Çift Engellilerin Eğitim Sorunları Ve Öneriler

 

     Birden fazla engeli olan kişilere çok engelli denilmektedir. Bir insanın en fazla iki özürü bulunabileceği düşüncesiyle olsa gerek ülkemizde çok engelli yerine genellikle çift engelli yada çift özürlü terimi kullanılmaktadır. Bir engel bir problem, iki engel iki problem demektir. Birden fazla engeli bulunan kişilerin problemlerinin tek özürü olanlardan çok daha fazla olduğu bilinen bir gerçektir. Ülkemizde, çok engellilerin sosyal ve eğitsel sorunlarıyla ilgilenecek, bunlara çözüm getirebilecek niteliklere sahip bir kurumun olmayışı, bu tür insanların toplumdan soyutlanmış, kendi kaderleriyle baş başa, eve bağımlı bir yaşama mahkûm olmalarına yol açmaktadır. Sorunları ciddiye alınmayan çok engellilerin ülkemizdeki sayıları ve durumları hakkında da maalesef herhangi bir istatistiki bilgi yoktur. Zaman zaman körler okullarına girebilen çok engelli öğrencilerin durumuna uygun yeterli eğitim programlarının olmayışı, bu alanda yetişmiş eğitimci eksikliği gibi nedenlerle ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Bazı okul yöneticileri ise, bu tür çocukların eğitimiyle ilgili gerekli önlemleri almak ve uygulamak yerine, uygun eğitim programlarının ve yetişmiş uzmanların olmayışı gibi bahanelerle aileleri ikna ederek çocuklarını okuldan almaları yönünde tavsiyelerde bulunmaktadırlar.

Birden fazla özürü olan insanların sosyal ve eğitsel ihtiyaçlarının ihmal edilmesinin hiçbir haklı gerekçesi ve mazereti olamaz. Onların da diğer insanlar gibi eğitim alma, iyi bir yaşam standardına ulaşma hakları vardır.

     Dünyada çok engellilerin eğitimi konusunda uluslararası düzeyde hizmet veren deneyimli kurumlar bulunmaktadır. Bunların başında Amerika Birleşik Devletlerinde bulunan Perkins School for the blind (Pörkins  körler okulu adlı kurum gelmektedir. Bu kurum birçok ülkeye uzman yetiştirme, program geliştirme ve uygulama gibi alanlarda önemli katkılarda bulunmuş ve bulunmaktadır.

         Çok engelli bir insanın eğitim sayesinde neleri başarabileceğini öğrenmek için, bebeklik çağında geçirdiği hastalık sonucu görme, işitme ve konuşma engelli hale gelen Helen Keller’in hayatını okumamız yeterlidir. 1880 ile 1968 yılları arasında ABD’de yaşamış olan Helen Keller, hiç görmediği, hiç duymadığı ve konuşamadığı halde kendisine verilen eğitim sayesinde breyl yazıyla okuma-yazmayı, daktilo kullanmayı, belli düzeyde konuşmayı öğrenmiş ve günlük yaşamını sürdürmek için gerekli olan becerileri kazanmıştır. Helen Keller’in yetişmesinde en büyük rolü olan kişi Anne Sullivan (AN Salivın) adlı bir öğretmenndir. Bu öğretmenin sabırlı ve kararlı çalışmalarıyla Helen Keller okullarda gerekli eğitimi alarak üniversiteden mezun olmayı başarabilmiştir. Daha sonra dünyada birçok ülkeyi dolaşarak verdiği konferanslarla, ziyaret ettiği bütün ülkelerde, milyonlarca insana ümit, cesaret ve iyimserlik duyguları aşılamıştır. Çeşitli kitaplar yazan, yardım kuruluşlarında çalışarak engelli hakları için mücadele eden Helen Keller’in karşı karşıya bulunduğu sayısız engellere ve sorunlara rağmen neleri başarabildiğini öğrendikten sonra bizim çok daha basit sorunlar karşısında yılgınlık ve karamsarlık duygusuna kapılmaya hiçbir hakkımız olmasa gerek.

     Bir insanın çok engelli olması onun her şeyden yoksun olması anlamına gelmemelidir.

       Birden fazla özürü olan kişinin eğitiminde birden fazla uzmana ihtiyaç vardır. Her uzman kendi alanına ait özür grubunun ihtiyaçlarına göre programlar geliştirerek diğer uzmanlarla işbirliği içinde çalışmalıdır. Bu uzmanlar çok engelli kişilerin aileleriyle de yakın ilişki içinde olmalı ve ailelere rehberlik etmelidirler. Eğer uzmanlar ve aileler birbirleriyle işbirliği halinde bir ekip ruhuyla çalışırlarsa çok daha başarılı sonuçların alınması mümkündür.

       Çok engelliler alanında çalışan bir eğitimci, her öğrencinin ihtiyaçlarını ve önceliklerini doğru analiz etmeli, uygulanan eğitim programlarını sürekli değerlendirerek güncelleştirmelidir. Eğitim sırasında katı prensiplerle kalıplaşmış planlar olmamalıdır. Öğretmenin kendi yaratıcılığını kullanabilmesi teşvik edilerek daha esnek bir yaklaşım benimsenmelidir.

        Her öğrencinin yaşına, cinsiyetine, kapasitesine, özür durumuna ve ihtiyaçlarına uygun bireysel eğitim programlarının yapılması belirlenen hedeflere ulaşmanın öncelikli koşullarından biridir. Örneğin görme engelli bir kişi aynı zamanda ortopedik engelli olabilir. Bu durumda o kişi hiçbir şey yapamaz, çaresiz ve zavallı bir haldedir diye düşünüp durmamak gerekir. Örneğin, önce görme engelli olmasından, daha sonra ortopedik engelli olmasından kaynaklanan sorunlar tek, tek ele alınmalı ve çözülmelidir. Yürüme sorunu varsa, koltuk değneği veya tekerlekli sandalye sağlanarak, okuma-yazma sorunu varsa, breyl yazı öğretilerek çözülmelidir.

      Eğer bir öğretmenin sınıfında ağır işiten bir görme engelli varsa, öğretmen Önce onun daha rahat bir şekilde duymasını sağlayacak bir cihazın temin edilmesi yönünde girişimlerde bulunmalı, öğrenci sınıfta konuşulanları rahatça duyabileceği bir yere oturtulmalı ve öğretmen öğrencinin kolayca duyabileceği bir ses tonuyla konuşmalıdır. Gören biröğrenci ağır işitiyorsa, bu eksiğini belli bir ölçüde görme avantajıyla kapatabilir. Ancak, ağır işiten görme engelli bir kişinin böyle bir olanağı yoktur.

        Ağır işiten görme engelli bir öğrencinin verilen konuları anlayamaması halinde bu durumu hemen onun zekâ düzeyinin düşüklüğüne bağlamak yanlıştır. Çünkü, konuşulan sözleri, sorulan soruları tam olarak duyamadığı için verdiği ilgisiz cevaplar yüzünden öğrenci zihinsel olarak da geriymiş gibi yanlış bir izlenim yaratabilir. Bu izlenimle hareket edilmesi halinde öğrenciye kapasitesine uygun eğitim verilemez ve yeterli gelişme sağlanamaz. Ağır işiten bir görme engelli öğrenci için öğretmen mutlaka kulak ve ses konusunda bir uzmanla işbirliği yapmalı, sınıfındaki akustik özelliklerin konuşmaların daha iyi işitilebilir hale getirilmesini sağlamak üzere uzmanın önerileri doğrultusunda hareket etmelidir. Eğer öğrencinin işitme cihazı kullanmasına karar verilirse, seslerin her iki taraftan dengeli duyulabilmesi için bu cihazın her iki kulağa göre uyarlanması gerekir. Tek kulakta işitme cihazı kullanılırsa görme engelli kişi sesin hangi yönden geldiğini anlamakta güçlük çeker.  Görme engelli bir kişinin yön tainini sağlayan en önemli kaynak sestir. Bu nedenle ağır işiten bir görme engellinün karşılaştığı sorunlardan biri de yolda yürürken yönünü şaşırma olasılığıdır. Baston kullanma becerisi kazandırılarak ve çevresindeki insanların da yardımıyla bu eksikliğin telafi edilmesi mümkündür.

        Hiçbir şey işitmeyen görme engelli bir kişinin diğer insanlarla iletişim kurması çok daha zordur. Ancak, bu sorunun hafifletilmesinde breyl yazıyla okuma-yazma ve bilgisayar kullanma becerisinin önemli katkısı olacaktır. Bu tür kişiler söylemek istediği şeyleri bilgisayarla yazabilir, kendisine söylenenleri breyl yazıyla okuyabilir. Hiç duymayan bir görme engellinün eğitimi, çok ayrıntılı, çok özel ve yoğun bir programı gerektirir.

Hafif veya orta düzeyde zihinsel özüre sahip görme engelli çocuk ve yetişkinler için uygulanacak eğitim programları da bireysel farklılıkların gerektirdiği ihtiyaçlara göre düzenlenmelidir. Uygulanacak programlar ağırlıkla günlük yaşam becerilerini, öz bakım becerilerini, baston kullanma, breyl yazı ve mesleki becerileri kapsayacak biçimde hazırlanmalıdır. Zihinsel özürü olan görme engelli bir öğrenciye bu becerilerin kazandırlması sırasında konuların hızlı işlenmemesi gerekir. Daha yavaş öğrenebilecekleri düşünülerek tekrarlama yöntemine ağırlık verilmelidir.Bir beceriyi öğretirken konuyu küçük parçalara ayırmak, basamak, basamak ilerleme suretiyle öğretmek gerekir. Örneğin el yıkama becerisi kazandırılırken, el yıkamaya kadar giden her aşama tek tek kavratılarak öğretilmelidir. Sabuna uzanma, sabunu alma, musluğa uzanma, musluğu açma, elini musluğun altına tutma, sabunu yerine koyma, musluğu kapatma, elini kurulayacak havluya uzanma, elini kurulama, havluyu yerine asma şeklinde izlenecek aşamalırn her biri birkaç defa tekrarlanarak bir diğerine geçilmelidir. Bu yöntem iletişim kurma, yemek yeme, giyinip soyunma, banyo, tuvalet alışkanlıkları kazanma, diş fırçalama, saç tarama, traş olma gibi akla gelecek bütün becerilerin öğretilmesinde de aynı şekilde uygulanmalıdır. Eğer çocuk veya yetişkin çok engelli kişinin belli bir düzeyde görme gücü varsa mutlaka bu avantajını da her alanda kullanması teşvik edilmelidir.

          Genel işyerlerinde çalışamayacak kadar ağır özürü olan çift engellilere çalışma olanağı sağlamak amacıyla korumalı işyerlerinin açılması ve verilen mesleki beceriler doğrultusunda durumlarına uygun işlerde çalıştırılmaları yararlı olacaktır.

         Çok engelliler arasında engellilüğün düzeyi,çeşiti ve kişisel özellikleri yönünden büyük farklılıklar olduğundan problemler daha karmaşıktır. Ancak bir sorun ne kadar büyük olursa olsun, o sorunun çözülebileceğine inanıldığı ve gereken çalışmalar yapıldığı takdirde mutlaka başarıya ulaşılacaktır. Sonuç olarak burada söylenebilecek tek şey birden fazla engeli olan bireylerin eğitsel, sosyal ve ekonomik ihtiyaçlarına cevap verebilecek özel bir eğitim merkezinin personel, uzman, program ve araç-gereç yönüyle donanmış olarak faaliyete geçirilmesi ve ihtiyaç sahibi engellilere yatılı, gündüzlü ve gezici olmak üzere koşulların gerektirdiği her biçimde hizmet sunabilecek şekilde teşkilatlanması gerektiğini bir kez daha vurgulamak isterim. Toplumdan soyutlanan ve eğitim olanaklarından mahrum bırakılan çok engelli bireylere karşı sürmekte olan ihmallerin bir an önce sona erdirilmesi, sorunlarının çözümü konusunda somut adımların atılması için kişiler ve kurumlar olarak üzerimize düşen sorumlulukları daha fazla vakit kaybetmeden yerine getirmek zorundayız. Unutmayalım ki, eğitim hakkı çok engelliler için de temel bir insan hakkıdır.

 

 

Yazan: Halil Köseler

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile