Gelecek Zaman

SIMPLE FUTURE TENSE (Gelecek Zaman)

Yazan: Halil Köseler

İngilizce Öğretmeni

 

(İngilizcede (Simple Future Tense’in) geniş bir kullanım alanı vardır. Geleceğim, gideceğim gibi gelecek zaman bildiren ifadeler için kullanılır. Bu (tense’de) fiiller hiç bir takı almazlar. Yardımcı fiil olarak (shall, will) kullanılır.

(Shall) kelimesi sadece ben, biz olarak bildiğimiz (i, we) kelimeleriyle birlikte kullanılır. (Will) ise şahıs zamiri olsun isim olsun bütün öznelerle kullanılabilir. Yani (i, we) kelimeleriyle birlikte de (will) kullanılabilir. Soru cümlelerinde (shall, will) öznelerden önce getirilir. Olumsuz cümlelerde ise (shall not, will not) kullanılır. Olumsuzluk bildiren (shall not, will not) kelimelerinin kısa şekli (shan’t, won’t) şeklindedir.

EXAMPLES (Örnekler)

I will work: Ben çalişacağım.

You will work: Siz çalışacaksınız.

We will work: Biz çalışacağız.

They will work: Onlar çalışacaklar.

He will work: O çalışacak.

She will work: O çalışacak.

It will work: O çalışacak.

(Shall, will) kelimeleri şahıs zamiri özneleriyle birleştirerek kısaltılabilmektedir. Bu durumda özneye birleşik olarak (‘ll) yazmak yeterlidir. Okunuşları (I’ll, you’ll) şeklindedir.)

I shall come. I’ll come.

You will go. You’ll go.

We shall read. We’ll read.

They will listen. They’ll listen.

She will play. She’ll play.

He will write. He’ll write.

I shall buy a house: Ben bir ev satın alacağım.

I will sell my car: Ben arabamı satacağım.

We shall finish it tomorrow: Biz onu yarın bitireceğiz.

We will make a phone call: Biz bir telefon görüşmesi yapacağız.

They will look for a job: Onlar bir iş arayacaklar.

He will apply for a job: O bir işe baş vuracak.

She will leave on Wednesday: O Çarşamba günü ayrılacak.

He will lend me some money: O bana biraz para ödünç verecek.

The bank officer will give me an application form: Banka görevlisi bana bir baş vuru formu verecek.

Our investigation will reveal the truth: Bizim araştırmamız gerçeği ortaya çıkaracak.

I will explain the reason to you: Ben nedenini size açıklayacağım.

I will call you back: Ben sizi tekrar arayacağım.

He will make an excuse: O bir mazeret uyduracak.

The students will ask you a few questions: Öğrenciler size birkaç soru soracaklar.

It will rain tomorrow: Yarın yağmur yağacak.

It will snow tomorrow: Yarın kar yağacak.

Ayşe will grow flowers at home: Ayşe evde çiçek yetiştirecek.

Search and rescue operations will continue until tomorrow: Arama ve kurtarma çalışmaları yarına kadar devam edecek.

A counselor or a specialist will help you: Bir danışman veya uzman size yardım edecek.

Kemal will examine the problem in detail: Kemal sorunu ayrıntılı inceleyecek.

Suna will be my classmate: Suna benim sınıf arkadaşım olacak.

I will be off soon: Ben yakında serbest olacağım.

Suna will memorize the names of her classmates: Suna sınıf arkadaşlarının isimlerini ezberleyecek.

We shall overcome these problems: Biz bu sorunları yeneceğiz.

He will announce the meeting: O toplantıyı anos edecek.

I will make an important announcement: Ben önemli bir duyuru yapacağım.

This book will include practical suggestions for you: Bu kitap sizin için pratik önerileri kapsayacak.

You will get tired: Siz yorulacaksınız.

You will get cold: Siz üşüyeceksiniz.

You will get ill: Siz hastalanacaksınız.

The weather will get hot: Hava ısınacak.

The weather will get cold: Hava soğuyacak.

(MAKE SIMPLE FUTURE TENSE

Get fat. (You)

You will get fat.

Give specific suggestions. (I)

Learn to speak English fluently. (I)

I will learn to speak english fluently.

Indicate the answer choices. (They)

Need your help. (I)

Get her revenge. (She)

Start to work next week. (He)

Be here tomorrow. (They)

Go to New York next month. (My friend)

Examine me next week. (My doctor)

QUESTION FORM (Soru Şekli)

(Şimdi soru cümlelerine geçelim. (Shall, will) kelimeleri öznelerden önce kullanılacak.)

You will buy a ticket for the next concert: Siz gelecek konser için bir bilet alacaksınız.

Will you buy a ticket for the next concert?: Siz gelecek konser için bir bilet alacakmısınız?

You will give me a present for my birthday: Siz benim doğum günüm için bana bir hediye vereceksiniz.

Will you give me a present for my birthday?: Siz benim doğum günüm için bana bir hediye verecekmisiniz?

I shall learn English: Ben İngilizceyi öğreneceğim.

Shall I learn English: Ben İngilizceyi öğrenecekmiyim?

We shall arrive there at six o’clock: Biz oraya saat altıda varacağız.

Shall we arrive there at six o’clock?: Biz oraya saat altıda varacakmıyız?

They will buy that house: Onlar o evi satın alacaklar.

Will they buy that house?: Onlar o evi satın alacaklar mı?

She will invite you: O sizi davet edecek.

Will she invite you?: O sizi davet edecek mi?

You will hold another meeting next month: Siz gelecek ay başka bir toplantı düzenleyeceksiniz.

Will you hold another meeting next month?: Siz gelecek ay başka bir toplantı düzenleyecekmisiniz?

Mary will stay in Ankara until May: Mary Mayısa kadar Ankara’da kalacak.

Will Mary stay in Ankara until May?: Mary Mayısa kadar Ankara’da kalacak mı?

(İngilizcede yazalım mı, okuyalım mı vereyim mi? Alayım mı şeklinde soru sormak için (shall we, shall i) ifadeleri kullanılır. Bildiğiniz gibi (shall) kelimesi gelecek zaman için kullanılıyordu. Ancak, şimdi örnek olarak yapacağımız sorularda (shall) kelimesinin rolü değişmektedir. Türkçede olduğu gibi İngilizcede de bazı kelimelerin birden fazla işlevi ve anlamı olabilmektedir. Soru-cevap alıştırmalarıyla (shall) kelimesinin değişik anlamda nasıl kullanıldığını öğrenelim.)

Shall we go to the doctor?: Doktora gidelim mi?

Shall we play chess?: Satranç oynayalım mı?

Shall we read newspaper?: Gazete okuyalım mı?

Shall we take our coats?: Paltolarımızı alalım mı?

Shall we hide her bag?: Onun çantasını saklayalım mı?

Shall we wake up Bekir?: Bekir’i uyandıralım mı?

Shall we call Ümit?: Ümit’i çağıralım mı?

Shall we beat Hikmet?: Hikmet’i dövelim mi?

Shall I open the window?: Pencereyi açayım mı?

Shall I take your coat?: Paltonuzu alayım mı?

Shall I close the door?: Kapıyı kapatayım mı?

Shall I get you up at six o’clock in the morning?: Sizi sabahleyin saat altıda kaldırayım mı?

(İngilizcede (will) kelimesi soru cümlelerinde yaparmısınız, gelirmisiniz şeklindeki ifadeler için de kullanılabilir. Birisinden kibarca bir şey yapmasını isterken (will you)ile başlayan soru cümlesi kullanılır.)

Will you open the door, please?: Kapıyı açarmısınız, lütfen?

Will you change this money, please?: Bu parayı bozarmısınız, lütfen?

Will you close the window?: Pencereyi kapatırmısınız?

Will you give me a pen?: Bana bir kalem verirmisiniz.

Will you sign the paper?: Kâğıdı imzalarmısınız?

Will you call a taxi?: Bir taksi çağırırmısınız?

Will you stop for a minute?: Bir dakika dururmusunuz?

Will you tell me the time?: Bana saati söylermisiniz?

Will you show me the toilet?: Bana tuvaleti gösterirmisiniz?

Will you come here for a minute?: Bir dakika buraya gelirmisiniz?

Will you buy me a cigarette?: Bana bir sigara alırmısınız?

Will you give me your telephone number?: Bana telefon numaranızı verirmisiniz?

Will you give me your address?: Bana adresinizi verirmisiniz?

Will you marry me?: Benimle evlenirmisiniz?

Will you help me?: Bana yardım edermisiniz?

Will you come with me?: Benimle gelirmisiniz?

Will you try again?: Tekrar denermisiniz?

Will you take me to the station?: Beni istasyona götürürmüsünüz?

Will you accept our apology for the mistake on your bill?: Hesabınızdaki yanlışlık için özürümüzü kabul edermisiniz?

Will you try to come early?: Siz erken gelmeye çalışırmısınız?

NEGATIVE FORM (Olumsuz Şekli)

(Olumsuz Şekli)

(Olumsuz yapmak için (shall not) veya (will not) kullanılır. Bunları kısaltmak istersek (shan’t, won’t) şeklinde kullanırız. Şimdi olumsuz cümlelere de bazı örnekler verelim.)

I will help her: Ben ona yardım edeceğim.

I will not help her: Ben ona yardım etmeyeceğim.

I will work here: Ben burada çalışacağım.

I won’t work here: Ben burada çalışmayacağım.

We shall forget you: Biz sizi unutacağız.

We shall not forget you: Biz sizi unutmayacağız.

We shall buy that car: Biz o arabayı satın alacağız.

We shan’t buy that car: Biz o arabayı satın almayacağız.

They will participate in the next meeting: Onlar gelecek toplantıya katılacaklar.

They will not participate in the next meeting: Onlar gelecek toplantıya katılmayacaklar.

They will visit us: Onlar bizi ziyaret edecekler.

They won’t visit us: Onlar bizi ziyaret etmeyecekler.

She will give up smoking: O sigara içmeyi bırakacak.

She will not give up smoking: O sigara içmeyi bırakmayacak.

Will you come to give a lecture again?: Siz tekrar konferans vermeye gelecekmisiniz?

Won’t you come to give a lecture again?: Siz tekrar konferans vermeğe gelmeyecekmisiniz?

Will she try to find a job?: O bir iş bulmaya çalışacak mı?

Won’t she try to find a job?: O bir iş bulmaya çalışmayacak mı?

(Shall) kelimesi gelecek zaman dışında, söz verme, kaçınılmazlık bildirme gibi anlamlar da taşır. Bu durumda her özneyle birlikte kullanılabilir.)

Man shal never give up the exploration of the universe: İnsan evreni keşfetmekten hiç vazgeçmeyecek.

I shall never give up the fight for freedom: Ben özgürlük için kavgadan vazgeçmeyeceğim.

I shall take care of everything for you: Ben sizin için her şeyle ilgileneceğim.

I shall never forget you: Ben sizi hiç unutmayacağım.

(Simple future tense) bir kişinin istek veya şikayetlerine gönüllü olarak yardımcı olmak anlamındaki ifadeler için de kullanılır. Bu tür cümleleri Türkçeye çevirirken yapayım, edeyim şeklinde ifadeler kullanılır.)

I am really hungry: Ben gerçekten acıktım.

I’ll make a sandwich: Ben bir sandoviç yapayım.

I am so tired. I am about to fall asleep: Ben çok yorgunum. Neredeyse uykuya dalmak üzereyim.

I’ll get you some coffee: Size biraz kahve alayım.

The phone is ringing: Telefon çalıyor.

I’ll get it: Ben cevap vereyim.

INFINITIVE VERBS (Mastar Fiiller)

I will try to come: Ben gelmeye çalışacağım.

I will try to telephone: Ben telefon etmeye çalışacağım.

I will try to help you: Ben size yardım etmeğe çalışacağım.

I will try to assess the results: Ben sonuçları değerlendirmeye çalışacağım.

We will try to take him to the doctor: Biz onu doktora götürmeğe çalışacağız.

I will try to give you an answer tomorrow: Ben size yarın bir cevap vermeye çalışacağım.

They will decide to sue: Onlar dava açmaya karar verecekler.

He will decide to return from İstanbul: O İstanbul’dan dönmeye karar verecek.

Arzu will try to convince her sister: Arzu kız kardeşini ikna etmeğe çalışacak.

It will be wrong to go by bus: Otobüsle gitmek yanlış olacak.

It will be wrong to postpone the meeting: Toplantıyı ertelemek yanlış olacak.

It will be wrong to do the same things again: Aynı şeyleri tekrar yapmak yanlış olacak.

It will be better to talk to him: Onunla konuşmak daha iyi olacak.

It will be better to leave at five o’clock: Saat beşte hareket etmek daha iyi olacak.

It will be easy to solve this problem: Bu problemi çözmek kolay olacak.

It will not be difficult to find a job: Bir iş bulmak zor olmayacak.

QUESTIONS AND ANSWERS (Sorular ve Cevaplar)

(Şimdi soru-cevap alıştırmalarıyla (Simple Future Tense) üzerindeki çalışmamıza devam edelim.)

Will you visit your parents tomorrow?: Siz yarın ailenizi ziyaret edecekmisiniz?

Yes, I will: Evet edeceğim.

Will they leave for Adıyaman on Tuesday?: Onlar Salı günü Adıyaman’a hareket edecekler mi?

No, they won’t: They will leave on Wednesday: Hayır etmeyecekler. Onlar Çarşamba günü hareket edecekler.

Will she pass that examination?: O sınavı geçecek mi?

Yes, she will: Evet, geçebilecek.

Will Hikmet be here tomorrow?: Hikmet yarın burada olacak mı?

No, he won’t. He will be here the day after tomorrow: Hayır, olamayacak. O yarından sonraki gün burada olacak.

Will Kemal examine this problem in detail?: Kemal bu sorunu ayrıntılı inceleyecek mi?

Yes, he will: Evet, inceleyecek.

Will you need help: Sizin yardıma ihtiyacınız olacak mı?

No, I won’t: Hayır, olmayacak.

Will you give the specific suggestions at the meeting?: Siz toplantıda belirgin öneriler sunacakmısınız?

Yes, I will: Evet, sunacağım.

Will the weather get cold?: Hava soğuyacak mı?

Yes, it will get cold: Evet, soğuyacak.

Will you pay the rent on time?: Siz kirayı zamanında ödeyecekmisiniz?

Yes, I will: Evet, ödeyeceğim.

What will you do this evening?: Siz bu akşam ne yapacaksınız?

I will watch television this evening: Ben bu akşam televizyon seyredeceğim.

When will the election take place?: Seçim ne zaman olacak?

It will take place next year: Gelecek yıl olacak.

What will you do today?: Siz bugün ne yapacaksınız?

I will try to finish my work: Ben işimi bitirmeğe çalışacağım.

Who will come?: Kim gelecek?

A doctor will come: Bir doktor gelecek.

Where will you go?: Siz nereye gideceksiniz?

İ will go to the dentist: Ben dişçiye gideceğim.

How many shirts will you buy?: Siz kaç tane gömlek alacaksınız?

I’ll buy three shirts: Ben üç gömlek alacağım.

Which country will you visit next?: Siz bundan sonra hangi ülkeyi ziyaret edeceksiniz?

I’ll visit Japan: Ben Japonya’yı ziyaret edeceğim.

Will you come with us or stay at here?: Sen bizimle mi geleceksin yoksa burada mı kalacaksın?

I will stay here: Ben burada kalacağım.

(İngilizcede sen siz şeklinde bir ayrım yoktur. Ancak Türkçede yakın bir arkadaşa sen, yakınlık olmayan kişilere siz şeklinde hitap edilmektedir. Cümleleri Türkçeye çevirirken çoğunlukla siz şeklinde çevirmek daha doğrudur. Ancak, ilişkilerin yakın olduğuna inandığımız özel durumlarda (you) kelimesi sen şeklinde de Türkçeye çevrilebilir.)

When will you come here again?: Siz tekrar ne zaman buraya geleceksiniz?

I will come next week: Ben gelecek hafta geleceğim.

When shall we see you again?: Biz sizi tekrar ne zaman göreceğiz?

I wille be here again İn October: Ben Ekimde tekrar burada olacağım.

Where will you be tomorrow afternoon?: Siz yarın öğleden sonra nerede olacaksınız?

I will be in the office tomorrow afternoon: Ben yarın öğleden sonra büroda olacağım.

How much will it cost?: O kaça mal olacak?

It will cost one hundred dollars.. O yüz dolara mal olacak.

Where will you stay?: Siz nerede kalacaksınz?

I will stay at the hotel: Ben otelde kalacağım.

What will the judge ask you?: Hakim size ne soracak?

The judge will ask me some questions about the accident: Hakim bana kaza hakkında bazı sorular soracak.

Who will defend you?: Sizi kim savunacak.

The lawyer will defend me: Beni avukat savunacak.

What time will you leave?: Siz saat kaçta ayrılacaksınız?

I will leave by the six o’clock train: Ben saat altı treniyle harket edeceğim.

Will they decide to stay in Ankara?: Onlar Ankara’da kalmaya karar verecekler mi?

No, they won’t: Hayır, vermeyecekler.

Shall we go to the theatre this evening? Bu akşam tiyatroya gidelim mi?

Yes, let’s go: Evet gidelim.

Shall we watch television? Televizyon seyredelim mi?

No, let’s not watch: Hayır seyretmeyelim.

 

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile