Şimdiki Zaman

PRESENT CONTINUOUS TENSE (Şimdiki Zaman)

 

Yazan: Halil Köseler

İngilizce Öğretmeni

 

 

(İngilizcede dilbilgisi anlamında kullanılan 13 tane zaman bulunmaktadır. Bu bölümde Türkçede (geliyorum, gidiyorum) şeklinde söylenen şimdiki zamanı öğreneceğiz. Şimdiki zaman Türkçede olduğu gibi İngilizcede de bazan gelecek zaman veya geniş zaman anlamı verecek biçimde kullanılabilir. (Present Continuous Tense) cümlelerde akılda tutulması gereken en önemli özellikler şunlardır:

Fiiller (ing) takısı alır. Yardımcı fiiller özneleriyle birlikte (am, are, is) şeklinde kullanılır. Yani, (i am, you are, we are, they are, he is, she is, it is, Mary is, the students are) gibi. Bazı fiiller çift kelime halinde kullanılır. İkinci kelime fiilin aslı değildir. O nedenle (ing) takısı mutlaka bu durumdaki fiillerde birinci kelimenin sonuna getirilir. Örneğin. (get upJ (getting up.) (Look atJ (looking at.

Diğer bir hususta yazılışlarla ilgilidir. İngilizcede sonu (e) Türkçesi (e) harfiyle biten fiiller (ing) takısı aldığında (e) harfi düşer ve yazılmaz. Örneğin, (come) kelimesi (coming) olduğunda bu kelimedeki (e) harfi yazılmaz. Eğer bir kelimenin sonu çif (ee) harfleriyle bitiyorsa o kelimede değişiklik yapılmadan (ing) takısı getirilir. Örneğin, (see--seeing) gibi. Ayrıca sonu (t) (m) gibi harflerle bitiyorsa ve bu harften önce sesli bir harf bulunuyorsa bu kelimelerin bazıları (ing) takısı alırken bu harfler çift yazılır. Örneğin, (get--getting) (swim--swimming) gibi. Bu kelimelerin hangileri olduğunu ezberleyerek akılda tutmak daha doğrudur. (İng) sesini çıkarırken dilin orta kısmını damağa yapıştırarak (ing) şeklinde söylemek gerekiyor. Bu sesi çıkarırken bazı kişiler (ink,) bazı kişiler ise (in) şeklinde söylemektedirler. Bunların her ikisi de yanlıştır. Doğrusu (ing) şeklinde olmalıdır.

İngilizcede bir cümleyi doğru kurabilmek için akılda bulundurulacak en önemli kurallar şunlardır:

Düz cümlelerde kelimelerin sıralanışı özne, fiil, nesne zaman şeklindedir. Örneğin, Türkçede, Ben şimdi okula gidiyorum cümlesi ingilizcede, ben gidiyorum okula şimdi şeklinde kurulur. Onun için yeni Türkçe öğrenen bir ingiliz genellikle böyle bir cümleyi (ben gidiyor okula) şeklinde söyler. Çünkü, Türkçeyi kendi diline benzeterek kullanma eğilimi taşır. Yeni İngilizce öğrenen bir Türk de İngilizceyi kendi dilindeki sıralamaya benzeterek cümle kurmaya çalışır. Yabancı dili doğru kullanmak için her dili kendi kuralları içinde düşünmek gerekir. Önce özne sonra fiil kuralını unutmadan cümle kurulduğu takdirde hatalar en az düzeye inecektir. Eğer bir (tense( içerisinde (am, are, is) veya başka yardımcı fiiler varsa düz cümlelerde özneden sonra, soru cümlelerinde özneden önce kullanılır. Kim, ne, nasıl nerede gibi soru kelimeleri yukarıdaki kurallar geçerli olmak üzere cümlenin en başına getirilir. Bu hususları, tekrar tekrar okuyup dinleyerek her zaman aklınızda tutmaya çalışın. Bir dilin anlaşılmasını sağlayan en önemli bilgi kelime bilgisidir. Bir insan bazan cümlenin tamamını anlamasada herhangibir kelimeden o cümleyi tahmin edebilir. Bu nedenle kelime ezberleme çalışmaları çok önemli bir çalışmadır.

Şimdiki zaman deyince aklımıza mutlaka (ing) takısı alan fiiler gelmelidir. Cümle alıştırmalarına geçmeden, Aşağıdaki her fiili okurken veya dinlerken önce düz şekliyle hemen arkasından sonuna (ing) takısı getirerek yüksek sesle tekrar edin.)

Go, going.

Come, coming.

Read, reading.

Write, writing.

Clean, cleaning.

Take, taking.

Give, giving.

Sing, singing.

Open, opening.

Look at, looking at.

Get up, getting up.

Understand, understanding.

Do, doing.

Speak, speaking.

Make, making.

Forget, forgetting.

Tell, telling.

Study, studying.

Learn, learning.

Teach, teaching.

Bring, bringing.

Remember, remembering.

Turn on, turning on.

Turn off, turning off.

Cry, crying.

Look at, looking at.

Laugh, laughing.

Say, saying.

Pay, paying.

 

(Önce sadece özne ve fiilden oluşan basit cümle alıştırmaları yaparak (Present Continuous Tense’i) şimdiki zamanı öğrenmeye başlayalım. Bu cümleleri kasetten dinledikten veya kitaptan okuduktan sonra bildiğiniz kelimelerle siz de kendi kendinize kelimeleri yer değiştirerek yeni cümleler yapın.)

I am going: Ben gidiyorum.

You are going: Siz gidiyorsunuz.

We are going: Biz gidiyoruz.

They are going: Onlar gidiyorlar.

He is going: O gidiyor.

She is going: O gidiyor.

It is going: O gidiyor.

The students are discussing: Öğrenciler tartışıyor.

The doctors are discussing: Doktorlar tartışıyor.

The teachers are discussing: Öğretmenler tartışıyor.

The ministers are discussing: Millet vekilleri tartışıyor.

Bekir and Hikmet are discussing: Bekir Ve Hikmet Tartışıyorlar.

You are reading: Siz okuyorsunuz.

We are sitting: Biz Oturuyoruz.

They are working: Onlar çalışıyorlar.

He is sleeping: O uyuyor.

She is laughing: O gülüyor.

It is running: O koşuyor.

Mary is cooking. Mary yemek pişiriyor.

It is raining: Yağmur yağıyor.

(Bu cümlede yağmur kelimesi yerine o anlamına gelen (it) kelimesi kullanılıyor. Çünkü, daha sonra (rain) kelimesi kullanıldığı için cümlenin gelişinden yağmur olduğu anlaşılmaktadır.

İngilizcede (Rain) yağmur anlamına gelmektedir. Ancak, yağmur yağıyor derken (The rain is raining) şeklinde bir ifade kullanılmaz. Bunun yerine (it is raning) ifadesi kullanılır.)

The students are studying: Öğrenciler ders çalışıyor.

The teacher is reading: Öğretmen okuyor.

The birds are flying. Kuşlar uçuyor.

They are Denying: Onlar inkar ediyorlar.

We are accepting: Biz kabul ediyoruz.

You are complaining: Siz şikayet ediyorsunuz.

I am criticising: Ben eleştiriyorum.

She is ofering: O teklif ediyor.

He is suggesting: O öneriyor.

They are applying: Onlar baş vuruyor.

I am believing: Ben inanıyorum.

The teacher is educating: Öğretmen eğitiyor.

The workers are producing: İşçiler üretiyor.

Something is burning: Bir şey yanıyor.

Something is smelling: Bir şey kokuyor.

Something is happening: Bir şey oluyor.

The water is running: Su akıyor.

(İngilizcede (run) kelimesi sadece koşmak anlamına gelmez. Akmak, işletmek gibi Başka anlamları da vardır.)

Arzu is describing: Arzu tasvir ediyor.

I am encouraging: Ben cesaretlendiriyorum.

The case is continuing: Dava devam ediyor.

The case is finishing: Dava bitiyor.

The winter is approaching: Kış yaklaşıyor.

They are helping: Onlar yardım ediyor.

I am appreciating: Ben takdir ediyorum.

He is depreciating: O küçümsüyor.

Kemal is working: Kemal çalışıyor.

Bekir is travelling: Bekir seyahat ediyor.

I am teaching: Ben öğretiyorum.

You are learning: Siz öğreniyorsunuz.

You are exagerating: Siz abartıyorsunuz.

My car is working: Benim arabam çalışıyor.

Her grades are dropping: Onun notları düşüyor.

Her grades are going up: Onun notları yükseliyor.

Her grades are getting high: Onun notları yükseliyor.

The population is growing: Nüfus büyüyor.

(İngilizcede cümle kuruluşu Türkçeden farklıdır. İngilizcede cümleler özne fiil nesne, Türkçede ise özne nesne fiil şeklindedir. Türkçede (ben okula gidiyorum) denirken ingilizcede (ben gidiyorum okula) denilmektedir.Her zaman bu kuralı aklınızda tutun. Şimdi özne, fiil, nesne şeklinde oluşan örnek cümleler yapalım.)

I am studying english: Ben ingilizce çalışıyorum.

You are studying english: Siz ingilizce çalışıyorsunuz.

We are studying english: Biz ingilizce çalışıyoruz.

They are studying english: Onlar ingilizce çalışıyorlar.

He is studying english: O ingilizce çalışıyor.

She is studying english: O ingilizce çalışıyor.

Mary is studying english: Mary ingilizce çalışıyor.

I am going to the school: Ben okula gidiyorum.

You are going to the hospital: Siz hastahaneye gidiyorsunuz.

They are going to the office: Onlar işyerine gidiyorlar.

He is going to the library: O kütüphaneye gidiyor.

The teacher is teaching english: Öğretmen ingilizce öğretiyor.

The students are learning english: Öğrenciler ingilizce öğreniyor.

Mary is playing the piano: Mary piyano çalıyor.

Bill is playing the guitar: Bill gitar çalıyor.

MAKE PRESENT CONTINUOUS TENSE

(ŞİMDİKİ ZAMAN YAPIN.)

(Şimdi fiillerden sonra nesneler kullanarak cümlelerin nasıl daha uzun şekilde yapıldığını öğrenelim. İngilizcede bazı kelimelerden önce veya sonra kullanılan, (to, on, in, for, with, as) gibi birçok kelimeler bulunmaktadır. Bunların hangilerinin hangi kelemelerle kullanıldığını ilerideki bölümlerde daha ayrıntılı şekilde öğreneceğiz. Ancak, gördüğünüz bu tür kelimelerin kullanıldığı cümlelere dikkat etmeniz yararlı olacaktır. Bu bölümde verilen kelime gruplarının sonunda parantez içindeki özneyi başa getirerek cümleleri şimdiki zaman şekline çevirin.)

Go to school. (I)

I am going to school: Ben okula gidiyorum.

Read a book. (I)

I am reading a book: Ben kitap okuyorum.

Take medicine. (Yu)

Walk on the pavement. (We)

Wait at the bus-stop. (they)

Take the keys out of her bag. (She)

Open the door. (He)

Enter the house. (Mary)

Lock the door. (Her mother)

Turn on the television. (Ali)

Smell good. (It)

Smell delicious. (It)

Make noise. (The children)

Run the company. (He)

Run the law affairs department. (Arzu)

Come by bus. (They)

Go by train: (We)

Sail by ship. (Sinan)

Work in the factory. (We)

Produce furniture. (The workers)

Meet some friends after work. (I)

Visit his friends next weekend. (He)

Help me. (Hikmet)

Help people. (Arzu)

Argue with everybody. (He)

Discuss the matter. (We)

Discuss the inflation. (They)

Vote for you. (I)

Vote against you. (I)

Begin in February. (The trial)

Read the indictment. (The prosecutor)

Accept your suggestion. (I)

Describe the building. (Mehmet)

Appreciate you. (I)

Grow fast. (The population of İstanbul)

Arrange a meeting. (Kemal)

Dye her hair. (Ülkü)

Dye her hair brown. (Ülkü)

Hold her hand. (I)

Hold a meeting. (I)

Apply for a job. (Ümit)

Make a suggestion. (Hikmet)

Chew gum. (She)

Believe you. (I)

Educate people. (He)

Chair the meeting. (Ömer)

Have breakfast. (I)

I am having breakfast: Ben kahvaltı yapıyorum.

Have tea. (I)

Have trouble. (I)

Have trouble with the fax machine. (I)

Have a bath. (She)

Get old. (My dress)

My dress is getting old: Elbisem eskiyor.

Get late. (It)

Get late. (Time)

Get late. (We)

Get cold. (The weather)

Get hot. (The weather)

Get cold. (Your tea)

Get cold. (Breakfast)

Get cold. (The coffee)

Get ready. (I)

Get ready for the concert. (I)

Get ready for the meeting. (The teachers)

Get ready for a party. (She)

Get ready for the new year. (Ümit)

Get complicated. (The problem)

Get tired. (I)

Get tired. (Arzu)

Get bored with this lesson. (İ)

Get bored. (People)

Get excited. (She)

Get hot. (The water)

The water is getting hot: Su ısınıyor.

Get expensive. (Everything)

Get impatient. (They)

Get worried. (He)

Get long. (My hair)

Get fat. (You)

Get thin. (You)

Get engaged. (Arzu)

Get married. (Hikmet)

Get divorced. (Bill)

Get ill. (Marry)

Get into trouble. (We)

VOCABULARY: Kelime Bilgisi.

Now: Şimdi.

Always: Her zaman.

Constantly: Sürekli. Israrlı.

Still: Hâlâ.

Yet: Henüz.

(Şimdi zaman bildiren kelimelerin cümle içinde nasıl kullanıldığını öğrenelim. İngilizcede zaman bildiren kelimeler özelliklerine göre cümlelerin başında, ortasında veya sonunda kullanılabilir. Zaman bildiren bazı kelimeler ise vurgulamak gerektiğinde başta, vurgulamak gerekmediğinde sonda kullanılır. Örneğin, (now) şimdi kelimesi bazen cümlenin başında, bazen cümlenin sonuda olabilir. Hangi kelimenin nerede kullanılacağını cümle örneklerine dikkat ederek anlamaya çalışın.

I am reading now: Ben şimdi okuyorum.

Now I am reading: Şimdi ben okuyorum.

I am working on Saturday: Ben Cumaertesi günü çalışıyorum.

She is visiting her family on Sunday: O Pazar günü ailesini ziyaret ediyor.

Mary is coming this morning: Mary bu sabah geliyor.

Bekir is always complaining: Bekir her zaman şikayet ediyor.

Kamer is always coming to class late: Kamer her zaman derse geç geliyor.

The baby isn’t sleeping yet: Bebek henüz uyumuyor.

He is still listening to music: O hâlâ müzik dinliyor.

Your nose is always running: Sizin burnunuz her zaman akıyor.

Bekir is always talking on the telephone: Bekir her zaman telefonda konuşuyor.

Kamer is always telling jokes: Kamer her zaman fıkralar anlatıyor.

Arzu is always making jokes: Arzu her zaman şaka yapıyor.

Ümit is constantly talking: Ümit sürekli konuşuyor.

Bekir is constantly complaining: Bekir sürekli şikayet ediyor.

You are always criticising me: Siz her zaman beni eleştiriyorsunuz.

You are still studying: Siz hâlâ çalışıyorsunuz.

She is still drinking tea: O hâlâ çay içiyor.

I am visiting my family next week: Ben gelecek hafta ailemi ziyaret ediyorum.

Arzu is constantly working: Arzu sürekli çalışıyor.

She is leaving for İstanbul tomorrow: O yarın İstanbul’a hareket ediyor.

QUESTION FORM (Soru Şekli)

(Daha önce öğrendiğimiz gibi cümleleri soru şekline çevirmek için (am, are, is) kelimeleri özneden önce kullanılır.)

You are coming: Siz geliyorsunuz.

Are you coming?: Siz geliyormusunuz?

We are going: Biz gidiyoruz.

Are we going?: Biz gidiyormuyuz?

They are playing: Onlar oynuyorlar.

Are they playing? Onlar oynuyorlar mı?

She is drinking: O içiyor.

Is she drinking? O içiyor mu?

He is listening: O dinliyor.

Is he listening? O dinliyor mu?

It is walking: O yürüyor.

Is it walking?: O yürüyor mu?

They are running: Onlar koşuyor.

Are they running?: Onlar koşuyor mu?

Mehmet is working: Mehmet çalışıyor.

Is Mehmet working?: Mehmet çalışıyor mu?

It is raining: Yağmur yağıyor.

Is it raining?: Yağmur yağıyor mu?

The students are studying: Öğrenciler çalışıyor.

Are the students studying?: Öğrenciler ders çalışıyor mu?

(Soru cümlelerini de yeni kelimeler ilave ederek daha uzun şekilde kullanabiliriz.)

I am reading a newspaper: Ben gazete okuyorum.

Am I reading a newspaper?: Ben gazete okuyormuyum?

You are doing something for lunch?: Siz öğle yemeği için birşe yapıyorsunuz.

Are you doing anything for lunch?: Siz öğle yemeği için birşey yapıyormusunuz?

You are going to school: Siz okula gidiyorsunuz.

Are you going to school?: Siz okula gidiyormusunuz?

You are going to the office: Siz büroya gidiyorsunuz.

Are you going to the office?: Siz büroya gidiyormusunuz?

I am teaching English: Ben İngilizce öğretiyorum.

Am I teaching English?: Ben İnglizce öğretiyormuyum?

The journalist is reporting the news: Gazeteci haberleri bildiriyor.

Is the journalist reporting the news?: Gazeteci haberleri bildiriyormu?

They are discussing the inflation: Onlar enflasyonu tartışıyorlar.

Are they discussing the inflation?: Onlar enflasyonu tartışıyorlar mı?

Hikmet is accepting our suggestion: Hikmet bizim önerimizi kabul ediyor.

Is Hikmet accepting our suggestion?: Hikmet bizim önerimizi kabul ediyour mu?

Arzu is using the computer: Arzu bilgisayarı kullanıyor.

Is Arzu using the computer?: Arzu bilgisayarı kullanıyor mu?

Ümit is buying a computer: Ümit bir bilgisayar satın alıyor.

Is Ümit buying a computer?: Ümit bir bilgisayar satın alıyor mu?

Kemal is learning English: Kemal İngilizce öğreniyor.

Is Kemal learning English?: Kemal İngilizce öğreniyor mu?

He is remembering your name: O sizin isminizi hatırlıyor.

Is he remembering your name?: O sizin isminizi hatırlıyor mu?

You are looking for something: Siz bir şey arıyorsunuz?

Are you looking for something?: Siz bir şey mi arıyorsunuz?

(İngilizcede de ses tonuyla vurgulanan kelimeye göre soru cümlesinin anlamı değişmektedir. Örneğin, siz birşey arıyormusunuz? Siz birşey mi arıyorsunuz? Siz mi bir şey arıyorsunuz gibi cümleler ses tonuyla yapılan vurgularla elde edilebilir. Günlük konuşmalarda ayrıca, soruları kısa şekilde kestirmeden sormak için cümlenin öznesi kullanılmayabilir. Ancak, bu tür cümlelerin kullanılabilmesi için karşı tarafın ne demek istediğinizi anlayabilecek pozisyonda olması gerekir. Bu tür sorulara birkaç örnek verelim.)

Looking for something?: Bir şey mi arıyorsunuz?

Going to the office?: Büroya mı gidiyorsunuz?

Coming with us?: Bizimle geliyormusunuz?

NEGATIVE FORM (Olumsuz Şekli)

(Cümleleri olumsuz yapmak için, (am, are, is) kelimelerinden sonra (not) getirilir veya kısa şekilde yazıp söylemek için (aren’t, isn’t) kullanılır.)

I am working: Ben çalışıyorum.

I am not working: Ben çalışmıyorum.

You are coming: Siz geliyorsunuz.

You are not coming: Siz gelmiyorsunuz.

We are listening: Biz dinliyoruz.

We aren’t listening: Biz dinlemiyoruz.

She is cooking: O yemek pişiriyor.

She is not cooking: O yemek pişirmiyor.

He is looking at: O bakıyor.

He isn’t looking at: O bakmıyor.

It is running: O koşuyor.

It isn’t running: O koşmuyor.

I am speaking to you: Ben sizinle konuşuyorum.

I am not speaking to you: Ben sizinle konuşmuyorum.

You are listening to me: Siz beni dinliyorsunuz.

You aren’t listening to me: Siz beni dinlemiyorsunuz.

We are accepting your offer: Biz sizin teklifinizi kabul ediyoruz.

We aren’t accepting your ofer: Biz sizin teklifinizi kabul etmiyoruz.

They are drinking tea: Onlar çay içiyorlar.

They aren’t drinking tea: Onlar çay içmiyorlar.

She is waiting at the stop: O durakta bekliyor.

She isn’t waiting at the stop: O durakta beklemiyor.

My car is working: Benim arabam çalışıyor.

My car isn’t working: Benim arabam çalışmıyor.

He is driving a car: O araba sürüyor.

He isn’t driving a car: O araba sürmüyor.

Ahmet is working at the airport: Ahmet hava alanında çalışıyor.

Ahmet isn’t working at the airport: Ahmet hava alanında çalışmıyor.

Are you listening?: Siz dinliyormusunuz?

Aren’t you listening?: Siz dinlemiyormusunuz?

Is she repeating?: O tekrarlıyor mu?

Isn’t she repeating? O tekrarlamıyor mu?

Are they repeating?: Onlar tekrarlıyorlar mı?

Aren’t they repeating?: Onlar tekralamıyorlar mı?

Is Mehmet writing?: Mehmet yazıyor mu?

Isn’t Mehmet writing?: Mehmet yazmıyor mu?

Are you listening to me?: Siz beni dinliyormusunuz?

Aren’t you listening to me?: Siz beni dinlemiyormusunuz?

Is she cooking the meals?: O yemekleri pişiriyor mu?

Isn’t she cooking the meals?: O yemekleri pişirmiyor mu?

Is Mary coming to Turkey?: Mary Türkiye’ye geliyor mu?

Isn’t Mary coming to Turkey?: Mary Türkiye’ye gelmiyor mu?

Are you learning English?: Siz İngilizce öğreniyormusunuz?

Aren’t you learning English?: Siz İnglizce öğrenmiyormusunuz?

Is she sitting at the table?: O masada oturuyor mu?

Isn’t she sitting at the table?: O masada oturmuyor mu?

MAKE QUESTION WITH QUESTION WORDS

Soru kelimeleriyle soru yapın.

(What, you, study?)

What are you studying?

(What, he, drink?)

What is he drinking?

(Who, work?)

(What, you, talk about?)

(What, they, read?)

(Where, you, go?)

(Who, pay, the bill?)

(Why, you, laugh?)

(Who, you, meet?)

(Where, they, stay?)

(Who, you, wait for?)

(What, you, think?)

QUESTIONS AND ANSWERS (Sorular ve Cevaplar)

(Şimdi (Present Continuous Tense) cümleleri daha iyi kavrayabilmek için soru-cevap alıştırmaları yapalım. Kısa cümlelerden başlayarak uzun cümlelere doğru çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Sorulara cevap verirken uzun veya kısa cevaplar verilebilir. Önce kısa cevapları öğrenelim. Daha sonra uzun ve kısa cevapları karışık şekilde yapalım.)

Are you learning English?: Siz İnglizce öğreniyormusunuz?

Yes, I am: Evet, öğreniyorum.

(yes, I am) cümlesi kısa cevap şeklinde evet, öğreniyorum anlamına gelmektedir.)

Are you going to İzmir today?: Siz bugün İzmir’e gidiyormusunuz?

No, I am not: Hayır, gitmiyorum.

(No, I am not) cümlesi kısa cevap şeklinde, hayır, gitmiyorum anlımana gelmektedir. Diğer kısa cümleler de bu kurala göre yapılmaktadır.)

Is Ali working today?: Ali bugün çalışıyor mu?

Yes, he is. Evet, çalışıyor.

Is Mary sleeping now?: Mary şu anda uyuyor mu?

No, she isn’t: Hayır, uyumuyor.

Is the lawyer going to the courthouse?: Avukat adliyeye gidiyor mu?

Yes, he is: Evet, gidiyor.

Are the educators training the children?: Eğitimciler çocukları yetiştiriyor mu?

Yes, they are: Evet, yetiştiriyorlar.

(Kısa veya uzun cevaplarda özne olarak soruda kullanılan isimlerin yerine o, onlar gibi şahıs zamirleri kullanılabilir. Örneğin, eğitimciler yerine onlar, avukat yerine o kelimesi kullanılabilir.)

Is Ahmet using computer?: Ahmet bilgisayar kullanıyor mu?

No, he isn’t: Hayır, kullanmıyor.

Are the students having examination?: Öğrenciler sınav oluyorlar mı?

Yes, they are: Evet, oluyorlar.

Are you always smoking cigarette?: Siz her zaman sigara içiyormusunuz?

No, I am not: Hayır, içmiyorum.

Are you still working in İstanbul?: Siz hâlâ İstanbul’da mı çalışıyorsunuz?

Yes, I am: Evet, çalışıyorum.

(Uzun cevap verirken cümlede bulunması gereken fiil ve nesnelerin hepsi kullanılabilir.)

Are you reading?: Siz okuyormusunuz?

Yes, I am reading: Evet, ben okuyorum.

Are you reading newspaper?: Siz gazete okuyormusunuz?

Yes, I am reading newspaper: Evet, ben gazete okuyorum.

Is she studying?: O çalışıyor mu?

Yes, she is studying: Evet, çalışıyor.

Is she getting married?: O evleniyor mu?

Yes, she is getting married: Evet o evleniyor.

Are you getting angry?: Siz kızıyormusunuz?

Yes, I am getting angry: Evet kızıyorum.

Is the weather getting hot?: Hava ısınıyor mu?

Yes, it is getting hot: Evet ısınıyor.

Is your father working as a teacher?: Sizin babanız öğretmen olarak mı çalışıyor?

Yes, he is working as a teacher: Evet, o öğretmen olarak çalışıyor.

(İngilizce de (as) kelimesi bir kelimeden önce getirildiği zaman, olarak anlamına gelmektedir.)

As a teacher: Öğretmen olarak.

As a president: Başkan olarak.

As a student: Öğrenci olarak.

As a lawyer: Avukat olarak.

As a friend: Bir arkadaş olarak.

As a journalist: Bir gazeteci olarak.

Are you working as a journalist?: Siz bir gazeteci olarak mı çalışıyorsunuz?

Yes, I am: Evet.

Is Arzu working as a lawyer?: Arzu bir avukat olarak mı çalışıyor?

Yes, she is working as a lawyer: Evet, o bir avukat olarak çalışıyor.

Are you speaking as a president?: Siz bir başkan olarak mı konuşuyorsunuz?

Yes, I am speaking as a president: Evet, ben bir başkan olarak konuşuyorum.

What is she doing?: O ne yapıyor?

She is working as an accountant: O bir muhasebeci olarak çalışıyor.

She is making accountancy: O muhasebecilik yapıyor.

What are you doing? Siz ne yapıyorsunuz?

I am sitting in my office, working on a project: Ben büromda oturuyorum, bir proje üzerinde çalışıyorum.

(Türkçe’de olduğu gibi bir cümleyi uzatmak için virgül konularak yeni bir fiille devam edilebilir. Ayrıca, ve, veya anlamına gelen (and, or) kelimelerinden sonra da yeni bir fiil getirilerek cümleler uzatılabilir.

What are you doing?: Siz ne yapıyorsunuz?

I am watching television and eating dinner: Ben televizyon seyrediyorum ve akşam yemeği yiyorum.

What is she doing?: O ne yopıyor?

She is washing the dishes and cooking the meal: O bulaşık yıkıyor ve yemek pişiriyor.

What are you doing?: Siz ne yapıyorsunuz?

I am writing: Ben yazıyorum.

What are you writing?: Siz ne yazıyorsunuz?

I am writing a poem: Ben bir şiir yazıyorum.

What are you reading?: Siz ne okuyorsunuz?

I am reading a novel: Ben bir roman okuyorum.

(What are you) kelimelerinden sonra istediğimiz filleri getirmek suretiyle çeşitli sorular sorabiliriz.)

What are you writing?: Siz ne yazıyorsunuz?

What are you buying?: Siz ne satın alıyorsunuz?

What are you drinking?: Siz ne içiyorsunuz?

What are you listening?: Siz ne dinliyorsunuz?

(What( kelimesiyle diğer şahıslarla ilgili olarak da aynı tür soruları sorabilirsiniz.)

What are you carrying?: Siz ne taşıyorsunuz?

What am I carrying?: Ben ne taşıyorum.

What are we carrying?: Biz ne taşıyoruz?

What are they carrying?: Onlar ne taşıyor?

What is he carrying?: O ne taşıyor?

What is she carrying?: O ne taşıyor?

What is Mary carrying?: Mary ne taşıyor?

What is she looking at?: O neye bakıyor?

What are they telling?: Onlar ne anlatıyorlar?

What are they saying?: Onlar ne söylüyorlar?

What are you hearing: Siz ne duyuyorsunuz?

I am hearing a voice: Ben bir ses duyuyorum.

I am hearing an explosion: Ben bir patlama duyuyorum.

What are you hearing from your location?: Siz bulunduğunuz yerden ne duyuyorsunuz.

I am hearing a srange voice: Ben garip bir ses duyuyorum.

What colour is she dying her hair?: O saçını ne renk boyuyor?

She is dying her hair yellow: O saçını sarıya boyuyor.

(Who, where, why, how) gibi diğer soru kelimeleriyle de bu kurala göre çeşitli sorular sorulabilir.)

Who is writing?: Kim yazıyor?

Ali is writing: Ali yazıyor.

Who is coming?: Kim geliyor?

Bekir is coming?: Bekir geliyor.

Who is going?: Kim gidiyor?

Ümit is going: Ümit gidiyor.

Who is drinking?: Kim içiyor?

Ömer is drinking: Ömer içiyor.

Who is giving a lecture?: Kim konferans veriyor?

Turhan is giving a lecture: Turhan konferans veriyor.

Who are you writing?: Siz kime yazıyorsunuz?

I am writing to my friend: Ben arkadaşıma yazıyorum.

Who are you visiting?: Siz kimi ziyaret ediyorsunuz?

I am visiting my family: Ben ailemi ziyaret ediyorum.

Who are you looking at?: Siz kime bakıyorsunuz?

I am looking at the picture: Ben resme bakıyorum.

Who is she looking at?: O kime bakıyor?

She is looking at the car: O arabaya bakıyor.

Who is Suha telephoning?: Suha kime telefon ediyor?

He is telephoning Osman: O Osman’a telephone ediyor.

Who are you voting for?: Siz kime oy veriyorsunuz?

I am voting for Kamer: Ben Kamer’e oy vereceğim.

Why are you voting for Kamer?: Siz niçin Kamer’e oy veriyorsunuz?

Because he is always working hard: Çünkü o her zaman çok çalışıyor.

Where are you going?: Nereye gidiyorsunuz?

I am going to the office: Ben büroya gidiyorum.

Where are they going?: Onlar nereye gidiyorlar?

They are going home: Onlar eve gidiyorlar.

Where is she going?: O nereye gidiyor?

She is going to the concert: O konsere gidiyor.

Where is Kemal going?: Kemal nereye gidiyor?

He is going to the university: O üniversiteye gidiyor.

What time are we meeting?: Saat kaçta buluşuyoruz?

We are meeting at ten o’clock in the morning: Sabah saat onda buluşuyoruz.

Are you having tea? Siz çay içiyormuzunuz?

Yes, I am having tea: Evet, ben çay içiyorum.

(İngilizcede (have) kelimesi son derece geniş bir anlama sahiptir. Her cümlede kullanıldığı yere göre anlamı değişmektedir. Her anlama gelen esnek bir kelimedir. İçmek, almak, sahip olmak, yapmak, etmek gibi bir çok anlamda kullanılabilir. Bu anlamları tahmin gücünüzü kullanarak bulabilirsiniz.

Are they having dinner at seven o’clock?: Onlar akşam yemeğini saat 7’demi yiyorlar?

Yes, They are: Evet, öyle.

Is Meral sleeping?: Meral uyuyor mu?

No, she isn’t sleeping. She is studying English: Hayır, uyumuyor. O İngilizce çalışıyor.

Is Tom speaking or listening?: Tom dinliyor mu yoksa konuşuyor mu?

She is speaking: O konuşuyor.

Are you watching television or listening to the radio?: Siz televizyon mu seyrediyorsunuz yoksa radyo mu dinliyorsunuz?

I am listening to the radio.

Are you having a rest or going to work today?: Siz bugün istirahat mı ediyorsunuz yoksa işe mi gidiyorsunuz?

I am having a rest: Ben istirahat ediyorum.

Are you putting on your clothes?: Siz elbiselerinizi giyiyormusunuz?

Yes, I am putting on my clothes: Evet, ben elbiselerimi giyiyorum.

(İngilizcede soru cümlelerinin kullanılışı Türkçeden bazı farklılıklar gösterir. İngilizce sorularda vurgular çok önemlidir. Bunu yukarıdaki soru cümlesini ele alarak açıklayalım. Türkçede siz gazete okuyormusunuz sorusu birkaç şekilde sorulabilir. Siz gazete okuyormusunuz? Siz gazete mi okuyorsunuz? Siz mi gazete okuyorsunuz? Türkçede soru ifedesi veren (mı, mi, mu, mü) takıları hangi kelimenin sonuna geliyorsa o kelime vurgulanmış olmaktadır. Ancak, İngilizcede böyle bir takı yoktur. Bu nedenle hangi kelime vurgulanmak isteniyorsa bu ses tonuyla belirtilmektedir.

Are you reading (a newspaper?: Siz gazete mi okuyorsunuz?

Are you (reading) a newspaper?: Siz gazete okuyormusunuz?

Are (you) reading a newspaper?: Siz mi gazete okuyorsunuz?

Where are you going? Nereye gidiyorsunuz?

I am going to work: İşe gidiyorum.

What are you reading?: Siz ne okuyorsunuz?

I am reading a newspaper: Ben gazete okuyorum.

Wat is happening?: Ne oluyor.

Your child is crying: Sizin çocuğunuz ağlıyor.

What is happening?: Ne oluyor.

They are making noise: Onlar gürültü yapıyorlar.

Who is coming?: Kim geliyor?

Mary is coming: Mary Geliyor.

Who is calling?: Kim arıyor?

Ömer is calling: Ömer arıyor.

(Bu soru telefon eden kişinin kim olduğunu öğrenmek için sorulmuş bir sorudur.. Kim telefon ediyor şeklinde de Türkçeye çevrilebilir.)

What movie is playing tonight?: Bu Akşam ne filmi oynuyor?

A science fiction movie is playing tonight: Bu gece bir bilim kurgu filmi oynuyor.

What time is it playing?: O saat kaçta oynuyor?

At nine o’clock: Saat dokuzda.

(Soru kelimelerinden hemen sonra bir nesne getirmek suretiyle de soru sorulabilir.)

Which book?: Hangi kitap?

Which book are you reading?: Siz hangi kitabı okuyorsunuz?

I am reading a story book: Ben bir hikaye kitabı okuyorum.

Which music?: Hangi müzik?

Which music are you listening?: Siz hangi müziği dinliyorsunuz?

I am listening to jazz music: Ben caz müziği dinliyorum.

Which meal?: Hangi yemek?

Which meal is Mary cooking?: Mary hangi yemeği pişiriyor?

She is cooking dry bean: O kuru fasulye pişiriyor.

Whose computer?: Kimin bilgisayarı?

Whose computer are you using?: Siz kimin bilgisayarını kullanıyorsunuz?

I am using Ahmet’s computer: Ben Ahmet’in bilgisayarını kullanıyorum.

Whose homework?: Kimin ödevi?

Whose homework are you doing?: Siz kimin ödevini yapıyorsunuz?

I am doing my own homework: Ben kendi ödevimi yapıyorum.

What matter?: Hangi mesele?

What matter are you discussing?: Siz hangi meseleyi tartışıyorsunuz?

We are discussing the inflation: Biz enflasyonu tartışıyoruz.

What number?: Hangi numara.

What number are you writing?: Siz hangi numarayı yazıyorsunuz?

I am writing your telephone number: Ben sizin telefon numaranızı yazıyorum.

Are you listening to the teacher? Siz öğretmeni dinliyormusunuz?

Yes, I am. Evet, dinliyorum.

Are you staying at home on Sundays?: Siz Pazar günleri evde mi kalıyorsunuz?

Yes, I am: Evet, öyle.

(Şimdi bazı meslekler verilerek onların ne yıptığına ilişkin cümle alıştırmalarıyla devam edelim.)

What is his job?: Onun görevi ne?

She is an English teacher. She is teaching English: O bir ingilizce öğretmeni. O İngilizce öğretiyor.

What is Ahmet’s job?: Ahmet’in görevi ne?

Ahmet is a jurnalist. He is writing an article: Ahmet bir gazeteci. O bir makale yazıyor.

What is Mary?: Mary’nin görevi ne?

Mary is a secretary. She is typing: Mary bir sekreter. O daktilo yazıyor.

What is Adem?: Adem’in görevi ne?

Adem is a dentist. He is extracting a tooth: Adem bir dişçi. O diş çekiyor.

What is Serpil doing?: Serpil ne yapıyor?

Serpil is a housewife. She is clening the rooms: Serpil ev hanımı. O odaları temizliyor.

What is Ayşe doing?: Ayşe ne yapıyor?

Ayşe is a doctor. She is examining the patients: Ayşe bir doktor. O hastaları muayene ediyor.

Who are they?: Onlar kim?

They are educators. They are visiting the schools: Onlar eğitimci. Okulları ziyaret ediyorlar.

What is Mehmet’s job?: Mehmet’in görevi ne?

Mehmet is a barber. He is cutting hair: Mehmet birberber. O saç kesiyor.

Who are they?: Onlar kim?

They are fire fighters. They are putting out the fire: Onlar itfayeci. Yangını söndürüyorlar.

What is Hikmet?: Hikmet’in görevi ne?

Hikmet is a lawyer. He is preparing a defense: Hikmet bir avukat. O bir savunma hazırlıyor.

What is Bekir doing?: Bekir ne yapıyor?

Bekir is a lawyer. He is checking the files: Bekir bir avukat. O dosyaları kontrol ediyor.

What is your job?: Sizin göreviniz ne?

I am a psychologist. İ am interviewing the patients: Ben bir psikoloğum. Ben hastalarla mülakat yapıyorum.

(Şimdi (what are you doing) siz ne yapıyorsunuz sorusuna cevap verecek şekilde alıştırmalar yapalım. Verilen özne fiil ve nesneleri kullanarak sorulara, cevap verin.)

What are you doing? Ne yapıyorsunuz?

(I learn English.)

I am learning English: Ben İngilizce öğreniyorum.

What are you doing?

(I have a drink.)

I am having a drink: Bir içecek alıyorum.

What are you doing?

(I take a computer course.)

What are you doing?

(I fry a fish.)

What are you doing?: Siz ne yapıyorsunuz?

(I grow flowers.)

(Şimdi bu tür alıştırmaları diğer soru kelimelerini kullanarak yapalım.)

When are you visiting your mother?: Annenizi ne zaman ziyaret ediyorsunuz?

(I visit tomorrow.)

Where are you going?: Siz nereye gidiyorsunuz?

(I go to school.)

What is he reparing?: O ne tamir ediyor?

(He repair the television.)

Who are you helping?

(I help my mother.)

What is Mehmet eating?

(Heeat dinner.)

Where is Ahmet working?: Ahmet nerede çalışıyor?

(He work in the hospital.)

What time are you leaving for İzmir?: İzmir’e saat kaçta hareket ediyorsunuz.

(I leave at seven o’clock.)

Where are you sitting?: Siz nerede oturuyorsunuz?

(I sit at the table.)

INFINITIVE VERBS (Mastar fiiller)

(Mek, mak anlamına gelen mastar fiiller çeşitli (tense’lerde) ve cümle yapılarında yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu bölümden ihtibaren cümle yapılarını öğrenirken o cümle yapısı içerisinde mastar fiillerin de nasıl kullanılacağını öğreneceğiz. Bir fiilden önce (to) kelimesi getirilerek mastar yapılır. (To go: Gitmek. To come: gelmek To read: Okumak.) gibi. Mastar fiillerin çeşitli kullanılış şekilleri vardır. Sırası geldikçe bunlar üzerinde duracağız. Cümlenin asıl yükleminden sonra (to) kelimesiyle mastar fiiller kullanılır. Verilen cümle örneklerine dikkat edin.)

EXAMPLES: Örnekler.

I am trying to read: Ben okumaya çalışıyorum.

You are trying to learn: Siz öğrenmeye çalışıyorsunuz.

We are trying to find: Biz bulmaya çalşıyoruz.

They are trying to understand: Onlar anlamaya çalışıyorlar.

He is trying to use: O kullanmaya çalışıyor.

She is trying to help: O yardım etmeye çalışıyor.

Hikmet is trying to solve: Hikmet çözmeye çalşıyor.

I am offering to drink: Ben içmeyi teklif ediyorum.

I am learning to use the computer: Ben bilgisayar kullanmayı öğreniyorum.

You are learning to speak English: Siz İngilizce konuşmayı öğreniyorsunuz.

We are learning to repair the watch: Biz saati tamir etmeyi öğreniyoruz.

They are learning to make a cake: Onlar bir pasta yapmayı öğreniyorlar.

She is learning to use mobile telephone: O cep telefonunu kullanmayı öğreniyor.

The doctors are begining to examine him: Doktorlar onu muayene etmeye başlıyorlar.

I am trying to persuade him: Ben onu ikna etmeğe çalışıyorum.

(To) takısı alan mastar fillerden önce bir şahıs veya şahıs zamiri getirildiği zaman birisine bir şey yapmayı öğretiyorum. Birisine bir şey yapmasını söylüyorum gibi anlamlara gelen cümleler yapılmış olur.)

I am teaching them to swim: Ben onlara yüzmeyi öğretiyorum.

She is teaching me to make a cake: O bana pasta yapmayı öğretiyor.

The teacher is teaching the students to speak english: Öğretmen öğrencilere ingilizce konuşmayı öğretiyor.

The doctor is telling him to stay in bed: Doktor ona yatakta kalmasını söylüyor.

I am telling her to call me: Ben ona beni aramasını söylüyorum.

I am not trying to learn his age: Ben onun yaşını öğrenmeye çalışmıyorum.

They aren’t learning to speak English: Onlar İngilizce konuşmayı öğrenmiyorlar.

QUESTIONS AND ANSWERS (Sorular ve Cevaplar)

Are you trying to understand?: Siz anlamaya çalışıyormusunuz?

Yes, I am: Evet, çalışıyorum.

Is he trying to understannd?: O anlamaya çalışıyor mu?

No, he isn’t: Hayır, çalışmıyor.

Is Bekir learning to use the computer?: Bekir bilgisayar kullanmayı öğreniyor mu?

Yes, he is: Evet, öğreniyor.

Is Hikmet begining to defend his client: Hikmet müvekkilini savunmaya başlıyor mu?

Yes, he is: Evet, başlıyor.

Is the prosecutor begining to read the indictment?: Savcı iddianameyi okumaya başlıyor mu?

No, he isn’t. Hayır, başlamıyor.

What are you trying to du?: Siz ne yapmaya çalışıyorsunuz?

I am trying to answer the questions: Ben soruları cevaplamaya çalışıyorum.

Where are you trying to go?: Siz nereye gitmeye çalışıyorsunuz?

I am trying to go the university: Ben üniversiteye gitmeye çalışıyorum.

Who are you trying to see?: Siz kimi görmeye çalışıyorsunuz?

I am trying to see the president: Ben başkanı görmeye çalışıyorum.

Who is trying to enter the room?: Kim odaya girmeye çalışıyor?

Bekir is trying to enter the room: Bekir odaya girmeye çalışıyor.

Who is learning to use the computer?: Kim bilgisayar öğrenmeye çalışıyor?

Ümit is learning to use the computer: Ümit bilgisayar kullanmayı öğreniyor.

Why are you trying to talk with her?: Siz onunla niçin konuşmaya çalışıyorsunuz?

Because I am trying to tell the truth: Çünkü ben doğruyu anlatmaya çalışıyorum.

Why are you trying to persuade him?: Siz onu niçin ikna etmeye çalışıyorsunuz?

Because he is getting angry with us: Çünkü o bize kızıyor.

What are you telling me to do?: Siz bana ne yapmamı söylüyorsunuz?

I am telling you to study english: Ben size ingilizce çalışmanızı söylüyorum.

What is she teaching you?: O size ne öğretiyor?

She is teaching us to use a computer: O bize bilgisayar kullanmayı öğretiyor.

What are you expecting me to do?: Siz benim ne yapmamı bekliyorsunuz?

I am expecting you to understand: Ben sizin anlamanızı bekliyorum.

Where are you expecting me to go?: Benim nereye gitmemi bekliyorsunuz?

I am expecting you to go to the doctor: Ben sizin doktora gitmenizi bekliyorum.

READING

Read the following passage loudly.

In The Morning

Is breakfast ready? I am vary hungry. Turn off the television, please. I am not watching it. I am trying to finish my homework. Oh, it’s eight o’clock and I am not ready yet. It is raining a lot. Give me an umbrella, please. Where is my cell phone? Where is my bag? Call me a taxi, please. I am getting too late. Bye. See you after school.

 

Yorumlar 

 
#8 Şimdiki ZamanRhoda 22-11-2017 02:43
I have noticed you don't monetize your site, don't waste your traffic, you
can earn extra bucks every month because you've got high quality
content. If you want to know how to make extra bucks, search for: Boorfe's tips
best adsense alternative

My webpage FirstErick: https://10Elwood.blogspot.se
Alıntı
 
 
#7 Şimdiki ZamanJame 09-11-2017 12:44
I think your blog needs some fresh content.
Writing manually takes a lot of time, but there is tool
for this boring task, search for: Boorfe's tips unlimited
content

Have a look at my web blog ... Joesph04: https://Andre04.blogspot.com
Alıntı
 
 
#6 Şimdiki ZamanThalia 27-09-2017 09:50
Whats better blonds or brunets ? I personality pre fer blonds they are more crazy in bed.
just saying.

Visit my blog post How to Write an Effective Essay: http://writesuperessay.us/video/how-to-write-an-effective-essay-vid-nWqMQ26Gqi4
Alıntı
 
 
#5 Şimdiki ZamanMaurice 26-09-2017 05:07
It has in no way been easier to choose between the rewriting services, as all
bloke opinions and testimonials are gathered in identical part of the country on you to pick the best.
Take off peevish quality and as a culminate wretched endure by means of consulting any paraphrase website reviews.

Utterly written testimonials choice example you by the activity
of selecting the one and only rendering usefulness
that last will and testament fit your needs.


Take a look at my weblog: http://pickwriters.hatenablog.com/: http://pickwriters.hatenablog.com/
Alıntı
 
 
#4 Şimdiki ZamanGlinda 24-09-2017 08:04
It is the first time i watch your class. i liked a lot.

it was very helpful

Also visit my site :: Technical Writing Vs Creative Writing by Palak Sharma: http://writesuperessay.us/video/technical-writing-vs-creative-writing-by-palak-sharma-upsc-ias-cat-gre-gmat-vid-cLBtLXGj4mc
Alıntı
 
 
#3 cvpmeltem 11-12-2015 21:55
hocam harika bir çalışma olmuş. ellerinize sağlık
Alıntı
 
 
#2 CVP: Şimdiki ZamanHEROES 11-05-2015 15:28
Teşekkürler
Alıntı
 
 
#1 SWİMMİNGmeryem 22-02-2013 16:04
ya uf swmming in M harfi ne zaman gelir ve ne zaman gelmez, yani İNG takısını nasıl getirecem,,,,,, ,, CEVABI YOK :(
Alıntı
 

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile