YETENEK ARTI ÖZGÜVEN EŞİTTİR BAŞARI

İngilizce’den çeviren: Halil Köseler

Yazan: Tom Ley

Bu yazı Amerikan Körler Federasyonu tarafından yayınlanan Temel Kitaplardan biri olan  Making Hay adlı kitaptan alınmıştır.

Çevirenin notu: Tom Ley, 1987 yılında Körler Federasyonu tarafından başarılı öğrencilere verilen bir bursu kazanmış olan bir kişidir. Yüksekokulda okurken gözlerini kaybetmiş ancak yeni koşullara çabuk uyum sağlamıştır. Bu yazıda Tom Ley,  diğer insanlara örnek olacak kendi yaşamını ve mücadelesini anlatmaktadır.

 

            Gören bir çocuk olarak büyüdüm ve her zaman bir futbolcu olmak arzusundaydım. Bu arzum 10 yaşına kadar devam etti. Yüksekokulun son sınıfındayken kör olmaya başladım. Hiçbir görme özürüm olmadığı halde yaklaşık 10 ay içerisinde tamamen kör oldum. Bu sırada göz hastalıkları ile karşı karşıya bulunan bir çok kişiyle görüştüm. Ders notlarım giderek aşağıya düşüyordu. Henüz görme gücümü tamamen yitirmediğim sıralarda okul kampüsüne kendi başıma gitmeye çalıştım. O dönemde Körler Federasyonu hakkında hiçbir şey bilmiyordum. Bu nedenle çok sıkıntılar çektim. Yürürken merdivenlerden düştüm, aradığım odaların numaralarını okuyamadım. Körlerin bu gibi problemleri çözmek için çeşitli alternatif teknikler geliştirdiğini bilmiyordum. Meslek olarak elektrik mühendisi olmak istiyordum. Kör olduğum zaman babam körlerin yapabileceği işlerle ilgili bir listenin yer aldığı broşürü incelemiş ve bu liste arasında elektrik mühendisliğinin bulunduğunu da görmüştü. Sadece birkaç ay gibi kısa bir süre içerisinde kör olduğum için, aynı durumda olan başka hiçbir kişiyi tanımıyordum. Seçmiş olduğum mesleği sürdürebileceğim için çok şanslı olduğumu zannediyordum. Yüksekokuldan sonra körlükten kaynaklanan sorunların çözümü konusunda bazı beceri kursları aldım. Arkansas’da baston kullanma, braille okuma-yazma eğitimi aldım ve Luisiana’ya tekrar         dönerek koleje kaydoldum. Luisiana Tek kolejinde okumaktan çok memnundum. Fakat körlükle ilgili sorunları aşmak için gerekli becerilere tam olarak sahip olmadığım için diğer öğrencilerin iki katı daha fazla çalışmak zorunda kalıyordum. Bunun sonucu olarak da hiçbir sosyal yaşantım yoktu. Baston kullanmayı biliyordum fakat kendime güvenim olmadığı için her yere gidemiyordum. Sadece yurttan okula gidebiliyordum. Bu noktada aynı okula devam eden bir kız kardeşim olduğu için şanslıydım. O beni kafeteryaya götürüyor, yemeğimi alıyor ve oturacağım masayı gösteriyordu. O dönemde körlerin bu gibi işleri kendi başlarına yapabileceklerine dair hiçbir bilgim yoktu. Ayrıca üniversitemin Ruston(rastın) şehrinde olması da benim için bir şanstı.  Çünkü ben üniversitedeyken körler federasyonunun Luisiana şubesi de açılmaktaydı. Luisiana körler federasyonu başkanı John Wilson, okulda beni buldu ve körler federasyonunun bir eyalet toplantısına götürdü. O toplantıda çok sayıda kör insanla karşılaştım ve onların kör olduklarını bir tarafa bırakırsanız diğer tüm özellikleriyle normal insanlardan hiçbir farklarının olmadığını gördüm. Burada tanıdığım körler, her şeyi diğer insanlar gibi yapabiliyorlardı. Onlarla birlikte olduğum sırada, olmasını istediğim her şeyin o insanlarda mevcut olduğunu anladım. Bu noktada özel bir eğitime ihtiyacım olduğunu farkettim. Ayrıca  mühendisliğin de gerçekten benim yapmak istediğim bir meslek olmadığını kavramaya başladım. Bu mesleği sınıf arkadaşlarımdan etkilenerek düşünmüştüm fakat onların, benim istediğim bazı insani ilişkilerden yoksun olduğunu gördüm. Yüksekokuldayken her zaman başkalarına bir şeyler öğretmekten haz duyuyordum. Bu nedenle kafamda bir anda öğretmen olma fikri doğdu. Fakat bu zamana kadar kör olan bir yüksekokul matematik öğretmeni olduğunu hiç duymamıştım. Körler okulunda öğretmenlik yapmak istemiyordum. Körler okulunda öğretmen olmanın yanlış bir tarafı olduğunu söylemek istemiyorum. Fakat diğer okullarda öğretmenlik yapmayı, toplumla kaynaşmak için gerekli görüyordum.  İlk başlarda böyle bir görevi yapabileceğim konusunda kuşkularım vardı. Görevin gerektirdiği bazı şeyleri yapabileceğime, bazılarını ise yapamayacağımı inanıyordum. 1988’de Luisiana körler federasyonuna burs kazanan öğrenci olarak katıldım. Ayrıca o yıl ilk defa Kör Eğitimciler Derneği’nin bir toplantısına da katıldım. O sırada çevremdeki bütün kör eğitimcilerle tanıştım. Tanıştığım bu kör eğitimciler, görevlerini nasıl başardıkları ve karşılaştıkları sorunları nasıl çözdükleri konusunda beni bilgilendirdiler ve kendilerinin bu işi yapabildiklerine göre benim de mutlaka başarabileceğim konusunda özgüven kazanmamı sağladılar. Luisiana körler federasyonunda bütün niteliklerden daha önemli gördüğüm kişisel özgüven duygusuna kavuştum. O zamana kadar böyle bir duyguya sahip değildim. Diğer körlerde bu niteliklerin olduğunu görmüştüm ve benim de gelecekte bu niteliklere sahip olabileceğime inancım vardı. Körlüğümün, uzun boylu oluşum gibi diğer özelliklerimden farklı olmayan  bir özellik olduğunu öğrendim.  Körlük artık benim için  hayatıma yön veren karşı konulmaz bir özür  ve benim kişiliğimi tanımlayan bir faktör değildi.

            Luisiana Tek kolejinin eğitim bölümüne kaydoldum. Benim girişime herhangi bir açık engel çıkarılmadı fakat bazı profesörler benim başarılı olup olamayacağım konusunda kuşkulara sahipti. Kendi kendime en iyiyi başarabilmek için çalıştım ve matematik öğretmeni olma konusundaki yeteneğimi sorgulamadım. Daha sonra profesörler benim özgüvenim karşısında kuşkularından vazgeçtiler. Zaman geçtikçe profesörler de körlüğün bu mesleği yapabilmek için önemli bir problem olmadığı kararına vardılar. Çünkü diğer öğrencilerin yaptığı her şeyi ben de yapabiliyordum. Mastır öğretmenim kendisine kör bir öğrencinin verildiğini öğrenince, o da ilk başlarda benim başarılı olamayacağıma inanmıştı. Fakat ona, kısa sürede bu konuda yanlış düşündüğünü kanıtladım. Öğrenciliğimi tamamladıktan sonra iş aramaya başladım. Diğer iş arayanların karşılaştığı sorunlarla ben de karşılaştım. Fakat körler federasyonu ve Kör Eğitimciler Derneği üyelerinden aldığım özgüven duygusu olmasaydı sorunlarla başa çıkabilmem mümkün değildi. İlk öğretmenlik yılım, zorluklarla, heyecanlarla, ilginçliklerle ve komikliklerle dolu bir yıl oldu. Çok sayıda uykusuz gece geçirdim. Ödev ve sınav kağıtlarının zamanında okunup değerlendirilmesi gerekiyordu. Kullandığım araçlar tablet, kalem, teyp gibi araçlardı. Ayrıca evimde, notları ve test sorularını yazmak için bir bilgisayarım vardı. Tam gün öğretmenlik yapıyordum ve ayrıca bu ilaveten boş zamanlarımda basketbol maçlarında patlamış mısır satıyor, bozuk mısır patlatma makinelerini tamir ediyordum. Bütün bu işleri yapmaktan dolayı mutluydum.

Körler Federasyonu gibi bir örgütte bulunmaktan büyük bir heyecan duyuyorum. Yakın zamanda uzun süredir fizik öğretmenliği yapan ve gözlerini kaybettiği için mesleğine kör bir öğretmen olarak devam edecek olan bir kişiyle tanışma fırsatı buldum. Birbirimize öğretmenlikle ilgili konularda yardımcı olmaya başladık. Her ikimiz de gerekli eğitim olanakları sağlandığı takdirde körlerin de eğitimin bütün dallarında diğer insanlar kadar başarılı olacağını kanıtlamaya çalışıyoruz.