YÖNETİM ANLAYIŞI VE SORUMLULUKLARIMIZ ÜZERİNE

Çiçero; “ bir kurumun yöneticisi rasgele seçilirse; o kurum, kaptanı, yolcular arasından kura ile seçilen bir gemi gibi çabuk batar.” Diyerek yönetici seçiminin bir toplum için ne kadar önemli olduğunu vurgulamıştır.

Yarım hakim maldan, yarım hekim candan, yarım hoca da imandan eder ata sözü de bilgisiz insanların toplumlara vereceği zararların boyutlarını belirten çok anlamlı bir sözdür. Bu nedenle doğru insanların doğru yerlere getirilmesinin, yetkili makamlara bilgili insanların seçilmesinin yönetimde başarı açısından ne kadar önemli olduğu tartışılmaz bir gerçektir.

Bir kurumun üç temel kaynağı vardır. Fiziki, mali ve insani kaynaklar. İşte yönetim bu kaynakları verimli kullanma ve geliştirme sanatıdır. İyi bir yönetimin planlama, uygulama, koordinasyon ve denetim gibi süreçlerden ve bu süreçlerdeki başarılardan geçtiğini unutmamalıyız. Bilmek tek başına bir şeyi başarmak için yeterli değildir. Bilgi ile başarının bir arada olabilmesi için eğitim ve tecrübeyle güçlendirilmesi zorunludur. Başarı için önce eğitim, sonra bilgi, sonra tecrübe, sonra sorumluluk bilinci gerekir.

Örgüt içi açıklık ve demokrasiyi, uzlaşma ve dayanışmayı güçlendirecek fiziksel, sosyal ve psikolojik alt yapıyı oluşturmak çok önemlidir.

Çalışma arkadaşlarımıza karşı, onların da önemli olduklarını, kendilerini  yönetimin bir parçası olarak görüldüklerini hissettirecek davranışlar sergilemeliyiz. Kendi kararlarımızı başkalarına kabul ettirmek yerine çalışma arkadaşlarımızın kararlara ortak olmalarını ve katkıda bulunmalarını sağlayacak katılımcı bir anlayış sergilemeliyiz. Kararlarımızın eksi ve artı yönlerini, kayıp ve kazançlarını iyi düşünüp, iyi araştırmalıyız, bir şeye karar verdikten sonra da, hayata geçirilmesi konusunda azimli, cesaretli  ve tutarlı olmalıyız.

Dünyada insanları harekete geçirme, peşinden sürükleme konusunda umuttan daha etkili bir ilaç yoktur. Bu nedenle söz ve yazılarımızla, tutum ve davranışlarımızla çevremizde ve örgüt içinde sürekli bir umut ve iyimserlik iklimi yaratmalıyız.

Vakit nakittir sözünün gereğini yerine getirecek bir anlayış sergileyerek zaman yönetimini ciddiye almalıyız. Yaptığımız toplantıların çözüme katkısı olmayan gereksiz tartışmalarla, gündemle ilgisi olmayan konuşmalarla verimsiz hale dönüşmesine izin vermemeliyiz. Gerekirse bazı toplantılarda konuşmacıların sözlerini belli bir süreyle sınırlandırmalıyız. Gündemdeki konular hakkında katılanları yeterli düzeyde bilgilendirerek alınacak Kararların sağlıklı ve isabetli olmasını kolaylaştırmalıyız.

Bir zincir en kuvvetli halkası kadar değil, en zayıf halkası kadar güçlüdür sözünden hareketle, her aşamada kendimizi değerlendirmeliyiz. Eksik ve zayıf yönlerimizi fark ederek bilgimizi ve ufkumuzu zenginleştirmeliyiz. Çalışma arkadaşlarımızla zorlukları birlikte aşma, mücadeleyi birlikte sürdürme yolunda başarılı olmak istiyorsak onların yalnız zayıf ve eksik yönlerini değil, güçlü ve olumlu yönlerini de görerek kendi yeteneklerini kullanmalarını ve geliştirmelerini sağlayacak fırsat ve olanakları sunmalıyız.

Bir örgüt için en değerli kaynak insan kaynağıdır. Bilgili ve deneyimli insan kaynağını arttırmanın tek yolu farklı üyelerin çeşitli etkinlik ve organizasyonlarda, şube ve merkez yönetimlerinde görev almalarını teşvik etmek ve başarılı olmaları için onları desteklemektir.

 Farklı düşüncelere önem vermek ve farklı düşüncelirin dile getirilmesini teşvik etmek çok önemlidir. Eğer gelişmek ve başarılı olmak istiyorsak, bizimle sürekli aynı görüşleri tekrarlayan insanlara değil, sorgulayan, üreten, yaratıcı insanlara daha çok ihtiyacımız olduğunu unutmamalıyız.

Çok sesliliğe önem verirken çok sesliliğin anlamsız bir kargaşaya, bir gürültüye dönüşmesine de izin vermemeliyiz. Müzikte çok seslilik bir gürültü yaratmak değil, ahenkli bir melodi yaratmak olduğuna göre, yönetici de, bir topluluktan gürültü değil, ahenkli bir melodi çıkmasını sağlayan kişi olmalıdır.

Nefsine hakim olan dünyaya hakim olur sözünden hareketle, Duygularımızı ve öfkelerimizi kontrol etmeyi bilmeliyiz. Her istediğini söyleyen kişi, istemediği sözleri işitir ifadesinin anlamını ciddiye alarak eleştirilerimizin ve tepkilerimizin dozunu olayların ve sorunların ciddiyetine göre dengeli şekilde ayarlamalıyız.

 Bir olay veya bir kişi hakkında tek taraflı bilgi ve söylentilerle karar vermemeliyiz.

Amacımız bağcıyı dövmek değil de üzüm yemekse, övgülerimizi herkesin önünde, eleştirilerimizi ise özel ortamlarda yapmalıyız. Tutum ve davranışlarımız, söz ve yazılarımız, engelleyici ve yıkıcı değil, geliştirici ve yapıcı olmalıdır.

Örgütümüzün amaçları ve çalışma konuları doğrultusunda dünyadaki yenilikleri ve teknolojik gelişmeleri takip ederek araştırma ve geliştirme projelerine ağırlık vermeliyiz.

Zamanın ve koşulların gerektirdiği değişimi ve yeniden yapılanmayı gerçekleştirecek adımları atmaktan korkmamalıyız.

Yüksek fikirler, Yüksek dağlara benzer, alışık olmayanları ürkütür diyen Cenap Şahabettin’in sözlerini hatırlayarak kendimizi kalıplaşmış yöntem ve uygulamaların cenderesinden kurtarmalıyız.

Otoritemizi korkuya değil saygıya dayandırmalı, koltuğumuzdan ve makamımızdan aldığımız güçle sürekli sağa sola bilinçsiz emir ve talimatlar yağdırarak örgüt içinde terör estiren bir davranış sergilememeliyiz.

Üyelerimiz arasında özveri ve hoşgörü anlayışını, yardımlaşma ve dayanışma duygusunu, görev ve sorumluluk bilincini geliştirecek etkin ve organizasyonları, yöntem ve yaklaşımları belirleyip kararlılıkla uygulamalıyız.

Görevlerimizi yerine getirirken yasalara, tüzük ve yönetmeliklere uygun davranmayı ilke edinmeliyiz. Hiç kimseye haksızlık yapmamalı ve yapılmasına da izin vermemeliyiz.

 Yeri ve zamanı geldiğinde yönetimden ayrılmayı bilmeli, bulunduğumuz makamda kendimizi ebedi kalacakmış gibi görmemeliyiz.

Örgütümüzün eğilimlerini, önceliklerini, çıkarlarını gözeterek gerçekçi hedeflerin peşinden gitmeliyiz.

Sağlıklı bir kurumsallaşmayı gerçekleştirmek için, Örgüt çalışmalarına ilişkin geçmişe ve günümüze ait bütün bilgi ve belgeleri, plan, program ve raporları, eylem ve etkinliklere ilişkin sesli ve görüntülü materyalleri bizden sonraki yönetimlere devretmek üzere çok düzenli bir arşif oluşturmalıyız.

Yönetim süreçlerinde bu ve benzeri hususlara yeterince dikkat ettiğimiz takdirde, yapacağımız çalışmaların engellilükten kaynaklanan sorunlarımızın çözümüne de, örgütsel başarılarımızın yükselmesine de büyük katkısı olacağı açıktır.

Yaşadığımız sorunlar bizim sorunlarımızdır. Bunları Çözmesi gerekenler de yine bizleriz.

 

Yararlanılan Kaynaklar:

Yönetim ve yönetici

(Fevzi Şahingöz

Milli Eğitim Bakanlığı Baş Müfettişi

kirikkale.meb.gov.tr/egitim_uzerine/yonetim_ve_yonetici.pdf

 

 

 

Yazan: Halil Köseler