Özürlülükle İlgili ifadeler

Özürlülükle İlgili ifadeler

(EXPRESSIONS ABOUT DISABILITY)

Yazan: Halil Köseler

İngilizce Öğretmeni

(Bu bölümde özürlülük alanında kullanılan bazı özel kelime ve cümle kalıplarını öğreneceğiz. Önce kelimelerle başlayalım.)

(VOCABULARY) (Kelime Bilgisi)

Disability: Özürlülük.

Disabled: Özürlü.

Handicapped: Engelli.

Impaired: Özürlü.

Impairment: Özürlülük.

Disabled people: Özürlü insanlar.

Disabled person: Özürlü kişi.

Persons with disability: Özürlü kişiler.

Disabled women: Özürlü kadınlar.

Blind: Kör.

Visually handicapped: Görme engelli.

Visually impaired: Görme özürlü.

Mentally redarded: Zihinsel özürlü.

Mentally handicapped: Zihinsel engelli.

Hearing impaired: İşitme özürlü.

Hearing impairment: İşitme özürü.

Hearing handicapped: İşitme engelli.

Vision loss: Görme kaybı.

Hearing loss: İşitme kaybı.

Deaf: Sağır:

Dump: Dilsiz.

Hard of hearing: İşitme güçlüğü.

Lipreading: Dudak okuma.

Sign language: İşaret dili.

Social services: Sosyal hizmetler.

Communication services: İletişim hizmetleri.

Physically handicapped: Bedensel engelli. Fiziksel engelli.

Low vision: Az görme.

Partially sighted: Az gören.

Sighted people: Gören insanlar.

Orientation and mobility: Oriyantasyon ve bağımsız hareket.

Special education: Özel eğitim.

Integrated education: Kaynaştırılmış eğitim.

Mainstream: Kaynaştırma.

Inclusion: Kaynaştırma.

Supportive Technology: Destekleyici teknoloji.

Voluntary: Gönüllü.

Abuse of disability: Özürlülüğün istismarı.

Abuse of disabled women: Özürlü kadınların istismarı.

Association of the blind: Körler derneği.

Federation of the blind: Körler federasyonu.

School for the blind: Körler okulu.

Library for the blind: Körler kütüphanesi.

Regular school: Normal okul.

Helpless: Çaresiz.

Blindness: Körlük.

Deafness: Sağırlık.

Lame: Topal.

Low vision individuals: Az gören bireyler.

Low vision aids: Az görenler için araçlar.

Sighted guide: Gören rehber.

Guide dog: Rehber köpek.

Nonhandicapped: Engelsiz. Engelli olmayan.

Preschool: Okul öncesi.

Skill: Beceri.

Daily living skills: Günlük yaşam becerileri.

Congenitally: Doğuştan.

Congenitally blind: Doğuştan kör.

Blind children: Kör çocuklar.

Sighted children: Gören çocuklar.

Indipendent living aids: Bağımsız yaşam araçları.

The least restricted environment: En az sınırlandırılmış çevre.

The least restrictive environment: En az sınırlandırıcı çevre.

Individualized education program: Breysel eğitim programı.

Learning process: Öğrenme süreci.

Isolate: Soyutlamak.

Stereotypic behavior: Tik davranış. Bozuk davranış.

Habit disorder: Davranış bozukluğu.

Opthalmologist: Göz uzmanı.

Diagnosis: Teşhis.

Treatment: Tedavi.

Early intervention: Erken müdahale.

Colour perception: Renk kavramı.

Percetual development: Kavramsal gelişme.

Concept development: Kavram gelişimi.

Full participation: Tam katılım.

Pity: Acımak.

Sense of pity: Acıma duygusu.

Discrimination: Ayrımcılık.

Elimination of discrimination against disabled people: Özürlü insanlara karşı ayrımcılığı ortadan kaldırma.

Positive discrimination: Pozitif ayrımcılık.

Negative discrimination: Negatif ayrımcılık.

Prejudice: Önyargı.

Special requirements: Özel gereksinmeler.

Concrete: Somut.

Abstract: Soyut.

Compensate: Telafi etmek.

Compensatory skills: Telafi edici beceriler.

Cognetive: Bilişsel.

Cognetive development: Bilişsel gelişme.

Placement: Yerleştirme.

Cane: Baston:

White cane: Beyaz baston.

Wheelchair: Tekerlekli sandalye.

Crutch: Koltuk değneği.

Rehabilitation center: Rehabilitasyon merkezi.

Blind union: Körler birliği.

World blind union: Dünya körler birliği.

European Blind Union: Avrupa Körler Birliği.

Braille: Körlere ait altı nokta kabartma yazı sistemi.

Braille books: Kabartma kitaplar.

Braille watch: Kabartma saat.

Talking watch: Konuşan saat.

Talking library for the blind: Körler için sesli kütüphane.

Printing house for the blind: Körler matbaası. Körler basımevi.

Braille printer: Kabartma yazıcı.

Todler: Yürüme çağındaki çocuk.

Symptom: Belirti.

Depression: Depresyon.

Symptoms of depression: Depresyon belirtileri.

Hopeless: Ümitsiz.

Hopelessness: Ümitsizlik.

Irregularity: Düzensizlik.

Sleeping irregularities: Uyku düzensizlikleri.

Attempt: Teşebbüs etmek. Girişimde bulunmak.

Attempt suicide: İntihara teşebbüs etmek.

Learning disability: Öğrenme güçlüğü. Öğrenme yetersizliği.

Special needs: Özel ihtiyaçlar.

Exploitation: İstismar.

Vulnerable: Hassas.

Special talent: Özel yetenek.

Social interaction: Sosyal etkileşim.

Emotional disturbance: Psikolojik bozukluk.

Stutter: Kekelemek.

Educational performance: Eğitsel etkinlik.

Assistive technology: Destekleyici teknoloji.

Gender: Cinsiyet.

Relationship between gender and disability: Cinsiyet ve özürlülük arasındaki ilişki.

Gender differences: Cinsiyet farklılıkları.

Excerpt: Alıntı.

Individualized education program: Bireysel eğitim programı.

(Şimdi özürlüler alanında kullanılabilecek çeşitli cümle kalıplarına bazı örnekler verelim.)

Every child who receives special education services must have an individualized education program: Özel eğitim hizmetleri alan her çocuğun bir bireysel eğitim programı olmalıdır.

The main objective of rehabilitation includes readaptation and reintegration into community: Rehabilitasyonun asıl amacı topluma yeniden uyumu ve yeniden kaynaşmayı kapsamaktır..

Don’t let the students use their blindness as an excuse to get out of anything: Herhangi bir şeyden kaçmak için öğrencilerin körlüklerini bir mazeret olarak kullanmalarına izin vermeyin.

Proper public health care may be the beginning for the reduction of those avoidable diseases an disabilities: Uygun kamu sağlığı bakımı önlenebilir hastalıkların ve özürlülüklerin azaltılmasının başlangıcı olabilir.

What are the conditions that caused activity limitations in disabled people?: Özürlü insanlarda hareket sınırlamasına neden olan koşullar nelerdir?

In which ocupational categories are women with disabilities employed?: Özürlü kadınlar hangi mesliki kategorilerde istihtam edilmektedirler.

Are there gender differences in social security benefits for disabled workers?: Sosyal güvenlik olanaklarında özürlü çalışanlar için cinsiyet ayrımları varmıdır?

Are there gender differences in participation in vocational rehabilitation services?: Mesleki rehabilitasyon hizmetlerine katılımda cinsiyet ayrımları varmıdır?

Are women more likely than man to experience a mental or psychiatric disorder?: Kadınları zihinsel veya ruhsal bozukluklarla karşılaşma ihtimali erkeklerden daha fazlamıdır?

The need for personal assistance differ by age and gender: Kişisel yardım ihtiyacı yaşa ve cinsiyete göre değişmektedir.

Regardless of our differences, we are all human: Farklılıklarımız ne olursa olsun, biz hepimiz insanız.

This building is accessible to people with disabilities: Bu bina özürlü insanların girmesine uygundur.

He has been bound and confined to a wheelchair: O tekerlekli sandalyeye bağımlı ve mahkûm oldu.

Early intervention is essential for both the child and the family: Erken müdehale hem çocuk hem de aile için gereklidir.

Education goals for students with visual impairments are the same as those for all students. These goals are: effective communication, social competence, employability, and personal independence. Görme özürlü öğrencilere yönelik eğitim amaçları diğer öğrencilerinkiyle aynıdır. Bu amaçlar: Etkili iletişim, sosyal yeterlilik, istihtam edilebilirlik ve kişisel bağımsızlıktır.

Vision loss can result in delayed concept development: Görme kaybı kavram gelişiminde gecikme sonucunu doğurabilir.

Students with visual impairments often must learn through alternate mediums, using their other senses.Görme özürlü öğrencilerin çoğu zaman diğer duyularını kullanarak alternatif vasıtalarla öğrenmeleri gerekir.

Students with visual impairments often require individualized instruction: Görme özürlü öğrenciler çoğu zaman bireysel eğitime gereksinme duyarlar.

The objects of the association is to promote the interests of visually impaired people and to take all appropriate steps and counteract any prejudice against and misconceptions concerning visually impairment: Derneğin amacı, görme özürlü insanların çıkarlarını geliştirmek, görme özürlülükle ilgili yanlış anlayış ve önyargılara karşı mücadele etmek üzere gerekli bütün adımları atmaktır.

The specific needs of the disabled women have been neglected: Özürlü kadınların belirli ihtiyaçları ihmal edilmektedir.

Disabled people can experience discrimination in relation to non-disabled people: Özürlü insanlar özürlü olmayan insanlarla ilişkilerinde ayrımcılıkla karşılaşabilmektedir.

Disabled people should have equal opportunities in all areas: Özürlü insanlar bütün alanlarda eşit fırsatyana sahip olmalıdırlar.

All states have a responsibility to create the legal bases for measures to achieve the objective of full participation and equality for people with disabilities, in accordance with the Standard Rules: Bütün devletler standart kurallara uygun olarak özürlü insanlar için tam katılım ve eşitlik amacının gerçekleştirilmesi yönünde önlemler için yasal zeminler oluşturma sorumluluğuna sahiptirler.

The UN Standard Rules on the Equalisation of Opportunities for Persons with Disabilities should be implemented in all countries: Özürlü bireyler için fırsat eşitliğine ilişkin Birleşmiş Milletler standart kuralları bütün ülkelerde uygulamaya geçirilmelidir.

Laws and regulations in the employment field may not discriminate against disabled people and may not raise obstacles: Kanunlar ve yönetmelikler istihtam alanında özürlü insanlara karşı ayrım yapamaz ve engeller çıkaramaz.

Disabled women should be positively discriminated in certain jobs: Özürlü kadınlara belli işlerde pozitif ayrımcılık yapılmalıdır.

All countries should take action to raise awareness in society about persons with disabilities, their rights, their needs, their potential and their contribution: Bütün ülkeler özürlü bireyler, onların  hakları, ihtiyaçları, potansiyelleri ve katkıları hakkında toplumda bir farkındalık yaratmak için harekete geçmelidirler.

Disabled people need technical aids and assistance that are specifically designed to meet their unique needs: Özürlü insanların özel ihtiyaçlarını karşılamak için özel olarak yapılmış teknik araçlara ve desteklere ihtiyaçları vardır.

Assistive Technology is a tool that helps individuals with disabilities use their own unique abilities to reach their goals: Destekleyici teknoloji özel yeteneklerini kullanan özürlü bireylerin kendi amaçlarına ulaşmalarını sağlayan bir araçtır.

For the deaf and hearing-impaired, there are assistive technologies such as vibrating alarm clocks, flashing doorbell signals and amplification devices. Sağır ve işitme özürlüler için titreşimli çalar saatler, ışıklı kapı zili sinyalleri, ses yükseltici cihazlar gibi destekleyici teknolojiler vardır.

Many hard of hearing people use hearing aids: İşitme güçlüğü çeken birçok insan işitme cihazları kullanır.

They put me on a stretcher, and carried me into the emergency room: Onlar beni sedyeye koydular ve yoğun bakım odasına taşıdılar.