Emir Cümleleri

Imperative Sentences (Emir Cümleleri)

 

Yazan: Halil Köseler

İngilizce Öğretmeni

 

İngilizce’de cümle kuruluşları çoğu zaman Türkçe’de olduğunun tersi şeklindedir. Yani, Türkçe’de (kapıya git) şeklinde kurulan bir cümle İngilizce’de (git kapıya) şeklinde kurulur.

EXAMPLES: Örnekler.

Open the door: Kapıyı açın.

Shut the door: Kapıyı kapatın.

Come in: Girin.

(Bu ifade birisi kapıyı çaldığı zaman veya kapıda beklerken kullanılır.)

Go out, please: Dışarı çıkın lütfen.

Get out of here: Buradan uzaklaşın.

Look out of the window: Pencereden bakın.

Help your friends, please: Arkadaşlarınıza yardım edin, lütfen.

Answer my question, please: Benim sorumu cevaplayın, lütfen.

Finish your work, please: İşinizi bitirin, lütfen.

(Bu cümlelerde sizin anlamına gelen (your) kelimesi geçtiği halde cümleleri Türkçeye çevirirken bu kelime sizin olarak kullanılmamaktadır. Bunun nedeni, Türkçe kelimelerde yer alan ve sizin kelimesinin yerini tutan şahıs eklerinin kullanılmasıdır. Örneğin, işinizi bitirin denildiği zaman, sizin kelimesi, işinizi kelimesinin sonundaki (zi) takısıyla belirtilmiş olmaktadır. İngilizcenin böyle bir özelliği olmadığı için cümlelerde sizin anlamına gelen (your kelimesi mutlaka kullanılmak zorundadır. Diğer şahıslar için de açıklanan bu kurallar geçerlidir.)

Wash your hands, please: Ellerinizi yıkayın, lütfen.

Daha önce de belirttiğimiz gibi (please) kelimesi cümlenin başına da getirilebilir.

Please wash yor hands: Lütfen ellerinizi yıkayın.

Please study your lesson: Lütfen dersinize çalışın.

Please sing a song: Lütfen bir şarkı söyleyin.

Please do your homework: Lütfen ödevinizi yapın.

Please accept my appology: Lütfen benim özürümü kabul edin.

Send her a nice gift: Ona güzel bir hediye gönderin.

Cross the road: Yolu karşıya geçin.

Cross the road and turn right: Yolu karşıya geçin ve sağa dönün.

Go straight on, cross the road and turn left: Doğru gidin, yolu karşıya geçin ve sola dönün.

Be happy: Mutlu olun.

Be quickly: Çabuk olun.

Be creative: Yaratıcı olun.

Be quiet, please: Sessiz olun, lütfen.

Be careful, please: Dikkatli olun lütfen.

Be flexible: Esnek olun.

Be polite: Kibar olun.

Be sure: Emin olun.

Extend your hand, please: Elinizi uzatın, lütfen.

Try various techniques: Çeşitli teknikleri deneyin.

Give various examples: Çeşitli örnekler verin.

Have your breakfast, please: Kahvaltınızı yapın, lütfen.

Have your tea, please: Çayınızı alın, lütfen.

Have a drink, please: Bir içecek alın, lütfen.

(Have) kelimesi ingilizcede çok çeşitli görevlere ve anlamlara sahiptir.)

Have a glass of tea, please: Bir bardak çay için, lütfen.

Pay the bill, please: Hesabı ödeyin lütfen.

Fasten your belts, please: Kemerlerinizi bağlayın lütfen.

Park here, please: Buraya park edin, lütfen.

Attention please: Lütfen dikkat.

Pay attention, please: Dikkat edin, lütfen.

Smile, please: Gülümseyin, lütfen.

Leave your bag on the table: Çantanızı masaya bırakın.

Leave three bottles of milk: Üç şişe süt bırakın.

Leave the door open: Kapıyı açık bırakın.

Leave the window open: Pencereyi açık bırakın.

Keep the door shut: Kapıyı kapalı tutun.

Keep the window open: Pencereyi açık tutun.

Answer the questions carefully: Soruları dikkatli cevaplayın.

Check your answers: Cevaplarınızı kontrol edin.

Write your answers: Cevaplarınızı yazın.

Read your answers: Cevaplarınızı okuyun.

Count your money: Paranızı sayın.

Have a look at it: Ona bir bakın.

Shut up: Kesin sesiniz. Susun.

Listen to the teacher, please: Öğretmeni dinleyin, lütfen.

Go to the door, please: Kapıya gidin lütfen.

Bazı fiillerden sonra (to) kullanılmaktadır. (to) kapıya, pencereye git veya öğretmeni dinle, radyoyu dinle gibi cümlelerde kullanılır.

Listen to the radio: Radyoyu dinleyin.

Listen to the doctor: Doktoru dinleyin.

Go to the school: Okula gidin.

Wait outside: Dışarıda bekleyin.

Wait inside: İçeride bekleyin.

Come on: Gelin.

(İngilizcede bir kişiyi ya da bir grubu haydi. Gelin, şeklinde çağırırken (come on) denilmektedir.)

Go straight on: Doğru gidin.

Turn left: Sola dönün.

Turn right: Sağa dönün.

Push the door, please: Kapıyı itin, lütfen.

Pull the door, please: Kapıyı çekin lütfen.

Push the button, please: Düğmeye basın, lütfen.

Do me a favour: Bana bir iyilik yapın.

Make up your mind: Kararınızı verin.

Introduce me to Mary: Beni mary’ye tanıştırın.

Open your mouth: Ağzınızı açın.

Shut your mouth: Ağzınızı kapatın.

Hold on, please: Bekleyin, lütfen.

Light a cigarette, please: Bir sigara yakın, lütfen.

Fill the glass completely: Bardağı tamamen doldurun.

Fill the pitcher completely: Sürahiyi tamamen doldurun.

Go quickly, please: Çabuk gidin lütfen.

Cut the cake, please: Pastayı kesin, lütfen.

Shut up: Kesin sesinizi. Susun.

Shut yor mouth: Kapat çeneni.

Turn on the light, please: Işığı açın, lütfen.

Put on your coat, please: Paltonuzu giyin, lütfen.

Take off your coat, please: Paltonuzu çıkarın, lütfen.

Tell my thanks to him: Ona teşekkürlerimi söyleyin.

Put down the gun: Silahı bırakın.

Keep your temper: Sinirlerinize hakim olun.

Stay close to me: Benim yakınımda kalın.

Look closely  at him: Ona yakından bak.

Get lost! Leave me alone!: Uzaklaşın! Beni yalnız bırakın!

Come to the point: Asıl konuya gelin.

Avoid trifling conversations: Önemsiz konuşmalardan kaçının.

Get out of the road: Yoldan çekilin.

Get out of the way: Yoldan çekilin.

Hang on a minute, I am nearly ready: Bir dakika bekleyin, neredeyse hazırım.

Get the telephone, please: Telefona bakın lütfen.

LESSON 28

NEGATIVE FORM (Olumsuz Şekli)

(Emir cümlelerini olumsuz olarak kullanmak için fiilden önce (don’t) kelimesi getirilir. (Don’t) kelimesi (do not) kelimelerinin birleştirilerek kısaltılmış halidir. Bu tür cümlelerde olumsuzluğu vurgularken (do not) kullanılır. Diğer durumlarda genellikle kısa şekli kullanılır.

Şimdi cümle alıştırmalarına geçelim.

EXAMPLES: Örnekler.

Please don’t go to any trouble for us. Don’t change your plans: Lütfen bizim için herhangi bir sıkıntıya girmeyin. Planlarınızı değiştirmeyin.

Don’t always try to be different. Go with the flow sometimes: Her zaman farklı olmaya çalışmayın. Bazen akıntıya göre gidin.

Wait a moment, don’t be so hasty: Bir saniye bekleyin, o kadar aceleci olmayın.

Please keep this to yourself. Don’t say a word to any one: Lütfen bunu kendinize saklayın. Hiç kimseye bir kelime söylemeyin.

Do not judge a person by physical features: Bir kişiyi fiziksel özellikleriyle yargılamayın.

Don’t put the glass so close to the edge of the table: Bardağı masanı kenarına çok yakın koymayın.

Don’t squeeze the tomatoes, please: Domatesleri sıkmayın,

Don’t lose your temper: Kendinizi kaybetmeyin.

Don’t look at me like that: Bana öyle bakmayın.

Don’t get me wrong: Beni yanlış anlamayın.

Don’t give up hope yet: Henüz ümidi kesmeyin.

Don’t worry about me: Beni merak etmeyin.

Don’t forget, please: Unutmayın lütfen.

Don’t park there, please: Oraya park etmeyin, lütfen.

Don’t forget me, please: Beni unutmayın, lütfen.

Don’t go fast: Hızlı gitmeyin.

Don’t walk on the grass: Çimenlere basmayın.

Don’t move: Kıpırdamayın.

Don’t worry: Üzülmeyin. (Merak etmeyin.)

Don’t frighten me, Please: Beni korkutmayın, lütfen.

Don’t annoy the teacher, please: Öğretmeni kızdırmayın, lütfen.

Don’t turn off the light, please: Işığı kapatmayın, lütfen.

Don’t neglect you mother: Annenizi ihmal etmeyin.

Don’t neglect your family: Ailenizi ihmal etmeyin.

Don’t neglect your children: Çocuklarınızı ihmal etmeyin.

Don’t come home late: Eve geç gelmeyin.

Don’t make so much noise: Çok fazla gürültü yapmayın.

Don’t give students wrong idea: Öğrencilere yanlış fikir vermeyin.

Don’t discourage them: Onların cesaretini kırmayın.

Don’t talk, please: Konuşmayın lütfen.

Please don’t open the windows: Lütfen pencereleri açmayın.

Please don’t speak fast: Lütfen hızlı konuşmayın.

Don’t sit on the floor, please: Yere oturmayın, lütfen.

Don’t angry with me, please: Lütfen bana kızmayın.

Don’t bring you dog, please: Köpeğinizi getirmeyin, lütfen.

Don’t take off your coat: Paltonuzu çıkarmayın.

Don’t look out of the window: Pencereden bakmayın.

Don’t go out: Dışarı çıkmayın.

Do not fill the glass completely: Bardağı tamamen doldurmayın.

Do not be afraid of him: Ondan korkmayın.

Do not fill the pitcher completely: Sürahiyi tamamen doldurmayın.

Do not hesitate: Tereddüt etmeyin.

Do not come late: Geç gelmeyin.

LESSON 29

POSESSIVE PRONOUNS 3. (İyelik Zamirleri 3)

(Önce yeni iyelik zamirlerinin ingilizce ve türkçe karşılıklarını öğrenelim.)

VOCABULARY Kelime Bilgisi.

Me: Bana. Beni.

You: Size. Sizi.

Us: Bize. Bizi.

Them: Onlara. Onları.

Him: Ona. Onu.

Her: Ona. Onu.

It: Ona. Onu.

After: Sonra.

Before: Önce.

From: Den. Dan takısı.

With: İle.

Take to: Götürmek.

Chance: Şans. Fırsat.

Escape: Kaçmak.

Remind: Hatırlatmak.

Put: Koymak.

Make: Yapmak.

Arrive: Varmak.

Blame: Suçlamak.

Stick: Yapışmak. Yapıştırmak.

In time: Zamanında. Vaktinde.

Phone: Telefon.

Call: Çağırmak.

Trust: Güvenmek.

For: için.

Leave: Bırakmak. Ayrılmak. Hareket etmek.

Try: Çalışmak. Uğraşmak.

Join: Katılmak.

Decide: Karar vermek.

Teach: Öğretmek.

Get: Almak.

Ability: Yetenek. Kabiliyet.

Own: Kendi.

Check: Kontrol etmek.

Believe: İnanmak.

Tell: Söylemek. Anlatmak.

Staff: Personel.

Entire: Bütün.

Mistake: Yanlış. Hata.

Alone: Yalnız.

Appointment: Randevu.

(Bu kelimelerin anlamları kendilerinden önce gelen edatlara göre daha farklı şekle dönüşebilir. Örneğin:

Şimdi cümle alıştırmalarına geçelim.

After me: Benden sonra.

After you: Sizden sonra.

After them: Onlardan sonra.

After him: Ondan sonra.

Before me: Benden önce.

Before you sizden önce.

Before us: Bizden önce.

Before them: Onlardan önce.

Before him: Ondan önce.

With me: Benimle.

With you: Sizinle.

With us: Bizimle.

With them: Onlarla.

With her: Onunla.

With him: Onunla.

With it: Onunla.

For me: Benim için.

For you: Sizin için.

For us: Bizim için.

For them: Onlar için.

For him: Onun İçin.

For her: Onun için.

For it: Onun için.

From me: Benden.

From you: Sizden.

From us: Bizden.

From Them: Onlardan.

From her: Ondan.

To me: Beni. Bana.

To you: Size.

(Bu tür iyelik zamirleri cümle başında kullanılmayan zamirlerdir. Cümle ortasına veya sonuna getirilir. Şimdi bazı cümle alıştırmalarıyla nasıl kullanıldıklarını öğrenelim.)

Şimdi cümle alıştırmalarına geçelim.

Give me a pen, please: Bana bir kitap verin lütfen.

(Birisi böyle bir cümle kullandığında ona cevap olarak (here is a penJ Buyurun bir kitap anlamına gelen bir ifade ile cevap verilir. Ayrıca, (here you are) cümlesi de birşey vermek için uzatırken, buyurun anlamına gelir. Aslında (here kelimesi burada, buraya anlamına gelmektedir. Ancak böyle bir cümlede türkçe karşılığı buyurun şeklindedir.)

Listen to me, please: Beni dinleyin, lütfen.

Trust me: Bana güvenin.

Believe me: Bana inanın.

Believe us: Bize inanın.

Believe her: Ona inanın.

Believe me it is only a mistake: İnanın bana o sadece bir yanlışlık.

Give me a chance: Bana bir şans verin.

Give us a chance: Bize bir şans verin.

Give them a chance: Onlara bir şans verin.

Stick it to the back of your car: Onu arabanızın arkasına yapıştırın.

Thank you for your letter: Mektubunuz için size teşekkür ederim.

Thank you for your help: Yardımınız için size teşekkür ederim.

Thank you for your visit: Ziyaretiniz için size teşekkür ederim.

Meet me at the bus-stop, please: Beni otobüs durağında karşılayın, lütfen.

Visit them, please: Onları ziyaret edin, lütfen.

Take her to the hospital please: Onu hastahaneye götürün lütfen.

Give me an example: Bana bir örnek verin.

Give us an example: Bize bir örnek verin.

Tell us your name, please: Bize isminizi söyleyin, lütfen.

Travel, read, discuss, expand your horizons: Seyahat edin, okuyun, tartışın, ufkunuzu genişletin.

Put it on the table, please: Onu masanın üstüne koyun, lütfen.

Sing us a song, please: Bize bir şarkı söyleyin, lütfen.

Help her, please: Ona yardım edin, lütfen.

Join us: Bize katılın.

Leave me alone: Beni yalnız bırakın.

Leave us alone, please: Bizi yalnız bırakın, lütfen.

Give me an appointment, please: Bana bir randevu verin, lütfen.

Make a phone call to me, please: Bana bir telefon edin, lütfen.

(Bu tür iyelik zamirleri cümlenin sonuna getirildiğinde (To, from, with) gibi edat ekler alır.)

Write me a letter, please: Bana bir mektup yaz, lütfen.

Write a letter to me, please: Bana bir mektup yaz, lütfen.

(Her iki cümlede de anlam hemen hemen aynıdır. İyelik zamiri cümle sonuna getirildiğinde biraz vurgulanmış olmaktadır.)

Come with me: Benimle gelin.

Go with him: Onunla gidin.

Get from her: Ondan alın.

This book is for you: Bu kitap sizin için.

This pen is for me: Bu kalem benim için

These watches are for us: Bu saatler bizim için.

Those shirts are for them: Şu gömlekler onlar için.

This present is for her: Bu hediye onun için.

This drink is for him: Bu içecek onun için.

Repeat after me, please: Benden sonra tekrar edin, lütfen.

Repeat after her: Ondan sonra tekrar edin.

Come with us: Bizimle gelin.

(Bu tür cümleleri olumsuz şekilde söylemek için cümlenin başına (Do not) veya (Don’t) getirilir.)

Şimdi cümle alıştırmalarına geçelim.

Do not tell me a word, please: Bana bir kelime söylemeyin, lütfen.

Do not look at them, please: Onlara bakmayın, lütfen.

Do not make me angry, please: Beni kızdırmayın, lütfen.

Do not blame me: Beni suçlamayın.

Don’t blame us: Bizi suçlamayın.

Don’t blame her: Onu suçlamayın.

Don’t blame Mary: Mary’yi suçlamayın.

Don’t put the blame on me: Suçu benim üzerime atmayın.

Don’t neglect me: Beni ihmal etmeyin.

Don’t neglect her. Onu ihmal etmeyin.

Don’t neglect us: Bizi ihmal etmeyin.

(Bu cümlede (make) yapmak olduğu halde Türkçede beni kızgın yapmayın şeklinde bir ifade bozuk bir ifade olacağından beni kızdırmayın şeklinde çevrilebiliyor.)

Don’t make me laugh, please: Beni güldürmeyin, lütfen.

Don’t call them, please: Onları çağırmayın, lütfen.

Don’t forget me, please: Beni unutmayın, lütfen.

Don’t forget us: Bizi unutmayın.

Don’t forget her: Onu unutmayın.

Don’t forget them: Onları unutmayın.

 

(İngilizcede fiillerin başına (to) kelimesi getirildiği zaman gelmek, gitmek gibi anlamlar oluşur. Örneğin, (to come: Gelmek. (To go: Gitmek.) gibi.(to) kelimesi almış bu tür mastar fiiller başka bir fiilden sonra geldiği zaman gelmeğe çalış. Gitmeğe çalış gibia anlamlar oluşur.) Örneğin, (try to go: Gitmeğe çalışın.) (Try to come: Gelmeğe çalışın.) gibi.Demek ki, kullanılan birinci fiil (to) kelimesi almayacak, ikinci fiil (to) kelimesi alacak. Şimdi bazı örneklerle bu tür ifadelerin nasıl söylendiğini öğrenelim.)

Şimdi cümle alıştırmalarına geçelim.

Try to read: Okumaya çalışın.

Try to write: Yazmaya çalışın.

Try to finish: Bitirmeye çalışın.

Try to learn: Öğrenmeye çalışın.

Come to see: Görmeğe gelin.

Remember to go: Gitmeyi hatırlayın.

Decide to begin: Başlamaya karar verin.

Try to understand: Anlamaya çalışın.

Try to remember: Hatırlamaya çalışın.

Try to be careful: Dikkatli olmaya çalışın.

Try to be quiet: Sessiz olmaya çalışın.

Try to arrive in time: Zamanında varmaya çalışın.

Try to remember her telephone number: Onun telefon numarasını hatırlamaya çalışın.

Try to be careful in the street: Cadede dikkatli olun.

Try to finish your work in time: İşinizi zamanında bitirmeğe çalışın.

Try to learn English: İngilizceyi öğrenmeye çalışın.

Try to understand English: İnglizceyi anlamaya çalışın.

Try to speak English well: İnglizceyi iyi konuşmaya çalışın.

Try to be early at the office: Büroda erken olmaya çalışın.

Try to be relaxed: Rahat olmaya çalışın.

Decide to be a teacher: Öğretmen olmaya karar verin.

Try to be here at five o’clock: Saat beşte burada olmaya çalışın.

Try to repeat after me: Benden sonra tekrarlamaya çalışın.

Try to convince parents: Ana-babaları ikna etmeğe çalışın.

(Me, you, us, them, him, her, it( kelimeleri (to) takısı alan mastar fiillerden önce kullanıldığında cümlenin anlamı da değişir. Şimdi bu anlam değişikliğine dikkat edin.)

Remind me to telephone: Bana telefon etmemi hatırlatın.

Remind him to study: Ona çalışmasını hatırlatın.

Remind them to be ready: Onlara hazır olmalarını hatırlatın.

Give me a chance to learn: Bana öğrenmek için bir şans verin.

Give him a chance to work: Ona çalışması için bir şans verin.

Teach me to write: Bana yazmayı öğretin.

Teach me to read: Bana okumayı öğretin.

Please teach me to read english: Lütfen bana ingilizce okumayı öğretin.

Please teach me to speak english: Lütfen bana ingilizce konuşmayı öğretin.

Teach them to speak: Onlara konuşmayı öğretin.

Teach the child to use his own ability: Çocuğa kendi yeteneğini kullanmayı öğretin.

Tell them to come: Onlara gelmelerini söyleyin.

Tell him to go: Ona gitmesini söyleyin.

Tell the staff to be here: Personele burada olmalarını söyleyin.

Tell to entire staff to be here: Bütün personele burada olmalarını söyleyin.

Tell him to come to the meeting early: Ona toplantıya erken gelmesini söyleyin.

Tell her to answer the questions: Ona soruları cevaplamasını söyleyin.

Please tell her to call me: Lütfen ona beni aramasını söyleyin.

Please tell Suna to call me: Lütfen Suna’ya beni aramasını söyleyin.

Give me enough time to finish the project: Projeyi bitirmek için bana yeterli zaman verin.

Please lend me some money to buy that dress: Lütfen o elbiseyi satın almak için bana ödünç biraz para verin.

(Bu tür cümleler iki şekilde olumsuz yapılır. Birincisi cümlenin başına (don’t) kelimesi getirilir. İkincisi, (to) kelimesi alan mastar fiilden önce değil anlamına gelen (not) kelimesi getirilir. Her iki şekilde de olumsuz yapılmış olur. Ancak anlamları biraz farklıdır. Şimdi örneklerle nasıl yapıldığını ve anlamları arasında ne gibi fark olduğunu öğrenelim.)

EXAMPLES: Örnekler.

Don’t try to smoke: Sigara içmeyi denemeyin.

Don’t try to come early: Erken gelmeye çalışmayın.

Don’t forget to join us: Bize katılmayı unutmayın.

Don’t forget to telephone us: Bize telefon etmeyi unutmayın.

Don’t forget to come early: Erken gelmeyi unutmayın.

Don’t forget to help me: Bana yardım etmeyi unutmayın.

Don’t forget to give her a present: Ona bir hediye vermeyi unutmayın.

Don’t forget to call her: Onu çağırmayı unutmayın.

Don’t forget to invite them: Onları davet etmeyi unutmayın.

Don’t forget to visit your family: Ailenizi ziyaret etmeyi unutmayın.

Don’t forget to write a letter to me: Bana bir mektup yazmayı unutmayın.

Don’t hesitate to ask: Sormakta tereddüt etmeyin.

Don’t hesitate to ask question: Soru sormakta tereddüt etmeyin.

Don’t hesitate to come: Gelmekte tereddüt etmeyin.

Don’t hesitate to telephone: Telefon etmekte tereddüt etmeyin.

Don’t hesitate to ask for help: Yardım istemekte tereddüt etmeyin.

Don’t tell him to come: Ona gelmesini söylemeyin.

Don’t teach him to open the door: Ona kapıyı açmayı öğretmeyin.

Don’t give him a chance to escape: Onun kaçmasına fırsat vermeyin.

Don’t try to see her: Onu görmeye çalışmayın.

(Şimdi olumsuz yapmak için (not to) ifadesinin kullanılışına dikkat edin.)

Try not to make noise: Gürültü yapmamaya çalışın.

Try not to look at him: Ona bakmamaya çalışın.

Try not to annoy her: Onu kızdırmamaya çalışın.

Try not to see her: Onu görmemeye çalış.

Try not to come late: Geç gelmemeye çalışın.

Try not to smoke: Sigara içmemeye çalışın.

Try not to be late: Geç kalmamaya çalışın.

Try not to come late: Geç gelmemeye çalışın.

Try not to make him angry: Onu kızdırmamaya çalışın.

Try not to be ill: Hasta olmamaya çalışın.

Try not to get up late: Geç kalkmamaya çalışın.

Try not to be late for work: İşe geç kalmamaya çalışın.

Try not to be excited: Heyecanlı olmamaya çalışın.

Try not to be angry: Kızmamaya çalışın.

 

Yorumlar 

 
#15 Emir CümleleriArdis 02-10-2017 16:37
Businesses are erasing the boundaries between nations and as a upshot,
communication compete with the indispensable role in expanding your reach
as entrepreneur. Communication, in this fact, is the wit to convert between any language pair there is and the transfer services increase has made it disinterested easier.
You just have to coerce sure the circle you empower your rendition offers fair accommodation, which can be verified beside checking the reviews of the particular one.


Look into my blog post ... Eric Dondero: http://portsidelanguages.com
Alıntı
 
 
#14 Emir CümleleriKlaus 30-09-2017 05:54
Your accent is a British accent which is different in Americans accent.

Although there are many differences between American English and British English, I have learned from you a lot.

Thank you so much and keep it up.

Feel free to surf to my web site - THE: http://writesuperessay.us/video/a-an-the-articles-in-english-vid-3zJQoQLCeNo
Alıntı
 
 
#13 Emir CümleleriMonroe 29-09-2017 12:37
You're a very wonderful teacher and your pronunciation is very
beautiful

My website; Tutorial Qt Creator: http://writesuperessay.us/video/tutorial-qt-creator-qfile-vid-zDA5FKfRxJA
Alıntı
 
 
#12 Emir CümleleriReagan 27-09-2017 18:17
Businesses are erasing the boundaries between nations and as a upshot, communication compete with the requisite portion in expanding your reach as entrepreneur.
Communication, in this matter, is the genius to convert between any cant doublet there
is and the transfiguration services increase has made it disinterested
easier. You valid be suffering with to change steady the flock you empower your decipherment offers legitimate
help, which can be verified by checking the reviews of the particular one.


Also visit my web-site: transcription services: http://transcriptionistforbloggers.com
Alıntı
 
 
#11 Emir CümleleriKoby 27-09-2017 09:50
Could you please do a case study for health care organisation.

Many thanks.

My web-site ... Writing a dissertation: http://writesuperessay.us/video/writing-a-dissertation-vid-1hVNF_8S6Ok
Alıntı
 
 
#10 Emir CümleleriSima 27-09-2017 09:45
All I can think of right now is how good it would be to bang both those hotties in this sunny office with a beautiful view.


Also visit my site - English Grammar: http://writesuperessay.us/video/english-grammar-proper-uses-of-articles-a-an-the-vid-qZyLP4ICGBw
Alıntı
 
 
#9 Emir CümleleriKelli 24-09-2017 05:02
Incredibly helpful it cackled my ears and filled me with
a rush of excitement and enthusiasm to write
Thank you TED Ed

Look at my web blog; How to write a NOVEL: http://writesuperessay.us/video/how-to-write-a-novel-vid-BBixZY0NMMw
Alıntı
 
 
#8 Emir CümleleriAlphonse 08-09-2017 16:35
Businesses are erasing the boundaries between nations and as a outcome, communication compete with the indispensable role in expanding
your reach as entrepreneur. Communication, in this be important, is the knack
to spell out between any lingua franca brace there is and the transfiguration services increase has made it steady
easier. You just from to coerce steady the flock you trusteeship your
rendition offers adequate help, which can be
verified close checking the reviews of the fastidious one.

Look at my blog; audiotranscript ionservices.org: http://audiotranscript ionservices.org
Alıntı
 
 
#7 Cevap: Emir Cümlesi ile ilgili örneklerdefne 18-02-2016 16:03
güzel beğendim



ben
Alıntı
 
 
#6 CVP: Emir CümleleriHavzullah 13-01-2016 07:51
İnanın çok güzel olmuş harika bir çalışma
Alıntı
 

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile