Engellilerin İstismarı Üzerine Düşünceler

 

Bu bildiri, 9 Haziran 2000 tarihinde Türkiye Körler Federasyonu tarafından İzmir’de düzenlenen toplantıda sunulmuştur. 

 

    İstismar nedir?

 

    Toplumun veya bireyin iyi niyet ve güvenini, halkın yardım severlik, acıma  ve merhamet duygularını, kendisine verilen yetkileri, ünvanları kötüye kullanarak şahsına ve çevresine haksız çıkar sağlamaya dayanan bütün işlem ve eylemlere istismar denir. İstismar, bütün toplumlarda değişik yöntem ve amaçlarla çeşitli alanlarda rastlanan sosyal bir hastalıktır. İstismarcıların iyi niyetli insanlardan ayırt edilebilmesi için kullanılan yöntemlere ve amaca dikkat etmek gerekir. Kötü niyetli insanların elinde her şey kolaylıkla kötüye kullanılabilir. Örneğin, para ihtiyaç sahibi birine yardım etmek için de, haksız çıkar sağlamak üzere birine rüşvet vermek için de kullanılabilir. Silah kendini savunmak amacıyla da soygun yapmak amacıyla da kullanılabilir.

     Yardıma ihtiyacı olan bir kişinin veya kitlenin  yararı için  ayni veya nakti bağış toplamak, herkesin baş vurduğu ortak yöntemlerden biridir. Ancak toplanan bu bağışların kullanılma biçiminde istismarcı olanla olmayanın yolları ayrılır. İstismarcı topladığı bağışları içkiye, kumara, eğlenceye, kişisel zenginleşme tutkusuna harcarken, istismarcı olmayan iyi niyetli insanlar, toplanan bağışları gerçek ihtiyaç sahibi kişilerin toplumun hizmetine, yararına kullanır. Bir amaca ulaşmak için her yolun mübah olduğu düşüncesini savunmak kesinlikle yanlıştır. Kullanılan yöntemlerin de gerçekleştirilen amaçların da toplum tarafından kabul edilebilir ve meşru nitelikte olması gerekir. 

İstismarcıların çalışma ilkeleri kişisel çıkar, yalan ve gizlilik esasına dayanır. Bunları maskeli ve maskesiz istismarcılar şeklinde iki gruba ayırabiliriz. Maskeli istismarcılar, kuzu postuna bürünmüş kurt gibidirler. İlk karşılaştıkları insan üzerinde masum bir görünüm ve olumlu bir izlenim bırakırlar. Piyasada, sürekli ağabeylik, ablalık, annelik, babalık gibi maskelerle dolaşırlar. Ağızları çok iyi laf yapar ve beyinleri çok müthiş yalan üreten bir makina gibi çalışır. Onların yalanlarına bakılırsa Bütün özürlü öğrencilere burs verirler, onlara yurt, okul yaptırırlar, bütün  yoksul özürlüleri koruyup kollarlar. Onların istismarcı olduğunu ve bütün söylediklerinin yalan olduğunu bilmeyen iyi niyetli insanlar verdikleri bağışın çok yararlı işlerde kullanılacağını zannederek, büyük bir gönül rahatlığıyla yardımda bulunma yarışına girerler. O gün toplanan hasılat yeteri kadar büyükse, istismarcıların keyfine diyecek yoktur. Bu başarının mutlaka kutlanması gerekir. Kutlamanın yapılacağı yer ise iyi donatılmış bir içki sofrasıdır.  

 Üzerinde durulması ve mücadele edilmesi gereken bir başka istismar türünden daha söz etmek gerekir. Bir özürlünün özürünü kötüye kullanması da istismar sayılmalıdır. Örneğin okulda bilgisini değil, özürünü kullanarak öğretmeninden not istemek, başarısızlığını haklı göstermek için özürüne sığınmak, iş yerinde işe gitmeden maaş almak için işverene karşı özürünü kullanmak, özürünü kullanarak insanların merhamet duygularından yararlanmak suretiyle dilencilik yapmak gibi tutum ve davranışlar da kesinlikle bir istismar olarak kabul edilmelidir. Bu tür istismarların olumsuz sonuçları ise, sadece o istismarı yapan özürlüyü etkilemekle sınırlı kalmaz, diğer özürlüleri de etkiler. Çünkü, toplum, bir özürlünün hatalarını da, başarılarını da tüm özürlülere genelleştirme eğilimindedir.

     Bir Özürlünün kendi özürünü kötüye kullanma nedeni daha çok ondaki sorumluluk bilincinin ve mücadele ruhunun eksikliğinden, ona bu nitelikleri kazandırması gereken eğitimin yetersizliğinden ve özürlünün neleri başarabileceği konusunda gerekli bilgiye sahip olmayan toplumun bilinçsizliğinden kaynaklanır. Bir özürlünün kendi özürünü istismar etmesi onun kendine saygısını yok eder ve aşağılık kompleksine sürükler.  

 

       İstismarın oluşmasını kolaylaştıran koşullar nelerdir?

 İstismarın oluşmasını kolaylaştıran koşulların başında, özürlülük ve yoksulluk, işsizlik ve ekonomik bağımlılık, bilgisizlik ve eğitimsizlik, yaşlılık ve hastalık, sosyal ve ekonomik bunalımlar, savaşlar ve doğal felaketler gelir. Çünkü, bu gibi durumlarda insanların başkalarının yardımına her zamankinden daha fazla ihtiyaçları vardır. İnsanların bu zaafından faydalanmak isteyen istismarcılar derhal kolları sıvayarak iş başı yaparlar. Zor durumda olan insanların savunucusu, koruyucusu gibi kimliklere bürünerek onlar adına yardım toplamaya onların özel durumlarını kişisel amaçları için çeşitli vaadlerle kötüye kullanmaya başlarlar. 

Örneğin, müzik yeteneği olan engellilerden konser grupları oluşturup şehir şehir, kasaba kasaba dolaştırırlar. Dilenci şebekeleri oluşturup şehrin kalabalık yerlerine, cami köşelerine yerleştirirler veya yardım toplamak amacıyla pul, makbuz bastırıp kapı kapı dolaşarak satarlar veya sattırırlar. Daha sonra, toplanan paraların çok büyük bir bölümünü engelliler yararına değil kendi özel amaçları için kullanırlar.

      İstismar engelliler için bir bataklık gibidir. Bu bataklığa düşen özürlüler istismarcı denen mikropların sürekli tehdidi altındadır. İstismarcıların peşinden sürüklenen engellilerin  yaşam koşulları çok kötüdür. Sadece karın tokluğuna bile çalışanlar vardır.

Engelli kadınlar ise, istismar kurbanlarının başında gelen ve en çok zarar gören kesimler arasındadır. İstismarcılar bu kesimi kendi çıkarları için kullanmak amacıyla çeşitli tuzaklar kurarlar.   Cinsel istismar, engelli kadınların karşı karşıya bulunduğu en önemli tehditlerden biridir. İstismarcılar bazı yetenekli engelli kadınları ağlarına düşürdükten sonra onların yeteneklerinden kendilerine maddi çıkar sağlarlar. 

 

Engellilere yönelik istismarın tarihi uzun yıllar öncesine dayandığından, istismarcıların bu alandaki bilgi birikimi ve deneyimleri de epeyce zengindir. Özürlüleri nasıl kullanacaklarını, toplumu nasıl aldatacaklarını büyük paraları nasıl cebe indireceklerini, bütün bunlara rağmen kendilerini nasıl masum göstereceklerini istismar  tarihinin sağladığı zengin birikimlerle çok iyi öğrenmişlerdir.

      Bütün istismarcıların gözünü para hırsı bürümüştür. Bu hırslarını tatmin etmek içinülke çapında ayak basmadık yer, uğramadık okul, çalmadık kapı bırakmazlar. Örneğin okullarda zarf dağıtarak para toplayan istismarcılara rastlamışsınızdır. Hatta bunlara para vermek doğru değil dediğiniz halde çocuğunuz vermezsek ayıp olur diye ağlamış dayanamayıp vermek zorunda kalmışsınızdır.

İstismarcıların kendi çıkarları için kullandığı en etkin yöntem halkın acıma ve merhamet duygularına hitabederek onları aldatmalarıdır.

         İstismar ve istismarcılarla mücadele nasıl olmalıdır?

İstismar ve istismarcılarla mücadelede başarıya ulaşmak çok kolay bir iş değildir. Çünkü, her dönemde o dönemin koşullarına göre yeni yöntemler geliştirerek amaçlarını gerçekleştirmeye çalışırlar. İstismara son verilmesi ona zemin hazırlayan sosyal ve ekonomik sorunların ortadan kaldırılmasıyla mümkündür.

Kötü niyetli insanların sayısını sıfırlamak mümkün değildir. Tek tek, istismarcı kişilerle mücadele kalıcı bir çözüm yolu olmayacağından, eğitsel, sosyal, ekonomik ve yasal önlemlerin alınması gerekir. Daha çok engelliye eğitim verilmesi, daha çok engellinin iş ve meslek sahibi yapılması, daha çok özürlünün işe yerleştirilmesi, toplumun daha çok bilinçlendirilmesi, idari ve yargı mercilerinin istismarcılara karşı daha dikkatli ve duyarlı bir hale getirilmesi alınması gereken acil önlemlerin başında gelmektedir.

Dernek kurma özgürlüğünün kötü niyetli kişilerce istismar özgürlüğüne dönüştürülmesine izin verilmemelidir.   

Toplumun da istismarcılara karşı çok uyanık olması gerekir. Birileri adına yardım toplayan kişi veya grupların niyetlerin ve amaçlarını mutlaka araştırıp öğrenmelidir. Verdiği yardımın yerine ulaşıp ulaşmadığını, doğru kullanılıp kullanılmadığını titizlikle takip etmelidir. Birileri adına yardım toplayanların istismarcı olup olmadıklarının takip edilebilmesi için, yapılan yardım karşılığında, mutlaka imzalı, mühürlü ve onaylı resmi bir belge istenmelidir. Yardım toplayan bir dernek, bir vakıf veya hangi kuruluşsa, onun adres ve telefon numaraları alınmalı ve bütün bu bilgi ve belgelerin doğruluğu titizlikle araştırılmalıdır.

Bağış ve yardım  toplama yöntemleri, engellileri küçük düşürücü, toplumun acıma duygusunu tahrik edici ve kötüye kullanıcı nitelikte olmamalıdır.

 

      İstismar ve istismarcıların engellilere ne gibi zararları vardır?

İstismarcılar engellilere küçümsenmeyecek boyutlarda zarar vermektedirler. Bu zararların bazılarını şu şekilde sıralayabiliriz:

A-    Toplumun engellileri himayeye muhtaç, zavallı ve çaresiz bir kesim olarak görmesi,

B-    Engellilerin üretici değil tüketici olarak değerlendirilmesi,

C-    Toplumun engelliler için, yararlı hizmetler yürüten iyi niyetli kişi ve kuruluşlara güvensizlik duyması,

D-    Engelliler yararına kullanılması gereken kaynakların çarçur edilmesi gibi zararların doğmasına yol açarlar.

     Yazan: Halil Köseler