ENGELLİ HAREKİTİNİN BİRLİĞİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER

 

 

Ülkemizde engellilerin karşı karşıya bulunduğu sorunlar öylesine karmaşık ve öylesine ağırdır ki, bunlar ne bireylerin ne de örgütlerin tek tek mücadelesiyle çözülebilir. Engellilerin daha iyi bir geleceğe, daha iyi bir yaşam standardına ulaşmasını istiyorsak örgütsel dağınıklığa son vermeyi, birlik ve bütünlüğü sağlamayı önümüze öncelikli bir hedef olarak koymalıyız. Ne var ki, parçalanmanın baş döndürücü bir hızla arttığı, kişisel çıkarların toplumsal çıkarlardan üstün tutulduğu, küçük olsun benim olsun anlayışının egemen olduğu günümüzde, bu hedefin henüz ne kadar uzağında olduğumuz da acı bir gerçektir. Tüzüğü,  amacı, çalışma konuları neredeyse biri birinin kopyası olan yeni yeni derneklerin kurulması, yeni yeni konfederasyon ve federasyonların,  oluşturulması yönündeki bitmek bilmeyen girişimler hız kesmeden sürmektedir. Acaba, bu çabaların hepsi; daha etkin çalışma, daha verimli hizmet, daha fazla mücadele için mi yapılıyor dersiniz? Elbette hayır. Eğer öyle olsaydı; eğitimsizlik, işsizlik, yoksulluk gibi sorunlarımızı önemli ölçüde çözmüş, her alanda yeni yeni haklar ve olanaklar elde etmiş, örgütlerimizin yaşadığı ekonomik sıkıntıları aşmış, istismarla ve ayrımcılıkla mücadelede dünden daha iyi bir düzeye ulaşmış olurduk. Hayatın gerçekleri bunların böyle olmadığını bütün çıplaklığıyla göstermektedir. Dağınıklığın, çok başlılığın engelli hareketine verdiği zararlar saymakla bitmeyecek kadar çoktur.

Geçtiğimiz aylarda Engelliler Konfederasyonu başkanı sayın Turhan İçli örgütün ekonomik sıkıntılarını aşmak amacıyla sayın Başbakana mali destek için talepte bulunmuş. Başbakan ise size mali yardımda bulunursak diğerleri de ister diyerek reddetmiş. Oysa geçmiş yıllarda  tek konfederasyon varken böyle bir gerekçe ileri sürülemüyordu. Hatta bağlı federasyonlara da paylaştırılmak üzere o günki konfederasyona  ciddi bir mali destek sağlanmıştı. Eğer şu ana kadar engelliler alanında tek konfederasyon, her özür grubu için birer federasyon şeklindeki örgütlenme modeli sürüyor olsaydı, büyük bir olasılıkla arada bir yapılan bu mali destek yasal bir düzenlemeyle sürekli ve kurumsal hale gelmiş olacak, örgütlerimizin ekonomik sıkıntıları da bir ölçüde hafifleyecekti. Böylesine çok başlılığı teşvik eden örgütlenme yapısı içerisinde eğer devletin konfederasyon ve federasyonlara mali destekte bulunması şeklinde bir uygulama başlatılmış olsa inanın ki, konfederasyon ve federasyonların sayısı kısa sürede bunun iki üç katına da çıkacaktır.

      Parçalanmanın, dağınıklığın bir başka ciddi zararı da engelliler arasında mevcut örgütlere karşı bir güvensizlik yaratmasıdır.

Ekonomik sıkıntıları aşmanın da, güçlü, demokratik bir engelli hareketini yaratmanın da tek yolu birlikten geçer. Özel gün ve haftalarda, demokratik bir protesto eyleminde, yasal bir hakkın elde edilmesinde, bir projenin hayata geçirilmesinde engellilerin tek ses olarak öne çıkması çok daha etkili, çok daha yararlı değilmidir?

Engelli hareketinin birliği harcanan bütün çabalara rağmen eğer gönüllü bir tercihle sağlanamıyorsa yasal bir düzenlemeyle sağlanmalıdır. Bu düzenleme sırasında olası örgüt içi sorunların en az düzeye indirilmesini sağlayacak önlemlere de yer verilebilir. Meslek örgütlerinin birliği gibi bir model mi olur veya başka bir model mi? Bunlar üzerinde tartışılabilir, diğer ülkelerdeki uygulamalar incelenebilir. Yeter ki, niyetimiz üzüm yemek olsun.

 İnsanların gönüllü birlikteliği benimsemesi ideal bir yaklaşımdır, ancak bu idealin gerçekleşeceği günleri daha ne kadar süre bekleyeceğiz. Herhalde sonsuza kadar da bekleyemeyiz.

Engelli hareketinin birliği; birlikten yanaymış gibi görünenlerin yapay tartışmalarıyla vakit kaybederek değil, gerçekten birlikten yana olanların samimi çabalarıyla başarılabilir. Elbette bunu başarmak kolay bir iş değildir, ancak beklenen gün gelecekse çekilen çile kutsaldır.

Sürekli kavga eden, aralarında anlaşamayan kardeşlere Birliğin önemini kavratmak için bir baba şöyle bir örnek vermiş. Birgün elinde bir demet dalla eve gelmiş. Önce her kardeşe tek tek, birer dal parçası vererek o dalı kırmasını söylemiş. Her kardeş elindeki dalı bir çırpıda kolayca kırmış. Daha sonra Dalları demet haline getirerek kırmalarını istemiş. Hiçbir kardeş demet halindeki dalları kırmayı başaramamış. Ve baba şöyle demiş. Tıpkı bu örnekte olduğu gibi eğer siz de anlaşamayarak biri birinizden ayrılıp tek kalırsanız herkes size kolayca zarar verebilir. Yok eğer demet halindeki dallar gibi bir arada olmayı başarırsanız kimse size zarar veremez.

Kıssadan hisse çıkarırsak, engelliler için de durum aynıdır. Mevcut haklarımızı korumak, yenilerini elde etmek, başı dik, insanca ve onurlu bir yaşam standardına ulaşmak için örgütlü engelli hareketinin birliğini sağlamaktan başka çaremiz yoktur.

 

2004 yılında çıkarılan 5253 sayılı dernekler kanunu engelli hareketinin parçalanmasını hem teşvik etmiş, hem de hızlandırmıştır. Ondan önce de dağınıklık vardı ama hiç olmazsa bu dağınıklık tepede frenlenmiş oluyordu. Kimileri diyebilir ki, o günkü birlik sağlıklı bir birlik değildi, önemli sorunlar yaşanıyordu. Evet yaşanıyordu ama zaman içerisinde bu sorunlar, edineceğimiz bilgi ve tecrübelerle, doğruyu benimseme ve benimsetme yönünde yapacağımız mücadelelerle, kazanacağımız örgütsel olgunluk düzeyiyle aşılabilirdi. Böyle bölünmek, parçalanmak daha mı iyi oldu? Engellilerin ne işine yaradı? Yeni dernekler kanununa göre istediğiniz sayıda federasyon, istediğiniz sayıda konfederasyon, kurabilirsiniz denildi. Şimdi kuralım kurabildiğimiz kadar sayıda federasyon, konfederasyon. Bakalım ne işimize yarayacak?

 

Yeni dernekler kanunuyla engellilere; adeta dağınıklık öyle olmaz böyle olur denilmiştir. Eski dernekler kanunun 88. maddesine göre bütün engelliler için tek konfederasyon, her özür grubu için de sadece birer federasyon kurulması şeklinde bir örgütlenme modeli uygulanıyordu. Yeni değişiklikle bu sınırlama kaldırılınca, kısa süre de konfederasyon ve federasyonların sayısı artmaya başladı. Şu anda engelliler alanında iki ayrı konfederasyon bulunuyor. Üçüncüsünün de yolda olduğuna dair duyumlar alıyoruz. Görme, işitme, bedensel ve zihinsel engelliler alanında da ikişer ikişer federasyonlar kuruldu. Yeni dernekler kanununun boşluklarından biri de şudur., örneğin üç tane körler federasyonu kurulmuş olsa  ve bunlar bir araya gelerek bir engelliler konfederasyonu oluşturmuş olsa buna mevcut yasada bir engel bulunmamaktadır.

 Bu sağlıksız gidişin engellilerin yararına bir gidiş olmadığı açıktır.

 

Demokrasi, özgürlük demek toplumsal fayda ve zarar hesabı yapmadan herkesin her aklına geleni yapması demek değildir. Yaşadığımız deneyimler, okuduğumuz kitaplar, öğrendiğimiz bilgiler bize; egemen güçlerin kendi çıkarlarını korumak için parçala, böl, yönet anlayışıyla hareket ettiklerini ve edeceklerini söylememişmiydi? Küçük lokmaların çok daha kolay yutulabileceğini anlamak için daha hangi kötü şeylerin olmasını bekliyoruz?? Ezilen, dışlanan, sömürülen kesimlerin kurtuluşunun örgütlü ve ortak mücadeleden geçtiğini tarih bize defalarca göstermemişmiydi? Ezen ve sömüren güçler tam bir ittifak halindeyken ezilen ve sömürülenlerin dağılıp parçalanması bir kadermidir? Değildir, olmamalıdır demek yetmez, bunun gerektirdiği görev ve sorumlulukları da yerine getirmek gerekir.. Dağınıklık içinde geçen her günün engellilerin aleyhine işlediğini unutmayalım.

Zorlukları aşmak için güçlü, Güçlü olmak için örgütlü olmak zorundayız.

Hayat inişi çıkışı olmayan dümdüz bir yol, dalgası fırtınası olmayan sakin bir deniz değildir. Hayatımızın çeşitli dönemlerinde eksilerimiz de olmuştur, artılarımız da. Hatalarımız da vardır, başarılarımız da. Önemli olan geçmişten ders alarak geleceği yeniden kurma idealimizi korumayı başarmaktır.

Yürekten gelen bir sorumluluk anlayışıyla yüreklerimizi birleştirerek daha aydınlık bir gelecek için yepyeni bir sayfa açabiliriz.Ünlü şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un dediği gibi “Toplu vurdukça yürekler onu top bile sindiremez”  

Engellilerin hak ve çıkarları için iyi niyetle hizmet eden, mücadele veren örgütleri ulusal bir şemsiye altında toplamak, örgütlü engelli hareketini daha güçlü, demokratik bir baskı grubu haline getirmek, engellilerin kendi sorunlarıyla ilgili konularda söz ve karar sahibi olma ilkesini uygulanabilir kılmak, Engellilerin yaşam standartlarını yükseltecek plan ve projeleri daha kararlı biçimde hayata geçirmek, dünyadaki bütün gelişmelerden ve yeniliklerden ülkemizdeki engellilerin de yararlanmasını sağlamak, uluslar arası benzer amaçlı örgütlerle ilişkileri olması gereken düzeye çıkarmak, örgütlerimizin kronikleşen mali sıkıntılarını sağlıklı bir çözüme kavuşturmak, elbirliğiyle başarmak zorunda olduğumuz hedeflerin başında gelmektedir. Neyi nasıl yapmamız gerektiğini biliyoruz. Yeterki, bildiklerimizi uygulamaya azimli, bilmediklerimizi araştırmaya ve öğrenmeye  arzulu bir anlayışla ellerimizi ve yüreklerimizi birleştirelim.

İş üreten, çözüm üreten, bilgili, yetenekli, üretken insanların, planlı, disiplinli, etkin bir anlayışla koşuşturduğu, projelerin, hizmetlerin, etkinliklerin, organizasyonların yoğunlaştığı, değişim rüzgârlarının estiği yeni bir atılım döneminin başlatılması hiç de zor değildir. Her şey bizim elimizde.

      Engelli hareketinin içinde bulunduğu bütün örgütsel sorunların tartışılacağı, çözüm önerilerinin sunulacağı, diğer ülkelerdeki engelli örgütlenmelerine ilişkin modellerin değerlendirileceği geniş katılımlı ulusal bir sempozyumun düzenlenmesi, elde edilen görüş ve önerilerin hayata geçirilmesi dileğiyle.

 

 

 

 

Yazan: Halil Köseler