip kapalı işyerleri oluşturulmalıdır. Sağlanan bu tür olanaklardan gerçek ihtiyaç sahibi engellilerin yararlanması için doğru tespitler yapılarak titizlik gösterilmelidir.

11. BAKIMA MUHTAÇ ENGELLİ VATANDAŞLARIMIZA EVDE BAKIM HİZMETİ.

Bakıma muhtaç ağır düzeydeki engelli vatandaşlarımızın kendileri ve aileleri önemli sıkıntılar yaşamaktadırlar. Bu tür vatandaşlarımızı yerinde tespit etmek ve destek olmak amacıyla engelli sivil toplum örgütleriyle, muhtarlıklarla ve ilgili kuruluşlarla işbirliği yapılarak, ortak projeler geliştirilmeli, bakım konusunda eğitici kurslar açılmalı, açılan bu tür kurslar desteklenmelidir.

Bakım ve tedavi, hastaneye götürüp getirme, psikolojik destek gibi hizmetler sunulmalı, bu amaçla sağlık müdürlüğü bünyesinde yeterli sayıda yetişmiş doktor, hemşire ve sağlık personeli görevlendirilmeli, ulaşımda kullanmak üzere engellilerin durumuna uygun özel donanımlı araç bulundurulmalıdır.

12. AMATÖR ENGELLİ SPORCULARA VE SPOR KULÜPLERİNE DESTEK.

5393 sayılı belediye kanununun 14’üncü maddesinin b) fıkrasına göre:

“Belediyeler gerektiğinde, öğrencilere, amatör spor kulüplerine malzeme verir ve gerekli desteği sağlar, her türlü amatör spor karşılaşmaları düzenler, yurt içi ve yurt dışı müsabakalarda üstün başarı gösteren veya derece alan sporculara belediye meclisi kararıyla ödül verebilir” denilmektedir.

Engelli bireylerin toplumla kaynaşmalarında, özgüven duygusu kazanmalarında, hayata bağlanmalarında, sağlıklı bir bünyeye sahip olmalarında, sporun son derece önemli bir işlevi vardır. Bu nedenle belediyeler daha çok sayıda engellinin spora ilgi duymasını, spor yapmasını, yeteneklerini geliştirmesini teşfik eden uygulamalara, etkinliklere ağırlık vermeli, herkesi kapsayacak biçimde yaygınlaştırmalıdır. Ancak; günümüzde belediyeLERİN KENDİ İSMİYLE özel spor kulüpleri kurarak bu kulüplerdeki sporcu ve antranörlere özel ödenekler, özel hizmet ve olanaklar, bir çok özel ayrıcalıklar SUNMALARI şeklindeki uygulama diğer amatör engelli sporcuların ve spor kulüplerinin belediye olanaklarından aynı düzeyde yararlanmasını imkânsız hale getirmektedir. Belediyelerin kendilerine ait spor kulübü kurma uygulamasının yeniden gözden geçirilmesinde, tartışılıp değerlendirilmesinde büyük bir kamusal yarar olduğunu düşünüyorum. Söz konusu uygulamayla sınırlı sayıdaki engelli sporcu diğerlerine göre çok daha büyük başarılar elde etmiş, o belediye daha fazla reklam yapmış olabilir. Ancak, bu kulüp dışında kalan ve büyük çoğunluğu teşkil eden diğer engelli vatandaşların belediyenin hizmet ve olanaklarından aynı düzeyde yararlanamaması sonucu daha başarısız oldukları, yarışmalarda haksız rekabetin oluştuğu gerçeği unutulmamalıdır. Dolayısıyla Bu uygulama her vatandaşa eşitlikçi yaklaşımla destek olmayı, hizmet sunmayı gerektiren sosyal belediyecilik anlayışına da ters düşmektedir. Engelli olan, olmayan bütün spor kulüpleri için aynı eşitlikçi anlayışın benimsenmesi gerektiğini düşünmekteyim. Belediyelerin kendi spor kulüplerine ayırdığı ödeneklerin bütün spor kulüplerine, bütün amatör sporculara eşit düzeyde paylaştırıldığını düşünün. Bu durumda ne kadar çok sayıda sporcunun yetişebileceğini, ne kadar büyük ve yaygın başarıların elde edileceğini hayal edebilirsiniz.

İlköğretimden üniversite düzeyine kadar il ve ilçelerimizdeki tüm okullar taranarak engelli öğrencilerin hangi spor dallarına ilgi duydukları tespit edilmeli, yeteneklerini geliştirebilmesi için yeterli fırsat ve olanaklar sağlanmalıdır. Çeşitli branşlarda engelli sporcular arası ödüllü yarışmalar düzenlenmelidir. Mali kaynakları yeterli olan ya da proje karşılığı yeni kaynak yaratabilen belediyelerimiz her engel grubundan bütün amatör sporcuların çeşitli spor dallarında antrenman yapabileceği özel donanımlı spor tesisleri kurmalıdır. Ulusal ve uluslararası yarışmalarda derece almış başarılı engelli tüm amatör sporcuları ayrım yapmaksızın bütçe olanakları ölçüsünde ödüllendirmelidir. Ulusal ve uluslararası spor yarışmalarına katılacak olan engelli sporcuların ulaşım, malzeme, yemek ve konaklama gibi ihtiyaçlarının karşılanması konusunda amatör spor kulüplerine eşit düzeyde destek olmalıdır.

Günün belli saatlerinde spor amaçlı yürüyüş yapmak isteyen engelli vatandaşlarımız için özel yürüme yolları oluşturulmalı ya da mevcut yürüme yollarında özel düzenlemeler yapılmalıdır.

13. ENGELLİLİĞİ ÖNLEYİCİ TEDBİRLER.

a) Doğuştan ve sonradan oluşan kimi engellilikler bilgisizlik ve yetersiz sağlık koşulları gibi önlenebilir nedenlerin önlenememesi sonucu ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla erken teşhisin önemi çok büyüktür. Bu amaçla uzman doktorlardan meydana gelen gezici bir sağlık ekibi oluşturarak okullarda ve toplumun diğer kesimlerinde göz ve kulak başta olmak üzere sağlık taramaları yaygınlaştırılmalı, elde edilen sonuçların gereği yapılmalıdır.

b) Engelliliği önleyici tedbirler konusunda aileleri ve toplumu bilinçlendirici kampanyalar düzenlenmeli, radyo, televizyon, gazete, sosyal medya gibi kanallar kullanılarak toplumda farkındalık, duyarlılık ve sorumluluk bilinci yaratılmalıdır.

14. KISA ADI GÖZAK OLAN GÖZÜNÜZ ARKADA KALMASIN PROJESİ

Ağır düzeyde zihinsel engelli çocuğu olan ana-babalar her an, her dakika çocuklarıyla ilgilenmeleri gerektiğinden çoğu zaman kendi sorunlarını, ihtiyaçlarını düşünmeye bile vakit bulamamaktadırlar. Örneğin, kendi tedavileri için hastaneye gitmeleri gerektiğinde, yakınlarının bir cenazesi, bir düğünü olduğunda, herhangi bir kurumda takip etmeleri gereken acil işleri çıktığında, kişisel bakımları için berbere, kuaföre gitmek zorunda olduklarında çocuklarını emanet edebilecekleri bir yer bulamamaktadırlar. Tükenmişlik, çaresizlik duygusuna kapılan bu ailelerin çocuklarını gündüzleri belli sürelerle emanet edebilecekleri bir hizmet biriminin belediyelerimiz bünyesinde oluşturulmasına acil bir ihtiyaç vardır. Bu hizmet birimlerini kısa adıyla GÖZAK olan Gözünüz Arkada Kalmasın merkezi şeklinde isimlendirebiliriz.

Gözak Merkezinin hizmetleri şu esaslara dayanmalıdır:

a) Öncelikle fiziki yönüyle ihtiyaca cevap verebilecek büyüklükte bir mekân oluşturulmalı.

b) Bu hizmet biriminde yeterli sayıda ve nitelikte deneyimli personel görevlendirilmeli.

c) Ağır düzeyde zihinsel engelli çocuğu olan ailelerin tespiti için engelli sivil toplum örgütleriyle ve ilgili diğer kurumlarla işbirliği yapılarak sağlıklı bir veri tabanı oluşturulmalı.

d) Hizmetten yararlanma usül ve esaslarını içeren bir yönerge hazırlanmalı.

e) Gerektiğinde ağır zihinsel engelli bireyin bakımı konusunda deneyimli bir belediye personel gönderilerek emanet edilen engelliye istenen süre içinde kendi evinde de bakabilmeli.

f) Bu uygulama yatalak hastası olan ailelerin soluk alabilmesi için de belli süreyle bir belediye sağlık personeli görevlendirilerek hastanın evinde bakım gerçekleştirilmeli.

g) Ana-babanın engelli çocuğunu hangi nedenle, ne kadar süreyle emanet edeceğine ilişkin bir form oluşturulmalı ve velisine imzalatılmalı.

Hizmet birimine emanet edilen çocuklara o süreler içinde çeşitli beceriler kazandırmaya yönelik eğitim verilmeli.

Galoş üretimi, basit takılar yapma, boyama, kâğıt kaplama, makasla resimleri kesip yapıştırma, düğme dikme, basit örgü işleri, paketleme, bilgisayar kullanımı, basit düzeyde Müzik eğitimi, nişastayla çiçek tutkalı karıştırılarak oluşturulan hamurdan çiçek, yaprak, insan, noel baba, hayvan şekilleri gibi çeşitli şekiller yapma, renk kavramı, göz teması, el kaslarının gelişimine katkıda bulunan resim boyama gibi çalışmalar yer almalı.

h) Bu süre zarfında çocukların kişisel gelişimine, günlük yaşam ve öz bakım becerileri kazanmalarına yönelik kız ve erkek çocukların ayrı ayrı ihtiyaçlarına uygun eğitimler verilmeli.

i) .× Çocukları olası risklerden korumak amacıyla aşırı kısıtlayıcı olmamak üzere görevli personellerin onları sürekli yakından takip etmeleri, ilgilenmeleri sağlanmalı.

j) İhtiyaç halinde ailelere rehberlik ve danışmanlık hizmeti sunulmalı.

15. DOST ELİ HİZMETİ.

Birçok engellinin en büyük sorunu evden dışarı çıkamamaktır. Kendisine yardımcı olabilecek Herhangi bir yakını bulunmadığı için çok sayıda görme engelli ve tekerlekli sandalye bağımlısı engelli vatandaşımız Sosyal ve kültürel etkinliklere katılma, alış-veriş merkezlerine, tiyatro, sinema, park, müze, kütüphane gibi yerlere gidebilme, hastane, adliye, banka, noter, tapu dairesi gibi resmi ve özel kurumlardaki işlerini takip edebilme konularında ciddi sıkıntılar yaşamaktadırlar. Sorunlarının çözümü için kendilerine uzanacak bir dost elini beklemektedirler. Her defasında kendisine yardımcı olabilecek bir refakatçı aramak zorunda kalan engelli vatandaşlarımızın yaşadığı bu önemli sorun “Dost Eli” projesiyle çözülmüş olacaktır.

Dost Eli projesinin uygulama biçimi şöyle olacaktır:

a) Kendi başına evden dışarı çıkamayacak durumda olan engelli vatandaşlarımızla ilgili sağlıklı bir veri tabanı oluşturulacak.

b) Bu amaçla sosyal hizmet uzmanı, psikolog ve doktordan oluşan bir çalışma ekibi oluşturularak muhtarlıklarla, engelli sivil toplum örgütleriyle, resmi kurum ve kuruluşlarla işbirliği yoluyla tespit edilen ihtiyaç sahipleri bizzat evlerinde ziyaret edilecek, Dost Eli hizmetinden yararlanmak isteyip istemedikleri sorulacak.

c) Söz konusu engelli vatandaşlarımızın, sosyal ve kültürel etkinliklere katılmalarını, alış-veriş merkezlerine, tiyatro, sinema, park, müze, kütüphane gibi yerlere gidebilmelerini, hastane, adliye, banka, noter, tapu dairesi gibi resmi ve özel kurumlardaki işlerini takip edebilmelerini sağlamak üzere belediye bünyesinde fiziksel ve idari altyapı oluşturulacak.

d) Dost Eli Hizmet biriminde gerekli niteliklere sahip yeterli sayıda ve nitelikte personel görevlendirilecek.

e) Personellere hangi gruptaki engelliye hangi ortamda nasıl refakat edileceği, nasıl davranılacağı, nasıl iletişim kurulacağı gibi konularda kısa süreli eğitimler verilecek.

f) Dost Eli projesine katkıda bulunmak isteyen gönüllü vatandaşlarımızın katkılarından yararlanılacak. Bu tür gönüllü vatandaşlar da hizmet öncesi belli bir eğitimden geçirilecek.

g) Engelli vatandaşlarımızı ihtiyaç duyulan yerlere götürüp getirmek üzere bir adet normal minibüs ve tekerlekli sandalye kullanan engelli vatandaşlarımız için özel donanımlı bir taşıt aracı sağlanacak.

h) Sunulan bu hizmetten yararlanma kural ve koşullarının ayrıntıları bir yönergeyle belirlenecek.

i) İhtiyaç sahibi engelli bireyler sunulacak bu hizmetten yararlanmak üzere düzenlenen başvuru formunu doldurarak istenen belgelerle birlikte ilgili hizmet birimine kayıt yaptıracak.

j) Hizmetten yararlanmak isteyen vatandaşlar telefon veya diğer iletişim yollarıyla önceden randevu alacak. Bu sırada gidilecek yer, katılacağı etkinlik, tarihi, saati, yapılacak işlemler ve süresi belirtilecek.

k) Başvuru talebi incelenip onaylandıktan sonra ilgiliye bildirilecek, belirtilen tarih ve saatte özel yetişmiş görevliler eşliğinde bir taşıt aracı gönderilerek engelli vatandaşımız evinden alınıp gideceği yere götürülecek. Talep edilen iş veya işlemler tamamlandıktan sonra tekrar evine bırakılacak.

16. TOPLUMLA KAYNAŞMA.

Engelli vatandaşlarımıza yapılabilecek en önemli hizmetlerden biri de onların toplumla kaynaşmalarını sağlayan fırsat ve olanakları oluşturmaktır.

Belediyelerimiz tarafından genele yönelik yürütülen eğitim, kültür, sanat, spor ve rekreasyon faaliyetlerinden engelli vatandaşlarımız yeteri kadar yararlanamamaktadır.

Toplumda genellikle engellilerin kendi aralarında yapılacak etkinliklere katılmalarının daha uygun olacağı düşüncesi hakimdir. Oysa bu düşünce yanlıştır. Toplumla kaynaşmayı engelleyen bir yaklaşımdır. Belediyeler tarafından düzenlenecek bütün etkinliklerin her aşamasında engelli sivil toplum örgütleriyle, kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapılarak engelli vatandaşlarımızın da bu etkinliklere geniş katılımı sağlanmalıdır. Katılımı teşfik etmek amacıyla engellilerin ulaşımı için araç tahsis edilmelidir.

Etkinlikler sırasında engelli vatandaşlarımıza da kendi yeteneklerini sergileme olanağı vermek onlara yaşama sevinci ve özgüven duygusu kazandıracaktır.

Engelli olan ve olmayan grupların bir arada olduğu ortak piknik ve tatil organizasyonları da engelli vatandaşlarımızın toplumla kaynaşmalarını sağlayan önemli etkinliklerdir. Belediyelerimizin bu hususa da önem vermesi yararlı olacaktır.

17. ENGELLİ YAZAR VE SANATÇILARA DESTEK.

Belediyelerimiz tarafından engelli bireyler arasında sanata, edebiyata ilginin arttırılması, bu konuda yeteneklerinin geliştirilmesi için maddi ve manevi destek olunmalıdır. Engelli yazar ve sanatçılar arasında ödüllü şiir ve öykü yazma, resim yapma, şarkı söyleme yarışmaları düzenlenmeli, sanatsal ve kültürel sergiler açılmalı, festivaller, dinletiler yapılmalıdır. Bu tür çalışmalar gelenekselleştirilerek kurumsal hale getirilmelidir.

18. ENGELLİLERE ÖZEL ARAÇ GEREÇ DESTEĞİ.

Bedensel engelliler için tekerlekli ve akülü sandalye, görme engelliler için beyaz baston breyl ve konuşan saat, breyl yazı araçları, işitme engelliler için işitme cihazları gibi ihtiyaç duydukları özel araç-gereçler olmak üzere engellilerin hayatını kolaylaştıran özel amaçlı cihazların temin edilmesi ve ihtiyaç sahibi engellilere ulaştırılması konusunda belediyelerimizde özel bir hizmet birimi oluşturulmalıdır.

Engelliler için dünyada geliştirilen teknolojik yenilikler belediyelerimiz tarafından izlenerek il ve ilçelerimizde olanaklar ölçüsünde hayata geçirilmelidir.

19. ENGELLİLER MÜDÜRLÜĞÜ.

Belediyelerimizde engellilere yönelik hizmetlerin hangi müdürlük bünyesinde yürütülmesi gerektiğine ilişkin çelişkili uygulamalar bulunmaktadır. Bu konuya bir standart getirmek hizmette verimliliği arttıracaktır. Her belediye bünyesinde engelliler müdürlüğü oluşturmak en doğru yaklaşımdır. Belediyedeki bütün müdürlükler engelli vatandaşlarımızla ilgili yapacakları bir düzenleme, bir hizmet, bir uygulama olduğunda mutlaka engelliler müdürlüğüne danışarak gerçekleştirmelidir. Örneğin, fenişleri müdürlüğü kaldırım yaparken, park ve bahçeler müdürlüğü bir park yaparken engelliler için neyin nasıl yapılacağı konusunda engelliler müdürlüğünün görüşünü almalıdır. Aksi takdirde bu müdürlüğün hiç bir anlamı hiç bir işlevi olmayacaktır.

Engelliler müdürlüğü şu birimlerden oluşmalıdır:

Destek hizmetleri birimi, araştırma ve geliştirme birimi, rehberlik ve danışma birimi, sivil toplum örgütleriyle ilişkiler birimi gibi hizmet birimleri.

Engelliler alanında çalışarak deneyim kazanmış bir müdür, yeterli sayıda ve nitelikte sosyal hizmet uzmanı, psikolog, şehir plancısı ve diğer yardımcı personeller görevlendirilmeli, her yıl belediye bütçesinde müdürlük için yeterli ödenek ayrılmalıdır.

Engelliler müdürlüğünün görevleri:

a. İhtiyaca uygun hizmet projeleri geliştirmek.

b. Bütün müdürlüklerle ilişki kurarak belediye hizmetlerinin engellilerin durumuna uygun erişilebilir, verimli ve kaliteli düzeyde olmasını sağlamak.

c. Engelli sivil toplum örgütleriyle, kurum ve kuruluşlarla belediye arasındaki iletişim ve işbirliğini güçlendirmek.

d. Engellilerin karşılaştığı sorunların çözümü, hizmet kalitesinin arttırılması, dünyadaki teknolojik yenilikler gibi konularda araştırma ve geliştirme çalışmaları yapmak ya da yaptırmak.

e. Ailelere ve engelli bireylere rehberlik ve danışma hizmetleri sunmak.

Rehberlik ve danışma hizmeti müdürlüğün en önemli görevlerinden biridir. Çünkü:

Engelli bireylerin ve ailelerin büyük bir bölümü hangi yasal haklara sahip oldukları, hangi kurumlara başvurmaları gerektiği, yaşadıkları sorunları nasıl çözebilecekleri, engelli çocuklarını yetiştirirken nelere dikkat etmeleri gerektiği gibi konularda yeterli bilgiye, cesarete sahip değildirler.

Bu nedenle rehberlik ve danışma biriminde; başvuranlara yol gösterebilecek, onları cesaretlendirebilecek, doğru bilgilerle aydınlatabilecek, kafalarına takılan soruları cevaplandırabilecek deneyimli bir hukukçu, bir sosyal hizmet uzmanı, bir psikolog görevlendirilmelidir. Hizmet biriminin adresi ve telefon numarası çeşitli kanallarla kamuoyuna sık sık duyurulmalıdır.

20. ENGELLİLER VERİ TABANI.

Engelilerle ilgili elimizde doğru veriler olmadan doğru planlamanın da yapılamayacağı unutulmamalıdır. Halen belediyelerimizin büyük çoğunluğu kendi yöresinde yaşayan engellilere ilişkin sağlıklı tespitlere dayanan bir veri tabanına sahip değildir. Belediyelerimiz; o il veya ilçede hangi grupta, hangi yaşta, ne kadar sayıda erkek ve kadın engelli vatandaşın yaşadığı, sosyal ve ekonomik durumlarının hangi düzeyde olduğu konusunda sağlıklı bir araştırma yaparak ya da yaptırarak bir bilgi bankası oluşturmalıdır.

Veri tabanı oluşturabilmek için örnekleme yoluyla değil hane hane dolaşarak yüz yüze yapılacak tespitler çok daha sağlıklı, güvenilir sonuçlar verecektir.

Engelli vatandaşlarımızla ilgili sağlıklı bilgilere ulaşmak belediyelerimizin öncelikli görevi olmalıdır.

21. WEB SAYFASI HİZMETİ.

a) Belediyelerimize ait resmi web sayfalarındaki bütün linkler, bütün sayfalar, bütün bilgiler teknik özellik ve tasarım bakımından görme engelli vatandaşlarımızın erişimine ve yararlanmasına uygun hale getirilmeli. Böyle bir web tasarımı için konuyla ilgili deneyimli uzmanlardan destek alınmalı.

b) 5846 Fikir Ve Sanat Eserleri Kanununun ek 11. Maddesine göre ticari bir amaç olmaksızın eğitim amacıyla görme engelliler için üretilen sesli ve breyl kitaplar için telif hakkı sorunu bulunmamaktadır. Bu nedenle görme engellilerin yoğun olarak bulunduğu il ve ilçelerdeki belediyelerimiz tarafından kurulmuş ya da kurulacak olan sesli kütüphanelerde seslendirilen sesli kitapları web sayfası yoluyla görme engellilerin hizmetine sunmalıdırlar. Bu hizmetten yararlanmak isteyen bireyler %40 oranında görme engelli olduklarını geçerli bir sağlık raporuyla kanıtlamalı ve kütüphaneye üye yapılmalı. Daha sonra kendilerine özel bir web sayfası şifresi verilerek sesli kitapları dinleyebilmeleri ve indirebilmeleri sağlanmalıdır.

c) Belediyelerimize ait resmi web sayfalarında; engelli vatandaşlarımıza yönelik belediye hizmetlerini anlatan, ilgili yasa ve yönetmeliklerden doğan hak ve olanaklar konusunda aydınlatan, toplumda farkındalık ve duyarlılık yaratan sesli, yazılı ve görsel materyallere yer verilmeli.

d) Web sayfasında engelli bireylerin, ailelerin, vatandaşların merak ettiği soruların sorulabileceği ve yanıtlanabileceği kullanımı kolay bir interaktif sistem oluşturulmalı.

22. ENGELLİLERE YÖNELİK HİZMETLERDE EŞİTLİK VE KAPSAYICILIK İLKESİ.

Belediyelerimize ait tesis ve mekânlardan hizmet ve olanaklardan engelli bireylerin, ilgili dernek ve vakıfların yararlanma taleplerini karşılarken adaletli davranılmalı. Daha da önemlisi, belediye olanaklarıyla geliştirilen projelerin hayata geçirilmesi sırasında tahsis edilen kaynak ve olanakların, arsa ve binaların sunulan proje amaçlarına uygun kullanılıp kullanılmadığı, hizmetlerin bütün engellilerin yararlanmasına açık olup olmadığı titizlikle denetlenmeli, yapılan protokoller bu hususları güvence altına alan bağlıyıcı hükümler içermelidir.