Görme Engelli Kime Denir?

 

Görme engelliliği, tıbbi açıdan ve işlevsel açıdan olmak üzere iki farklı şekile tanımlayabiliriz. Uluslararası literatürde yer alan körlüğün tıbbi tanımına göre, bütün düzeltmelere rağmen görme gücü 20/200 fitt’den daha fazla olmayan kişiler kör olarak tanımlanır. Yani, normal gören bir kişinin 200 fit uzaklıktaki bir mesafeden gördüğü birşeyi, ancak 20 fit’ten görebilen kişi kör olarak tanımlanır. Bu mesafeleri metre olarak vermek gerekirse, görme düzeyi normal olan bir kişinin 60 metreden gördüğü birşeyi ancak 6 metreden görebilen kişiler resmen görme özürlü olarak kabul edilirler. Bir gözü görmeyen fakat diğer gözü tamamen sağlam olan kişiler resmi anlamda kör veya az gören olarak kabul edilmemektedirler.

Gören bir kişinin gözünü kullanarak yaptığı şeyleri, Görme özürlünün sahip olduğu görme gücüyle ve alternatif teknikler, özel araçlar yoluyla yapma düzeyine ve kapasitesine ise, fonksiyonel (işlevsel) görme denir. Fonksiyonel görme, bir kişinin iş görme düzeyini ve kapasitesini gösterir. Örneğin, az gören iki kişiyi düşünelim. doktor tarafından yapılan tıbbi teşhis sonucu her ikisi de aynı düzeyde görme gücüne sahip olsun. Tıbbi açıdan bu kişilerin görme düzeyleri aynı olduğu halde, fonksiyonel açıdan düzeyleri farklı olabilir. Çünkü, verilen eğitim sayesinde birinin görme gücünü diğerinden daha iyi ve daha avantajlı kullanma becerisine sahip olması gerçekleşecektir.

Bir kişinin hangi düzeyde gördüğüyle, bu görme düzeyiyle neler yapabildiği biribirinden farklıdır. Eğitsel ve fonksiyonel görmeye ilişkin tanımlama eğitimciler tarafından yapılabilir. Bir göz doktoru az gören bir kişinin görme düzeyini ölçerken birkaç dakikalık okuma testlerine ve diğer muayene yöntemlerine baş vurur. Oysa, az gören bir öğrencinin ders çalışırken, kitap okurken, sınıfta tahtaya bakarken, laboratuvarda deney yaparken ve izlerken, oyun oynarken, gözlerini hangi düzeyde yararlı şekilde kullanabildiğini, ne gibi olumsuz durumlarla karşılaştığını, alınması gereken tedbirlerin neler olacağını bir eğitimci değerlendirebilir. Bu değerlendirme sayesinde, hangi alanlarda çocuğun mevcut görme gücünden nasıl yararlanması, hangi alternatif tekniklerin öğretilmesi, hangi özel araç-gereçlerin kullanılması gerektiğine karar verir.

Doktor raporu görme özürlü bir kişinin iş gücü kaybını veya kapasitesini belirleyemez. Sadece onun görme kaybını ve mevcut görme düzeyini belirleyebilir.

Bir doktor raporuna göre görme kaybı yüzdeyüz olan bir kişinin iş gücü kaybı da yüzdeyüz demek değildir. Ancak şu andaki uygulamalara göre, bazı görme özürlü kişiler için düzenlenen doktor raporlarında, iş gücü kaybı yüzde yüzdür, şeklinde tanımlamalar yer almaktadır. Bu kesinlikle yanlış bir değerlendirmedir. Bir doktorun yapması gereken şey, iş gücü kaybıyla ilgili değerlendirme değil, özürlülük oranıyla ilgili değerlendirme olmalıdır. Örneğin, Gitar çalan profesyonel bir müzisyeni düşünelim. Eğer bu müzisyen herhangi bir kazayla bir kolunu kaybederse  bu alandaki iş gücü kaybı yüzdeyüzdür. Oysa bir kolunu dirsekten kaybeden kişinin özürlülük oranı tıbbi açıdan yüzde 32 olarak belirlenmektedir. Bu müzisyen eğer iki gözünü kaybetmiş olsaydı elleri sağlam olduğu için aynı düzeyde gitar çalmaya devam edecekti. Sürdürülmekte olan yanlış uygulamaya göre, bir kolunu kaybetmiş olan müzisyene verilen doktor raporunda iş gücü kaybı yüzde 32, iki gözünü kaybeden müzisyene verilen raporda ise, işgücü kaybı yüzdeyüz gibi çelişkili bir değerlendirme yapılmaktadır. Oysa Enstürman çalan bir müzisyen için kolunu kaybetmek gözünü kaybetmekten çok daha büyük bir iş gücü kaybıdır.

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile