Okulla İlgili İfadeler

Okulla İlgili İfadeler

(Expressions About School)

Yazan: Halil Köseler

İngilizce Öğretmeni

Has the bell rung?: Zil çaldımı.

Has the recess bell rung?: Teneffüs zili çaldı mı?

May I ask a question?: Bir soru sorabilirmiyim?

May I go out?: Dışarı çıkabilirmiyim?

May I give my paper?: Yazımı verebilirmiyim?

Don’t run in the hall, please: Salonda koşmayın lütfen.

No running in the hall: Salonda koşmak yasak.

Your assignment for tomorrow is to read chapter five: Yarınki ödeviniz beşinci bölümü okumak.

May I sharpen my pencil?: Kalemimi açabilirmiyim?

(Sharpen) kelimesi keskinleştirmek anlamındadır. Ancak Türkçede kalemimi keskinleştirebilirmiyim yerine kalemimi açabilirmiyim ifadesi kullanılmaktadır.)

Settle down students, or you won’t be allowed to go out for recess: Öğrenciler sakin olun yoksa teneffüste dışarı çokmanıza izin verilmeyecek.

Can I see your answer?: Sizin cevabınızı görebilirmiyim?

Can I see your homework?: Sizin ödevinizi görebilirmiyim?

Keep your eyes on your own papers: Gözleriniz kendi kağıdınızda olsun.

Don’t talk during the test: Sınav sırasında konuşmayın.

No talking during the test: Sınav sırasında konuşmak yasak.

I don’t want anybody to cheat on the exam: Sınavda hiç kimsenin kopye çekmesini istemiyorum.

Mary cheated on the exam: Mary sınavda kopye çekti.

No cheating. Those breaking the rules will be given zero: Kopye çekmek yok. Kurallara uymayanlara sıfır verilecek.

(Cheating) kelimesi aldatmak anlamındadır. Ancak türkçede sınav sırasında aldatmak yok yerine kopye çekmek yok ifadesi kullanılmaktadır.  Ayrıca (crib) kelimesi de argo olarak kopye çekmek anlamına gelir.)

He must have been cribbing in the exam. How else could he have passed?: O sınavda kopye çekmiş olmalı. Başka nasıl geçebilirdi?

The teacher lectured me and gave me zero on the exam: Öğretmen bana konferans çekti ve sınavda sıfır verdi.

I was teribly disappointed with my grade because İ studied very hard: Ben notumla müthiş hayal kırıklığına uğradım, çünkü çok fazla çalıştım.

The teachers come down hard on cheating. They suspend cheaters: Öğretmenler kopye çekmeyi şiddetle cezalandırırlar. Kopya çekenleri okuldan uzaklaştırırlar.

He is playing the fool: O aptal numarası yapıyor.

I’d better cool off before I talk to the kids. I’m still angry: Çocuklarla konuşmadan önce sakinleşsem daha iyi olur. Hâlâ kızgınım.

I am out of patience with the kids. They are fighting all the time: Benim çocuklara sabrım kalmadı. Bütün zaman kavga ediyorlar.

Try to hold your temper when you work with the children: Çocuklarla çalışırken öfkenize hakim olun.

Don’t speak in a harsh tone: Kaba bir tonda konuşmayın.

Every time I talk to Mary about her studies I feel as if I am wasting my breath: Ben her zaman Mary ile onun çalışmaları hakkında konuşurken sanki boşa nefes tüketiyormuş gibi hissediyorum.

Among students, discontent can snowball. It can spread rapidly: Öğrenciler arasında huzursuzluk büyüyübilir. Çabuk yayılabilir.

I have decided not to drop out of school: Ben okulu bırakmamaya karar verdim.

Raise your hand: Elinizi kaldırın.

If you know the answer, raise your hand: Eğer cevabı biliyorsanız elinizi kaldırın.

If you don’t study for the exams, you haven’t got a hope: Eğer siz sınavlara çalışmazsanız, bir ümidiniz de olmaz.

Who can name the cities in Middle Anatolia District?: Orta Anadolu Bölgesindeki şehirlerin ismini kim söyleyebilir?

Leave the room in a single file: Odayı tek sıra halinde terkedin.

There will be a quiz on Monday: Pazarertesi günü bir kuiz olacak.

Pass in your homework: Ödevinizi getirin.

Don’t tilt your chair like that: Sandalyeni o şekilde eğme.

May I clean the chalkboard?: Yazı tahtasını silebilirmiyim?

The university will probably close its doors next year, if the enrollments have not increased: Eğer kayıtlar artmazsa üniversite ihtimal olarak kapılarını kapatacak.

What the child can do is much more important to both the child and the parent than what he can’t do: Çocuk ve ailenin her ikisi için, çocuğun ne yapabildiği ne yapamadığından çok daha önemlidir.

Help the parents understand the child’s abilities: Aileye çocuğun yeteneklerini anlaması için yardım edin.

The curriculam must reflect children’s current an future needs in family and society: Müfredat çocukların ailede ve toplumda bugünkü ve gelecekteki ihtiyaçlarını yansıtmalıdır.

Expectations should be realistic: Beklentiler gerçekçi olmalı.

She is a good student. Her teachers praise her to the skies: O iyi bir öğrenci. Öğretmenleri onu göklere çıkarıyor.

It is difficult to enter the university: Üniversiteye girmek zor.

It is hard to get into the university: Üniversiteye girmek zor.

Success won’t come on a silver platter. You have to work for it: Başarı gümüş tabakta gelmez. Onun için çalışmanız gerekir.

Our school has very good facilities: Bizim okul çok iyi olanaklara sahip.

The book you want is on loan to someone else until next month: Sizin istediğiniz kitap gelecek aya kadar bir başkasına ödünç verilmiş durumda.

Do you play on any school’s sports team?: Siz herhangi bir okul spor takımında oynuyormusunuz?

Do you still keep in touch with your best friend in elementary school?: Siz ilkokuldaki en iyi arkadaşınızla hâlâ temas kuruyormusunuz?

Have you ever been late for class?: Siz hiç derse geç kaldınız mı?

Did the teacher get angry?: Öğretmen kızdı mı?

Have you ever failed a class?: Siz hiç bir derste başarısız oldunuz mu?

Have you ever slept in class?: Siz hiç derste uyudunuz mu?

How many times have you been absent from school this year?: Siz bu yıl okuldan kaç defa eksik kaldınız?

What classes do you not like?: Siz hangi dersleri sevmiyorsunuz?

What do you want to do after you graduate?: Siz mezun olduktan sonra ne yapmak istiyorsunuz?

What school did you graduate from?: Siz hangi okuldan mezun oldunuz?

Which subjects are you good at?: Siz hangi konularda iyisiniz?

Which subjects are you poor at?: Siz hangi konularda zayıfsınız?

Which subjects are difficult for you?: Sizin için hangi konular zor?

What is your best memory from your elementary school?: Sizin ilkokuldan en güzel hatıranız nedir?

What is your worst memory from your elementary school?: Sizin ilkokuldan en kötü hatıranız nedir?

Can you play any musical instrument?: Siz herhang bir müzik aleti çalabiliyormusunuz?

What kind of music do you like?: Siz hangi çeşit müziği seversiniz?

What kind of music do you usually listen to?: Siz genellikle ne çeşit müzik dinlersiniz?

They go to school together: Onlar okula beraber gidiyorlar.

They go to school separately: Onlar okula ayrı gidiyorlar.

The students are standing side by side: Öğrenciler yan yana duruyorlar.

All children learn many things by association: Bütün çocuklar birçok şeyi çağrışım yoluyla öğrenirler.

That is, what goes with what, what means what: Yani, ne neyle gider, ne ne  demektir.

All children learn many things by imitation: Bütün çocuklar birçok şeyi taklit yoluyla öğrenirler.

You should talk with the child continually, even if you are not sure he understands all of what you say: Sizin ne söylediğinizi onun anlayıp anlamadığından emin olmasanız bile çocukla sürekli konuşmanız gerekir.

Libraries have a significant role in education: Kütüphaneler eğitimde önemli bir role sahiptir.

School libraries are not open to the public: Okul kütüphaneleri halka açık değildir.

Honesty in the home is being open to all members of the family. Giving constructive criticism can be helpful for children to learn honesty: Evde dürüstlük bütün aile üyelerine açık olmaktır. Yapıcı eleştirilerde bulunmak çocukların dürüstlüğü öğrenmesinde yardımcı olabilir.

Teachers shouldn’t use corporal punishment as a means of discipline: Öğretmenler fiziki cezayı bir disiplin aracı olarak kullanmamalıdırlar.

It’s not acceptable for parents to use corporal punishment as a means of discipline: Ailelerin fiziki cezayı bir disiplin aracı olarak kullanmaları kabuledilebilir değildir.

What do you mean? I don’t get it: Ne demek istiyorsunuz. Anlamıyorum.

Those students are making too much noise. They’d better cut it out: O öğrenciler çok fazla gürültü yapıyorlar. Kesseler iyi olur.

I’m sorry that we got into an argument. Let’s have no hard feelings for this: Bir münakaşaya girdiğimiz için özür dilerim. Bunun için kötü duygulara sahip olmayalım.

Sorry for what I said: Söylediklerim için özür dilerim.

How come you didn’t do your homework?: Siz ödevinizi niçin yapmadınız?

The exam was as easy as pie. All of the students scored high: Sınava çok kolaydı. Bütün öğrenciler yüksek sonuç aldılar.

The exam was a cinch. All of the students scored high: Sınav çok kolaydı. Bütün öğrenciler yüksek sonuç aldılar.

Please keep your fingers crossed for me. I have a difficult exam today: Lütfen benim için şans dileyin. Bugün zor bir sınavım var.

It’s no wonder that Mary is failing her classes. She never studies: Mary’nin derslerinde başarısız olması hiç sürpriz değil. O asla çalışmıyor.

I can’t read your mind. If you don’t understand, you’ve got to ask a question: Ben sizin aklınızı okuyamam. Eğer anlamıyorsanız, soru sarmanız gerekir.

I am going to see your teacher about your grades. I hope you’ve been studying: Ben öğretmeninle notların hakkında görüşeceğim. Ümit ederim çalışıyorsundur.

Cold weather sometimes causes a shut-down of the schools: Soğuk hava bazen okulların kapanmasına neden olur.